Dimple türkçesi Dimple nedir

  • Çukur.
  • Gamze.
  • Gamzesi çıkmak.
  • Dimfle.
  • Çukur oluşturmak.
  • Gamzesini göstermek.
  • Yanak.
  • Çene çukuru.
  • Çukurlaşmak.

Dimple ile ilgili cümleler

English: She has cute dimples when she smiles.
Turkish: güldüğünde sevimli gamzelere sahiptir.

Dimple ingilizcede ne demek, Dimple nerede nasıl kullanılır?

Dimpled : Çukurlu. Gamzeli.

Dimples : Gamze. Çene çukuru. Çukur.

Dimpling : Gamzesini göstermek. Çukur oluşturmak. Çukurlaşmak. Gamzesi çıkmak. Gamzelenme. Çukurcuklanma. Gamzeleme.

Dimply : Gamzeli. Çukurlu. Gamzeli bir şekilde.

Dim light : Parlak olmayan ışık. Küçük far. Güçlü olmayan ışık. Zayıf ışık. Sönük ışık.

Have a dim recollection of it : Hayal meyal hatırlamak.

Dim sighted : Anlayışsız.

Dim witted : Salak. Beyinsiz. Geri zekalı. Aptal.

Dim out : Kararmak. Sönmek. Işıkları kısmak. Loşlaşmak. Karartma uygulamak. Karartmak.

Take a dim view : İyi gözle bakmamak.

İngilizce Dimple Türkçe anlamı, Dimple eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dimple ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Depression : Ilıman enlemlerde görülen alçak basınçlı hava döngüsü. Coğrafya, iktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kasavet. Dermansızlık. Buhran. Çökkünlük. Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması gibi nedenlerle oluşan tecimsel sıkıntı. Ekonominin tam çalışma düzeyi altında dengede bulunuşu, (işsizlik, eder düşüklükleri, yapım öğelerinin ulusal gelirden aldığı payların azalması gibi sakıncalar doğurur). Bastırma.

 

Mark : Numara. Çizik. Bilgisayar, bilişim, eğitim, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. İşaretlemek. Mark. İşaret. Alamet. İz bırakmak. Lekelemek. Not.

Dished : Tabak şeklinde. Çökük. Çanaklanmış. İçbükey. Bozuk. Bombeli. Ortası çukur. Konkav. İşi bitmiş.

Fovea : Göz çukuru. Merkezsel fovea. Küçük deli. Vücutta küçük çukur. Fovea. Yuvarlak çukur. Sarı nokta. Gözde ağ katının art duvarının ortasında bulunan ve simgenin en net olarak oluştuğu, bolca koni hücreleri kapsayan sarı renkli bölge. sarı benek, fovea.

Cheek : Yanakların elmacık kemiğinden çene kemiğine kadar olan ve ağız boşluğu hizasına gelen kısmı. Yüzsüzlük. Balıklarda gözle preoperkul arasında kalan bölge. Arsızca konuşmak. Cüret. Yüzsüz olmak. Avurt. Arsızlık. Küstahlık.

Sidewall : Tekerleğin yanakları. Lastik yanağı. Latik yanağı. Tekerlek jant ve yere basış arasındaki bir tekerin yan bölümü. Yan duvar. Birşeyin kenarını oluşturan duvar. Yanak (otomobil lastiğine ait).

Bucca : Bukka. Bukka, mala. Yüzün burnun iki tarafında bulunan parçası.

Cavity : Boşluk. Fizik, uzay, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Diş çukuru. Akımmıknatıssal dalgalarla belirli sıklıkta çınlanıma giren uygun boyutlu boş oylum. Delik. İçi parlatılmış, değişmez sıcaklıkta kalabilen bir küre ve çok küçük bir delik. bu delikten içeri gönderilen ışık içerde sonsuz sayıda yansır; böylece ışık tüm soğurulmuş olur. bu da kara cisim koşulunu sağlar. Kovuk. Oyuk. Kavite. Kavitas.

 

Cavities : Çürük. Boşluk. Oyuk. Delik. Kovuk.

Dimple synonyms : dimples, malar, dibhole, concave, fossette, cheeking, cleft, smile, dent, acetabular, dimpling, coved, foveae, concaves, crater, become hollow, dented, deep set.

Dimple ingilizce tanımı, definition of Dimple

Dimple kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A slight natural depression or indentation on the surface of some part of the body, esp. on the cheek or chin. To form dimples. To mark with dimples or dimplelike depressions. To sink into depressions or little inequalities.