Top nedir, Top ne demek

  • Birçok spor oyununda kullanılan, türlü büyüklükte, genellikle kauçuktan yapılmış yuvarlak nesne.
  • Gülle veya şarapnel atan büyük, ateşli silah.
  • Bazı aletlerde bulunan toparlağımsı parça.
  • Tamamen, bütünüyle.
  • Homoseksüel erkek.
  • Kumaş, kâğıt vb. şeylerin düzenli bir yığın durumuna getirilmiş bağı.
  • Kumaş, kâğıt gibi şeylerin belli miktardaki bağı
  • Yuvarlak biçimde olan, toparlak.

"Top" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Duvar saatinin topu. Kantarın topu."
  • "Havası boşalmış bir futbol topu..." - A. Gündüz
  • "Kâğıt topları."
  • "Bir top basma. İki top ipekli."
  • "Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor / Barbaros belki donanmayla seferden geliyor" - Y. K. Beyatlı

Yerel Türkçe anlamı:

Top

Kilim ortalarına yapılmış olan süslü desenler.

Toplanmış.

Kol bileziği, burma.

Kepek ve yumurtadan yapılıp yuvarlak biçim verilen hayvan yemi.

Deveye yedirilen hamurlu yem.

Kepek ya da undan yapılmış olan yuvarlak deve hamuru.

1.Pencere. 2.Pencereye konulan tahta korkuluk.

Araba tekerleği başlığı.

Beş arşın uzunluğunda bez.

İlek de denilen erkek incir.

Yığın, demet.

Urgan bükerken dolaşmaması için kullanılan, çekiç biçiminde üstü yivli ağaç araç.

Yuvarlak.

Minder.

Hep.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Araba tekerlerinin tam ortasında bulunan ve içinden dingil geçen ağaç. (*Mudurnu -Bolu; Gölbaşı *Çankaya -Ankara)

 

Törpüleme sırasında atların ayakları altına konan ağaç. (İnköy -Kütahya)

Diğer sözlük anlamları:

Bütün, büsbütün.

Kol bileziği, burma.

Cemâat, küme.

Bilimsel terim anlamı:

Ayaktopu oyununda kullanılan, dışı deri ya da plastikten, içi hava ile şişirilmiş, lastikten yapılma, yuvarlak biçimde ve çevresi 68-71 cm. olan, en çok 396-453 gr. ağırlığındaki top.

Sepettopu oyununda, oyuncuların sayı yapmak için kullandıkları küre biçimindeki oyun aracı. Deri, sentetik bir nesne ya da lastik bir kılıf ile kaplı ve içi hava dolu bir lastik balon olup, çevresi en az 75 santim, ağırlığı ise en az 600, en çok 650 gramdır. 1.80 metre yükseklikten tahta bir alana bırakıldığı zaman en az 1.20, en çok 1.40 metre yüksekliğe zıplayacak biçimde basınçlı hava ile şişirilmiştir.

Masatopuna özgü, sellüloitten yapılmış, donuk ak renkte, çevresi 11,43 -12,06 cm. arasında, ağırlığı 2,40-2,53 gr. arasında olan yuvarlak.

İngilizce'de Top ne demek? Top ingilizcesi nedir?:

bali, ball

Top anlamı, kısaca tanımı:

Top atmak : Batkınlığa uğramak, iflas etmek. sınıfta kalmak.

Top etmek : Bir şeyi yığın durumuna getirmek.

Top gibi gürlemek : Gürültülü bir biçimde bağırmak veya konuşmak.

Top gibi patlamak : Birden gelen şaşırtıcı ve ürkütücü haber duyulmak.

Top sürmek : Kısa vuruşlarla, topu kaçırmadan karşı takımın kalesine veya potasına doğru götürmek.

Top yapmak : Topu rakibe kaptırmadan takım oyuncuları arasında dolaştırmak, topa daha uzun süre sahip olmak.

 

Top yuvarlaktır : "karşılaşma bitmeden sonuç belli olmaz, değişebilir" anlamında kullanılan bir söz.

Topa çıkmak : Rakibin topu rahatça kullanmasına engel olmak için topa hamle etmek.

Topa tutmak : Üzerine topla ateş etmek. kötü eleştiri amaçlı saldırmak.

Topu atmak : İflas etmek. sınıfta kalmak.

Topu dikmek : Ölmek. topu ayakla hızlı bir biçimde havaya doğru atmak.

Topu taca atmak : Konuşulan konuyu saptırmak. karşılaşmada topu yan çizgi dışına çıkarmak.

Top ağaç : Gövdesi yüksekçe bir yerden kesilerek dallandırılan ağaç.

Topaltı : Kale toplarının koruması altındaki yer. Kale ile korunan bir şehrin yakın çevresi.

Top arabası : Sahra topunun oturtulmuş bulunduğu tekerlekli taşıt.

Top atımı : Top atma işi.

Topbaş : Anadolu'da özellikle Tokat yöresinde yetiştirilen açık renkli, orta boy yapraklı ve tatlı içimli bir tütün türü.

Top çam : Yaklaşık 1,5 metre boyunda olan, fazla büyümeyen, yuvarlak biçimde bir tür çam.

Topçeker : Top çeken (hayvan veya araç). Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi, gambot.

Tophane : Top yapılan, top dökülen yer. Topçu askerinin eğitildiği yer.

Topkadife : Kadife çiçeği.

Top kandil : Birçok kandilin birleştirilmesiyle yapılmış avize.

Top mermisi : Top ile atılan sivri uçlu, silindir biçiminde mermi.

Top patlıcan : Bir tür yuvarlak ve etli patlıcan.

Top sağır : Sağırlığı ileri derecede olan.

Top sakal : Uzun ve gür sakalı alttan yusyuvarlak düzeltilip kesilmiş olan (kimse). Çene bölgesinde yusyuvarlak düzeltilip kesilmiş olan, uzun ve gür sakal.

Top sürme : Topu kısa aralıklarla sürükleyerek veya yere vurarak karşı tarafın kalesine veya potasına doğru götürme.

Top tekniği : Oyuncunun topla dilediği gibi oynayabilmesi, topu kullanabilme becerisi.

Top top : Top biçiminde olarak, yuvarlak yuvarlak. Birçok topu bir arada bulunan (kumaş vb.).

Top toplayıcı : Futbol maçlarında oyun sahasının dışına çıkan topları getiren kimse, ikibuçukluk. Maçlarda oyun sahasının dışına çıkan topları getiren kimse.

Top tüfek : Türlü silahlar.

Topyekun : Eksiksiz, toplam, toplu olarak.

Top zambak : Zambak.

Ağır top : Güçlü, ünlü, tanınmış kimse.

Altıntop : İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs (Trollius ranunculoides). Greyfurt.

Armut top : Boksörün çalışmalarında kullandığı içi havalı, dışı deri, armut biçiminde top.

Duran top : Atış yapmak üzere bekletilen ve hareketsiz olan futbol topu.

Ölü top : Değerlendirilemeyen veya boşa giden pas.

Tortop : Bütünüyle top biçiminde, yusyuvarlak (olan).

Tüytop : Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun.

Uçan top : Voleybol.

Yakan top : Birkaç kişilik iki takım arasında bir el topuyla oynanan ve topu karşı takım oyuncusuna vurma temeline dayanan bir oyun türü.

Yumru top : Yuvarlak top.

Yüzer top : Şamandıra.

Alan topu : Tenis.

Ayak topu : Futbol.

Bayram topu : Dinî bayramların başladığını duyurmak için arife ve bayram günlerinde atılan top.

Bilardo topu : Bilardo oyununda kullanılan fil dişinden yapılmış özel bir top.

Cila topu : Cila eriyiğini yüzeye sürtmede kullanılan, dışı dokuma bezden, içi yıkanmış yün veya pamuktan hazırlanan topaç.

Dağ topu : Katır sırtında taşınan küçük top.

Duvar topu : Özel bir odada tek başına veya iki kişiyle oynanan, topu bir raketle duvardaki belirli bölgeye atıp dönüşte çizgilerle belirlenmiş oyun alanına düşürme esasına dayanan bir oyun.

El topu : Yedi veya on birer kişilik iki takım arasında yalnızca elle oynanan, topu karşı takımın kalesine atmaya dayanan oyun, hentbol.

Güneştopu : Acem lalesi.

Havan topu : Üstün atış gücüne sahip bir tür kısa namlulu top, havan.

İftar topu : İftar zamanını bildirmek amacıyla atılan top.

Kantar topu : Kantarda bir ağırlık tartılırken dengeyi sağlayan, kantar kolu üzerinde hareket ettirilebilen metal küre.

Kartopu : Hanımeligillerden, birçok türü süs bitkisi olarak yetiştirilen, zeytinimsi, meyvemsi, kırmızı renkte bir ağaççık (Viburnum). Beyaz ve tombul.

Kar topu : Elle top biçiminde sıkıştırılmış, eğlence amacıyla karşılıklı atılan kar topağı.

Masa topu : Masa tenisi.

Ramazan topu : Ramazan ayında sahur ve iftar vakitlerini halka duyurmak için atılan top.

Sahra topu : Dağ topu gibi katır sırtında taşınmayıp atlarla çekilen top.

Salkım topu : Çevreye dağılan mermi parçaları atan top.

Sepet topu : Basketbol.

Su topu : Topu karşı takımın kalesine sokmak temeline dayanan, yedi yüzücüden oluşan iki takım arasında havuzda oynanan spor türü.

Topu topu : Toplam olarak. Aşağı yukarı, hemen hemen.

Yangın topu : Duvara belirli aralıklarla yerleştirilen, yangın anında ısının belirli bir sıcaklığa ulaşmasıyla patlayarak yangını söndürmeye yarayan düzenek.

Yumruk topu : Boksörlerin düzgün ve çabuk yumruk vurabilmeleri için çalıştıkları, uzunluğu boksörün boyuna göre ayarlanabilen, bir askıya asılı lastik top.

Bazı : Bazen. Birtakım, kimi.

Toparlağımsı : Top biçiminde olan.

Parça : Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Nesne. Pasaj. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Güzel, alımlı kız veya kadın. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Tane. Müzik eseri.

Yuvarlak : Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Top veya küre biçiminde toparlak şey. Homoseksüel erkek.

Toparlak : Top biçiminde olan, yuvarlak, kürevi. Top cephanesi taşıyan araba.

Tamamen : Bütün olarak, büsbütün, baştan sona.

Homoseksüel : Eş cinsel.

Erkek : Sert, kolay bükülmez. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Koca. Sperma oluşturan organizma. Yetişkin adam, bay, er kişi. Sözüne güvenilir, mert. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.

Top açma : Karşı takımın akınını kestikten ya da sayı yitirmeden sonra, ele geçen topla, onların savunma düzeni almalarından önce ileri fırlayan bir oyuncu ile sayı yapma.

Top altı : Kale toplarının koruması altındaki yer. Bir şehrin yakın çevresi.

Top arabacı ocağı : Yeniçeri örgütünde topların, top araç ve gereçlerinin taşınması ile görevli ağabölüğü.

Top arabacıbaşı : Top arabacı ocağının komutanı.

Top deliği : Fırın ocağındaki ateşin tez yanmasını sağlayan hava deliği.

Top : Tonal dengeyi sağlamak, aynı zamanda güzel bir görünüm elde etmek amacıyla gövdeden farklı bir ağaçtan birkaç santimetre kalınlığında kesilerek gövdeye yapıştırılan parça.

Top gibi olmak : Sapasağlam olmak, dinç olmak.

Top gösterisi : Top üzerinde yapılan denge hareketlerinin tümü.

Top güllesi : Sirklerde top içine girip top güllesi gibi fırlatılan kişinin gösterisi.

Top kategori : Nesneleri bütün küçük topolojik uzaylar ve okları da bu uzaylar arasındaki sürekli fonksiyonlar olan büyük kategori.

Top ile ilgili Cümleler

  • Top çite çarptı.
  • Yarın muhtemelen top oyununa gideceğiz.
  • Top duvardan sekti.
  • Top epeyce akıllı, değil mi?
  • Tom'un mükemmel top becerileri var, o yüksek seviyede basketbol oynayamayacak kadar çok kısa.
  • Dünya herkesin bir maske taktığı büyük bir top.
  • Ali iyi hissetmediği için yakar top oynamamaya karar verdi.
  • Bu top senin mi yoksa onun mu?

Diğer dillerde Top anlamı nedir?

İngilizce'de Top ne demek? : n. summit, peak, apex, head; cover, lid, cap; toy with a shape that narrows to a point on which it can spin

v. surpass, excel; rise or reach the top, rise above; surmount; furnish with a top

adj. highest, prime, leading

Fransızca'da Top : [le] :

Almanca'da Top : n. Ball, Bund, Geschütz, Kanone, Kartätsche, Kugel

adj. Ball-

Rusça'da Top : n. пушка (F), орудие (N), мяч (M), шар (M), шайба (F), комок (M), рулон (M), совокупность (F)

adj. артиллерийский