Supplementary payment türkçesi Supplementary payment nedir

  • Maaş ve ücretlere eklenen ikramiye, prim, fazla mesai, kasa tazminatı gibi ödemeler.
  • Yan ödeme.
  • Ek ödeme.
  • İktisat alanında kullanılır.

Supplementary payment ingilizcede ne demek, Supplementary payment nerede nasıl kullanılır?

Supplementary : Ek. Tamamlayıcı. Ek olan. Bütünleyici. Suplemental. Zeyl. Bütünler. İlave. İlaveli. Katma.

Payment : Karşılık. Bir varlık elde etme ya da bir dokuncayı önleme, bir iş sağlama amacıyla, para ödeme, borç altına girme ya da bir varlığı aktarma. sağlanmış bir iş ya da satın alınmış bir varlık için ödenen ya da ödenecek olan para. Vergin. Taksit. Maaş. Masraf. Ücret. Tediye. Ödeme. Harcama.

Supplementary angle : Bütünler açı.

Supplementary angles : Bütünler açılar. Düzler açılar.

Supplementary appropriation : Bütçe başlangıç ödeneğinin yetersiz kaldığı durumlarda bütçe içinden ya da ek bütçe yasasıyla sağlanan ödenek. Ek ödenek.

Supplementary brake : Yardımcı eğleç. Yardımcı fren.

İngilizce Supplementary payment Türkçe anlamı, Supplementary payment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Supplementary payment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

 

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Perking : Yan gelir. Kaldırmak. Başını dikmek. Neşelendirmek. Tip. Neşelenmek. Canlanmak. Kendine gelmek. Dikmek.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

Gratification : Hoşnutluk. Tatminkar. İkramiye. Haz. Memnuniyet. Neşe. Zevk veren şey. Sevinç. Para ödülü.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Supplementary payment synonyms : additional payment, extra pay, perquisite, a type mutual funds, a change in individual demand, excess cost, abnormal budget expenditures, a shift in individual demand, ability to pay principle, abnormal budget, a shift in supply, gratifications, perk, perquisites, perked, ability to pay approach, a change in supply, perks.