Socket türkçesi Socket nedir

  • Elektrik akımını almak için fişin sokulduğu yuva; fiş yuvası.
  • Kovan.
  • Göz çukuru.
  • Reze yuvası.
  • Duy (elektrik).
  • Priz.
  • Yuva.
  • Soket.
  • İçine bir şey geçirilen delik.
  • Oyuk.
  • Ek bileziği.
  • Çukur.
  • İki boruyu birbirine eklemekte kullanılan bağlantı parçası.
  • Duy.
  • Şilifli.
  • Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Socket ile ilgili cümleler

English: There are sparks flying out of the electric socket.
Turkish: Elektrik prizinden uçuşan kıvılcımlar var.

English: I need a socket.
Turkish: Bir sokete ihtiyacım var.

English: Ali pushed the plug into the socket.
Turkish: Ali fişi prize taktı.

English: When he openly declared he would marry Pablo, he almost gave his grandmother a heart attack and made his aunt's eyes burst out of their sockets; however, his little sister beamed with pride.
Turkish: O Pablo ile evleneceğini açıkça ilan ettiğinde, neredeyse büyük annesine kalp krizi geçirtecekti , halasının gözlerini yuvasından fırlattıracaktı fakat küçük kız kardeşi gururla baktı.

Socket ingilizcede ne demek, Socket nerede nasıl kullanılır?

Socket for headphone : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bazı sesli aygıtlarda (ses aygıtı, almaç, vb.), sesi dışarıya vermeden ya da saptanırken izlemek için kullanılan kulaklığın takıldığı yuva. Kulaklık yuvası.

 

Socket for remote control : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcı ya da almaçta uzaktan yönetme aygıtının bağlandığı yuva. Uzaktan yönetme yuvası.

Socket for tape recorder : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ses aygıtı yuvası. Bazı aygıtlarda (örneğin almaçta, göstericide) ses aygıtının bağlanması için ayrılan yuva.

Socket for uhf antenna : Almaçta pek yüksek yinelenim kuşaklarındaki yayınları izlemek için, buna özgü dalgalık ucunun sokulduğu yuva. Pek yüksek yinelenim dalgalığı yuvası. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Socket for vhf antenna : Çok yüksek yinelenim (çyy) dalgalığı yuvası. Almaçta çok yüksek yinelenimlerdeki yayınları izlemek için buna özgü dalgalık ucunun sokulduğu yuva. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Ball and socket head : Bir üçayağın yuvar biçimindeki ucunun buna uygun bir dişli yuva içinde her yöne döndürülebilen başlığı. Üçayağın başlıkla birleştiği yerde bilyalı eklem bulunan başlık. Eklemli başlık. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bilyalı başlık.

Windows socket error : Windows socket hatası. Windows yuva hatası.

Antenna socket : Anten soketi. Anten yuvası.

Socket wrench : Soket. Vida veya cıvatalara göre değiştirilebilen farklı boyutlarda soketleri olan anahtar. Boru anahtarı. Lokma anahtar. Lokma anahtarı.

Socket joint : Manşonlu bağlantı. Ek bileziği ile yapılan bağlantı. Ek bilezikli ek. Manşonlu ek.

İngilizce Socket Türkçe anlamı, Socket eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Socket ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Ball and socket joint : Küre biçiminde eklem. Mafsal. Bilya başlı mafsal. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bilyalı eklem. Başlığın her yana kolaylıkla döndürülmesini sağlamak üzere, birbirinin içine iyice yerleşmiş dişi ve erkek yuvarlardan oluşan yuvarsal eklem.

Acetabular : Fincan şeklinde. Asetabular.

Snout : Hayvanın uzun burnu. Burun (hayvan). İspiyoncu. Hortum (zooloji terimi). Muhbir. Tütün. Burun (domuz). Ön kısım (araba).

Beehive : Arıkovanı. Praesepe. Arı kovanı.

Dimple : Yanak. Çene çukuru. Çukurlaşmak. Gamzesi çıkmak. Gamze. Gamzesini göstermek. Çukur oluşturmak. Dimfle.

Eye socket : Gözevi. Gözün yerleştiği göz çukuru. Gözyuvası. Göz yuvası.

Anklesock : Kısa çorap.

Antrum : Boşluk, oyuk, mağara. Antrum. Boşluk (vücut). Antrum (anatomi terimi). Kemikiçi oyuğu.

Cavity : Kavitas. İçi parlatılmış, değişmez sıcaklıkta kalabilen bir küre ve çok küçük bir delik. bu delikten içeri gönderilen ışık içerde sonsuz sayıda yansır; böylece ışık tüm soğurulmuş olur. bu da kara cisim koşulunu sağlar. Fizik, uzay, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Akımmıknatıssal dalgalarla belirli sıklıkta çınlanıma giren uygun boyutlu boş oylum. Diş çukuru. Delik. Kovuk. Kavite. İçi boş oyuk.

Power point : Çıngı prizi. Güç noktası.

Socket synonyms : box end wrench, hip socket, bodily cavity, cotyloid cavity, bone, female connector, expellers, eyehole, sock, orbital, jack, os, collets, pocket, day nursery, ankle sock, anklets, dished, bayoneted, expulsive, eyeholes, firesides, cavitations, hearth and home, lamp base, cleft, hived, orbit, wall plug, coved, collet, anklet, alcove.

Socket ingilizce tanımı, definition of Socket

Socket kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Any hollow thing or place which receives and holds something else. An opening into which anything is fitted. As, the sockets of the teeth.