Spoonbill türkçesi Spoonbill nedir

  • Kaşıkgaga.
  • Kaşıklı balıkçıl.
  • [#kaşıkçı Kaşıkçın].
  • Kuşlar (aves) sınıfının, leyleksiler (ciconiiformes) takımının, kelaynakgiller (thereskiornithidae) familyasından, 86 cm kadar uzunlukta, siyah gagalı, beyaz tüylü, avrupa, orta ve güney asya'da toplu halde bataklık ve su kenarlarında yaşayan, koloni halinde ağaçlar üzerinde yaptıkları yuvalarda kuluçkaya yatan, ege bölgesi'nde yerli, diğer bölgelerde yazın görülen göçmen bir tür. kaşıkçı balıkçıl, spatül kuşu.
  • Kaşıkçı balıkçıl.
  • Kaşık balığı.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Spatül kuşu.
  • Kaşıkçı.

Spoonbill ingilizcede ne demek, Spoonbill nerede nasıl kullanılır?

Spoonbills : Kuşlar (aves) sınıfının, leyleksiler (ciconiiformes) takımının, leylekler (ciconiae) alt takımından, gagaları kaşık şeklinde düz ve yassı, su kenarlarında yaşayan ve su hayvanları ile beslenen türlere sahip bir familya. Kaşıklı balıkçılgiller. Kaşıkçı balıkçıl. Kaşıkçı. Kaşık balığı. Kaşıkçın. Kaşıkgaga. Kaşıklı balıkçıl.

Spoon bait : Kaşık zoka. Kaşık şeklinde balık yemi.

Spoon bit : Kaşık matkabı.

Spoon fed : Özgür olmayan. Kaşıkla beslenen. Kendi başına hareket edemeyen. Şımartılmış. Yiyeceği kaşıkla verilen.

Spoon feed : Tüm cevapları sağlamak. Bir kimseye düşünmesini gerektirmeyecek şekilde ders vermek. Tüm yanıtları tedarik etmek. Halihazırda üzerinde çalışılmış olan malzemeyi vermek.

 

Dessert spoon : Tatlı kaşığı.

Greasy spoon : Ucuz ve pis lokanta. Yağlı kaşık. Ucuz kafe. Genelde kızartma menüsü sunan küçük ve ucuz restoran. Küçük ve ucuz restoran. Kalitesiz lokanta.

Spoon hook : Kaşık olta. Olta kaşık, başlık, ara başlık, kıstırma ipi veya ağırlık ve el oltasından oluşan yapıda kurşunun yerini kaplama veya parlak bir metal plaktan uzunca kesilmiş iki ucuna üçlü kanca ve fırdöndü için delik açılmış kaşık ismi verilen bir parça alan olta çeşidi.

Feed with a spoon : Kaşıkla beslemek.

Spoon up : Kaşıkla yemek. Kaşıklamak. Kaşıkla almak.

İngilizce Spoonbill Türkçe anlamı, Spoonbill eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spoonbill ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Acacia : Arap zamkı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya. Mimoza. Salkım ağacı. Akasya sakızı.

Wading bird : Yiyeceğini suda yürüyerek alan uzun bacaklı herhangi bir kuş (balıkçıl, sorguç, flamingo vs). Yağmurkuşu. Su kıyısında yaşayan balıkla beslenen uzun bacaklı kuş. Yağmur kuşu. Dalıcı kuş. Balıkla beslenen uzun bacaklı bir kuş.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.

 

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Abiotic environment : Cansız çevre. Abiyotik çevre. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

A cells : A hücresi. Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Spoonbill synonyms : plataleidae, roseate spoonbill, family plataleidae, ajaia ajaja, common spoonbill, platalea leucorodia, wader, abramis zone, a site, aardvark, aardvarks, spoonbills, abambulacral area, shoveller, aardwolf, shovelers, abductor muscle, shoveler.

Spoonbill ingilizce tanımı, definition of Spoonbill

Spoonbill kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Any one of several species of wading birds of the genera Ajaja and Platalea, and allied genera, in which the long bill is broadly expanded and flattened at the tip.