Sulking türkçesi Sulking nedir

Sulking ile ilgili cümleler

English: I'm not sulking.
Turkish: Somurtmuyorum.

Sulking ingilizcede ne demek, Sulking nerede nasıl kullanılır?

Sulkiness : Somurtkanlık.

Sulkier : Küskün. Somurtuk. Suratsız. Bir kişilik. (surat) mahkeme duvarı. Abus. Asık. Somurtkan. Sürücülü (saban vb.). Küsmüş.

Sulkies : Suratlı. Asık. Abus. Asık suratlı. İki tekerlekli at arabası. Somurtuk. (surat) mahkeme duvarı. Somurtkan. Asık yüzlü. Küskün.

Sulkiest : Bir kişilik. Somurtkan. İki tekerlekli at arabası. (surat) mahkeme duvarı. Somurtuk. Asık yüzlü. Asık suratlı. Küsmüş. Asık. Tek kişilik.

Sulkily : Asık suratlı bir şekilde.

Sulker : Dudak büken. Surat asan.

Sulky : Suratsız. Küskün. Abus. Asık yüzlü. Bir kişilik. Somurtkan. Asık suratlı. Sürücülü (saban vb.). Küsmüş. Suratlı.

Be sulky : Asık yüzlü olmak.

Sulked : Surat asmak. Somurtma. Dudak sarkıtmak. Somurtmak. Somurtkanlık. Küsmek. Surat etmek. Küskünlük. Surat etme.

A sulky set of china : Tek kişilik porselen takım. Tek kişilik porselen takımı.

İngilizce Sulking Türkçe anlamı, Sulking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sulking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chastening : Cezalandırma. Islah. Şiddetli cezalandırma. Islah etme. Ceza.

 

Lours : Kararmak. Surat asma. Surat asmak. Somurtmak. Karartmak. Kaş çalmak.

Scowls : Kaş çatma. Sert sert bakmak. Kaş çatmak. Sinirli bakmak. Kaşlarını çatmak.

Lour : Kararmak. Surat asma. Surat asmak. Somurtmak. Karartmak. Kaş çalmak.

Commerce : İlişki. İş. Alım satım. Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği. Cinsel ilişki. Alışveriş. İşlenmemiş, işlenmiş, yapılmamış, taşınır, durağan mal alım ve satımı. kira ve kiralama, çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına, uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme, eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma. Bireylerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların kar elde etme amacıyla giriştikleri her türlü mal değişimi. Ticaret. Tecim.

Dutch auction : Kamu veya özel kuruluşların yaptıracakları işi veya gereksindikleri malı, önceden belirlenen yer ve zamanda, yarışma yoluyla en düşük fiyata satın aldıkları bir tür ihale yöntemi. krş. ihale, açık eksiltme, kapalı eksiltme. Eksiltme. En yüksek fiyat teklifi ile başlayıp aşağı doğru inen müzayede. Müzayede. Alıcı çıkana kadar fiyatın düşürüldüğü satış. Açık artırma. Açık eksiltme.

Mercantilism : Merkantilizm. Ticaret anlayışı. Merkantilist ticaret zihniyeti. Merkantilist anlayış. Özellikle 1 yüzyılda deniz aşırı ticaret yapan ülkelerce benimsenen, altın ve gümüş gibi değerli madenleri bir ülkenin siyasi ve iktisadi gücünün başlıca kaynağı olarak gören ve bu nedenle altın ve gümüş miktarını artırmak için dış ticaret fazlası verilmesini zorunlu gören, aşırı devlet müdahalesini öngören öğreti ve buna dayalı iktisadi sistem.

 

Dayaks : Endenozya. Malezya ve brunei'de yaşayan etnik bir grup. Dyak. Borneo (malay takımadaları'nda bir ada) yerlisi veya burada yaşayan kimse. Dayak kimse.

Scowled : Kaşlarını çatmak. Sert sert bakmak. Kaş çatmak. Sinirli bakmak. Kaş çatma.

Wholesale : Toptancılık. Toptancı (tüccar). Büyük çapta olan. Toptan satmak. Toplu. Büyük çapta. Toptan alım satım. Toptan satış. Toptan olarak. Toptan.

Sulking synonyms : private treaty, teleselling, telecommerce, peddling, buffeting, bastinado, capitalisation, telemarketing, retailing, resale, bait and switch, vending, chastisement, sulked, pouted, pouts, corporal punishment, bastings, scowl, dressing down, hawking, judicial decision, dumping, judgement, opinion, caning, bootlegging, drubbing, pout, buffetings, judgment, pouting, capitalization.

Sulking zıt anlamlı kelimeler, Sulking kelime anlamı

Wholesale : Büyük çapta olan. Geniş çapta. Toplu. Toptan satmak. Büyük çapta. Toptancılık. Toptan olarak. Toptancı (tüccar). Toptan satış. Toptan alım satım.

Retail : Perakende satılmak. Tekrar anlatmak. Perakende satış yapma. Ayrıntılarıyla anlatmak. Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Perakende. Yaymak (söylenti). Perakende satmak. Ayrıntılı anlatmak. Perakende satış yapmak.

Increase : Büyümek. Zam yapmak. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması. Artış. Yükseltmek. Artırmak. Artışa geçmek. Çoğalmak. Arttırmak.