Tebe nedir, Tebe ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Fıtık.
Ot yığını.
(Araştırma bölgemizin bütününde yaygm).
Tebe ile ilgili Cümleler
- Yüzünde büyük bir tebessüm görüyorum. Mutlu olmalısın.
- Müzakeremiz neticesinde de kuvvetli bir hükûmet esası tebellür etmiş bulunuyor.
- Tom'un çok güzel bir tebessümü var.
- Senin çok davetkar bir tebessümün var.
- Onun tebessümü hüzünlü.
- Her ne olursa olsun, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.
- Ali yüzünde bir tebessümle bardan çıktı.
- Tebeşirle yazmak kolay değil.
- ... hanım evladını tepemize tebelleş eden kendisidir.
- Tebessümün arkasında üzüntüsünü sakladı.
- Güzel bir tebessümün var.
- Onun çok davetkar bir tebessümü var.
- Jale'nin çok davetkar bir tebessümü var.
- Tebessümünü sevmiyorum.
- O bir tebessümle acısını sakladı.
Tebe ile ilgili Atasözü veya Deyim
tebelleş etmek : birini veya bir şeyi birinin başına bela etmek.
tebelleş olmak : Dadanmak, başa bela olmak.
tebellüğ etmek : bir bildirimi almak.
tebellür etmek : billurlaşmak belirmek.
teberru etmek : bağışlamak.
teberrüz ettirmek : belirtmek.
tebessüm etmek : gülümsemek.
tebeyyün etmek : belli olmak, ortaya çıkmak.
Tebe anlamı, kısaca tanımı
Tebebet : Arapça kökenli tabâbet: tababet; tıp ilmi
Tebeddülat : Değişiklikler, değişmeler.
Tebek : Pencere.
Tebel : Kıvrım, kat.
Tebelleşmek : Can çekişmek.
Tebellüş olmak : Uğraşmak, oyalanmak: Ali yazıya tebellüş oldu ben de çarşıya gittim.
Tebene : 1.Yorgan iğnesi. 2.Çuvaldız. Yorgan iğnesi.
Teberdar : Baltacı. Yeniçeriler arasında baltalı asker sınıfı.
Teberhun : Kızıl söğüt, tarhun.
Teberik : 1.Armağan, andaç, anmalık : Bu saat bana babamdan teberik kaldı. 2.Korunmak üzere birine ya da bir yere bırakılan şey, emanet. 1.Ölen kimsenin çocuğu. 2.Tek çocuk. Armağan. Arapça kökenli teberrük. Armağan, anmalık. Emanet. Ölen kimsenin çocuğu. Hatıra. Sakarya ilinde, Ferizli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Teberikler : Bolu ilinde, Mengen ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Teberleş olmak : Dadanmak, başa bela olmak.
Teberoğlu : Samsun şehrinde, Lâdik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Teberotu : Havuç.
Teberrik : Armağan.
Teberük : Armağan, andaç, anmalık. Yağsız ya da gıdasız (yemek için). Çok az. Yatırlardan alınan toprak, taş. Armağan. Samsun ili, Vezirköprü belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Teberze : Kurutmaya elverişli, çok tatlı kayısı.
Teberzilemek : Üstüne titremek, özen göstermek.
Tebeşir dönemi : Genellikle alt bölümü killi ve kumlu; üst bölümü tebeşirli olan ikinci zamanın son dönemi. (Başlıca taşılları ilk kapalı tohumlu bitkiler, amonit, belemnitler, rudist ve inoceramus grubundan yumuşakçalar ve deliklilerdir.).
Tebeşir kayası : Doğal tebeşir.
Tebeşirboya : (Resim) Süzgeçten geçirilmiş yulaf lapası ve suda eriyen toz boyaların karışmasından meydana gelen kuru kalem boya.
Tebeşirleme : Tebeşirlemek işi.
Tebeşirlemek : Tebeşir tozu ile kirletmek.
Tebeşirlenme : Tebeşirlenmek işi. Ovalanınca kolayca çıkan toz oluşumu. Kaplanmış yüzeylerde, uzaklaştırılabilecek toz oluşumu. Genellikle UV etkisi ile bağlayıcının bozulması sonucunda oluşan yüzeydeki boya filminin doğal işlemler sonucu gevşek tozumsu bir görünüm alması.
Tebeşirlenmek : Tebeşir tozu ile kirlenmek.
Tebeddül : Bir durumdan başka bir duruma geçme, değişme.
Tebelleş : İstenmediği hâlde, birinden veya bir yerden ayrılmayan, gitmeyen, musallat olan.
Tebellüğ : Bildirimi alma.
Tebellür : Billurlaşma. Belirme.
Teber : Balta. Meşin kesmek için kullanılan araç. Bazı dervişlerin taşıdıkları sapı uzun, keskisi ayça biçiminde, küçük ve hafif balta.
Teberli : Teberi olan.
Teberru : Bağış.
Teberrük : Uğur sayma.
Teberrüken : Uğur sayarak, mutlu olsun diye.
Teberrüz : Meydana çıkma, görünme.
Tebersiz : Teberi olmayan.
Tebessüm : Gülümseme.
Tebessümlü : Tebessüm eden, tebessümü olan.
Tebessümsüz : Tebessüm etmeyen, tebessümü olmayan.
Tebeşir : Toz zerreciklerinden oluşan, çizdiği yerde iz bırakan, beyaz veya açık renkte kireçli kaya. Bu maddeden yapılan, kara tahta, duvar vb. yüzeylere yazı yazmak için kullanılan, beyaz veya renkli çubuk.
Tebeşirleşme : Bir dokunun kalınlığında tebeşire benzer katı birikintilerin oluşması.
Tebeşirli : Tebeşir ile yazılmış.
Tebeşirsiz : Tebeşir ile yazılmamış.
Tebeyyün : Belli olma.
Diğer dillerde Tebain anlamı nedir?
İngilizce'de Tebain ne demek ? : tebain

Bu kısımda Tebe nedir? Tebe ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tebe tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tebe hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.