Ball türkçesi Ball nedir
- Balo yapmak.
- Devinimli iki yüzey arasındaki sürtünmeyi azaltmak için kullanılan küçük top.
- Fişek atmak.
- Yumak.
- Alantopu oyununa özgü, çapı 6,67 cm. ile 6,35 cm. arasında, ağırlığı 56,70 g. ile 58,47 g. arasında, üzeri yünlü bezle kaplı lastik yuvarlak.
- İlaç (at).
- Masatopuna özgü, sellüloitten yapılmış, donuk ak renkte, çevresi 11,43 -12,06 cm. arasında, ağırlığı 2,40-2,53 gr. arasında olan yuvarlak.
- Yuvar.
- Top oyunu.
- Küre.
- Sepettopu oyununda, oyuncuların sayı yapmak için kullandıkları küre biçimindeki oyun aracı. deri, sentetik bir nesne ya da lastik bir kılıf ile kaplı ve içi hava dolu bir lastik balon olup, çevresi en az 75 santim, ağırlığı ise en az 600, en çok 650 gramdır. 1.80 metre yükseklikten tahta bir alana bırakıldığı zaman en az 1.20, en çok 1.40 metre yüksekliğe zıplayacak biçimde basınçlı hava ile şişirilmiştir.
- Top mermisi.
- Misket.
- Top yapmak.
- Gülle.
- Top.
- Yuvarcık.
- Bilye.
- Alantopu.
- Tenis, masa tenisi, basketbol alanlarında kullanılır.
- Yumak yapmak.
- Balo.
Ball ile ilgili cümleler
English: A rubber ball bounces because it is elastic.
Turkish: Elastik olduğu için lastik bir top seker.
English: A ball hit her right leg.
Turkish: Onun sağ bacağına bir top çarptı.
English: A ball flew in through the window.
Turkish: Bir top uçarak pencereden içeri girdi.
English: A ball is floating down the river.
Turkish: Bir top nehirden aşağı doğru yüzüyordu.
English: "That shan't happen again," Fortunatus said to himself, and they started to ride at each other again. This time, Fortunatus's spear met his foe so powerfully that he flew from his horse like a ball and lay dead on the earth.
Turkish: " O tekrar olmayacak. "Fortunatus kendi kendine söyledi, ve tekrar birbirlerine at sürmeye başladılar. Bu defa Fortunatus'un mızrağı düşmanına o kadar güçlü rastladı ki o atından bir top gibi uçtu ve yerde ölü yatıyordu.
Ball ingilizcede ne demek, Ball nerede nasıl kullanılır?
Ball ammunition : Küçük çaplı cephane. Normal cephane. Yuvarlak çekirdek yapısı.
Ball and chain : Ayak kösteği. Ayak bağı. Kaşık düşmanı. Bir adamın karısı. Pranga. Eş veya kız arkadaş.
Ball and socket : Küresel mafsal. Bilyalı mafsal.
Ball and socket clamping screw : Bilya başlı mafsal sıkıştırma vidası.
Ball and socket head : Üçayağın başlıkla birleştiği yerde bilyalı eklem bulunan başlık. Bir üçayağın yuvar biçimindeki ucunun buna uygun bir dişli yuva içinde her yöne döndürülebilen başlığı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Eklemli başlık. Bilyalı başlık.
Ball bearing grease : Bilyalı yatak gresi.
Ball bearing steel : Bilyalı yatak çeliği. Bilyalı rulman çeliği.
Ball bearing seat : Bilyalı yatak yuvası.
Ball bearing cup : Bilyalı yatak gövdesi.
Ball boy : Her başlama atışından önce alan içindeki topları toplayıp atışı yapacak oyuncuya veren kişi. Top toplayıcı. Top toplayıcı çocuk. Top toplayıcı (tenis). Ball boy çocuk. Malzemeci. Top toplayıcı çocuk (tenis).
İngilizce Ball Türkçe anlamı, Ball eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Ball ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Sphericus : Sferikus.
Clew : Kuka. Sarmak. İskota yakası. İpucu. İşaret. Yün yumağı. Topak. İplik yumağı. Anahtar.
Muscatels : Misket üzümü. Misket şarabı.
Bun : (saç) topuz. Topuz saç. Topuz (saç). Tavşan. Topuz. Çörek. Ot. Kurabiye. Saç topuzu.
Fagot : Çalı çırpı demeti. İnce odun demeti. Götveren. İbne (argo sözcük). Çalı çırpı. Demet. Çalı-çırpı demeti. Sevimsiz kimse. Sakatat yemeği.
Alley : Geçit. Patika. Ağaçlı yol. Dar sokak. Ale. Ara sokak. Sokak arası. Pasaj.
Grapeshot : Şarapnel içindeki misket. Şarapnel. Misket (gülle). Salkım. Bomba içindeki misket.
Sphere : Tabaka. Alan. Sınıf. Gökyüzü. Gökkubbe. Derece. Katman. Yuvarlak. Saha.
Clews : Şipka (gemi). İşaret. İpucu. Hamak ipi (gemi). İz. Topak. İplik yumağı. Yün yumağı. İskota yakası.
Ball synonyms : pool ball, roulette ball, field hockey ball, punchball, boccie ball, rugby ball, ninepin ball, squash ball, skittle ball, cricket ball, wiffle, bocce ball, ping pong ball, polo ball, punching ball, croquet ball, playground ball, punch bag, bocci ball, musket ball, lacrosse ball, balled, cannon ball, taw, floccus, globulin, sweet smelling, cluing, muscatel, balloon, spheroids, dance, faggots.
Ball zıt anlamlı kelimeler, Ball kelime anlamı
Unwind : Çözmek (sarılı bir şeyi). Dolanmış şeyi açmak. Rahatlatmak. Çözülmek. Gevşemek. Açılmak (sarılı bir şey). Çözmek. Yan gelip yatmak. Çözülmek (sarılı bir şey).
Ball ingilizce tanımı, definition of Ball
Ball kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To gather into balls. As, the horse balls. A social assembly for the purpose of dancing. A ball of snow. A sphere or globe. Any round or roundish body or mass. As, a ball of twine. To gather balls which cling to the feet, as of damp snow or clay. To heat in a furnace and form into balls for rolling. The snow balls. A pitched ball, not struck at by the batsman, which fails to pass over the home base at a height not greater than the batsman`s shoulder nor less than his knee.

Bu kısımda Ball kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Ball ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Ball anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Ball ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.