Tallows türkçesi Tallows nedir

  • Mum yağı.
  • Pasa.
  • Semirtmek.
  • Yağ.
  • Don yağı (koyun veya sığır).
  • Mum yağı ile yağlamak.
  • İç yağı.
  • Don yağı.
  • Donyağı.
  • Yağ bağlatmak.

Tallows ingilizcede ne demek, Tallows nerede nasıl kullanılır?

Tallow candle : Donyağı kandili. Orta çağ tiyatrosunda aydınlatmada kullanılan kandil.

Tallow chandler : Mumcu. Mum üreticisi.

Tallow faced : Beti benzi uçmuş. Soluk yüzlü.

Tallow oil : Mum yağı.

Beef tallow : Sığır etinden elde edilen donyağı.

Vegetable tallow : Bitkisel yağ.

Tallowed : Mum yağı ile yağlanmış.

Cristallography : Kristallerin dış görünümlerinden elde edilen bakışım özellikleri ve kristallerin ağcık yapılarıyle ilgili her türlü sorunu inceleyen bilim. Kristalbilgisi.

Tallowing : Yağlanma.

Crystallographer : Kristalografi uzmanı. Kristal incelemesi ve kristal yapıları uzmanı.

İngilizce Tallows Türkçe anlamı, Tallows eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tallows ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abide : Sadık kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Beklemek. Kurala uymak. Sabit durmak. Dözmek. Dayanmak. İkamet etmek. Katlanmak. Baki kalmak.

Include : Kapsamak. İçermek. Dahil etmek. Kaplamak. Kapsamına almak. Yer vermek. Katmak. İçine almak.

Legitimize : Haklı göstermek. Yasallaştırmak. Meşruluk kazandırmak. Babası olduğunu onaylamak. Nesebini tashih etmek (çocuğun). Tanımak. Yasal hale getirmek. Onaylamak. Yasal olarak geçerli kılmak. Mazur göstermek.

 

Flattery : Kompliman. Dalkavukluk. Yağlama. Pohpohlama. Tabasbus. Yağcılık. Koltuk. Yaltaklanma. Yaltakçılık.

Privilege : İmtiyaz. Ekonomik ve siyasal gücün eşitsiz dağılımından dolayı kimi birey ve toplumsal kümelerin elde ettiği; yasa ya da töreyle yaptırıma bağlanmış olan ya da olmayan üstünlük durumu. Ayrıcalık. Muaf tutmak. Ayrıcalıklı kılmak. Rüçhan hakkı. Nasip. Şeref. Öncelik hakkı. Herhangi bir konuda, bir kişiye ya da kişilere belirli koşullarla tanınan hak.

Give : Vermek. Esnemek. İtiraf etmek. Koparmak. Tanımak. Dogruluğunu kabullenmek. Yapıvermek. Doğruluğunu kabullenmek. Düzenlemek. Uçlanmak.

Stearin : Stearin.

Grease : Briyantin. Katı yağ. Yağıltı. (hayvansal) yağ. Olağan koşullarda katı durumda bulunan yağlama yağı. Rüşvet vermek. Yağ sürmek. Yağlamak. Para yedirmek.

Fating : Tombul. Şişko. Şişman. Şişmanlatmak. İçyağı. Besiye çekmek. Yağlı.

Blarneys : Yağcılık. Yağ çekmek. Dalkavukluk. Övme. Yağ çekme. Yaltaklanma. Yaltaklanmak. Dil dökme. Piyaz.

Tallows synonyms : allow in, flab, clear, let, put up, legitimatize, favor, legalize, fat up, fattens, tolerate, stomach, decriminalize, suets, tallow oil, plump, plumped, stick out, authorize, legitimise, admit, grant, flesh out, feeding up, lipid, trust, endure, tails, adeps, make fat, favour, butt strap, fatting.

Tallows zıt anlamlı kelimeler, Tallows kelime anlamı

Refuse : Direnmek. Döküntü. Refüze etmek. Süprüntü. Kaçınmak. Cerh etmek. Kabul etmemek. Ayak diremek. Atık. Çöp.

 

Criminalise : Suçlu yaratmak. İllegal ilan etmek. Yasadışı olarak duyurmak. Mücrimleştirmek. Bir kimseye suçlu muamelesi yapmak (ayrıca criminalize). Bir kimseyi suçlu duruma düşürmek. Yasa dışı olduğunu beyan etmek. Yasadışı yapmak. Yasaklamak. Suçlu muamelesi yapmak.

Forbid : Memnu kılmak. Haram etmek. Engel olmak. Olanak vermemek. Men etmek. Menetmek. Yasak etmek. Yasaklamak.

Tallows antonyms : outlaw, disallow, criminalize, reject, prevent.