Spot currency market türkçesi Spot currency market nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Anında teslim döviz piyasası.
  • Yabancı paraların sözleşme yapıldığında veya en geç iki iş günü içerisinde teslim edilmesine dayanan piyasa. krş. gelecekte teslim döviz piyasası.

Spot currency market ingilizcede ne demek, Spot currency market nerede nasıl kullanılır?

Spot : Peşin işlem. Benek yapmak. Kısa tanıtı. Nokta. Benek benek olmak. Benek. Yerine koymak. Görmek. Beneklemek. Değerlendirmek.

Currency : Para, altın, gümüş ve kağıt para. para yerine geçen çek, ödek gibi değerli belgitler. Güncellik. Nakit para. Geçerlilik. Para birimi. Yaygınlık. Döviz. Para. Devir. Sürüm aracı.

Market : Alıcılarla satıcıların belirli bir günde bir araya gelerek alış veriş ettikleri yer. Genel satak. Satışa çıkarmak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Çarşıda alışveriş etmek. Pazar. Alışveriş yapmak. İstek. Çarşı. Borsa.

Euro currency market : Ülke sınırları dışında dolaşan ve uluslararası finansal kurumlarca alınıp satılan çevrilgen paralardan oluşan fonların işlem gördüğü piyasa. krş. avro döviz, avro dolar piyasası. Avro döviz piyasası.

Foreign currency market : Döviz piyasası.

İngilizce Spot currency market Türkçe anlamı, Spot currency market eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Spot currency market ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Spot currency market synonyms : a change in supply, abnormal budget, a pass through certificate, a change in demand, abnormal budget expenditures, ability rent.