The graduate türkçesi The graduate nedir

  • Diploma vermek.
  • Derecelendirmek.
  • (üniversiteden) mezun olmak.
  • Mezun olmak.
  • Bitirmek.
  • Mezuniyet.
  • Başrollerinde dustin hoffman ve anne bancroft'ın oynadığı 1967 yapımı film (mike nichols tarafından yönetilen).
  • Mezun.
  • Mezun etmek.
  • Derecelemek.
  • Sınıflandırmak.

The graduate ile ilgili cümleler

English: The principal presented each of the graduates with diploma.
Turkish: Okul müdürü mezunların her birine diplomasını sundu.

English: The principal shook hands with each of the graduates.
Turkish: Müdür mezun olan öğrencilerin her biri ile tokalaştı.

The graduate ingilizcede ne demek, The graduate nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Graduate : Lisans üstü. Üniversite mezunu. Derecelemek. Derecelendirmek. Mezun olmak. Diploma vermek. Diplomalı. Master öğrencisi. (üniversiteden) mezun olmak. Bitirmek.

The 1967 borders : Yeşil hat. 1967 sınırları. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi).

The 2004 tsunami : Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 2004 tsumanisi. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami.

 

The a team : A takımı. Televizyonda macera dizisi ismi.

The ablative : İsmin -den hali. Çıkma durumu. Ablatif.

The above : Yukarıda anılan. Yukarıki. Yukarıdaki. Yukarıda yazılanlar (bir sayfada).

İngilizce The graduate Türkçe anlamı, The graduate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The graduate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arrange : Planlamak. Dizmek. Halletmek. Düzenlemek (toplantı). Oluşturanın özelliğini taşıyan bir yapıt ortaya koymak. Aranje etmek. Saptamak. Sıralamak. Uyuşmak. Hazırlanmak.

Class : Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup. Bilgisayar, eğitim, iktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. Derslik. Belli bir yerde toplanarak bir ya da birkaç öğretmenin gözetim ve yönetimi altında ders gören öğrenci kümesi. bir eğitim kurumuna aynı zamanda yazılan ve bu eğitim kurumunu aynı zamanda bitirmeleri beklenen öğrenci kümesi. bk. derslik. kimi yönlerden birbirine benzeyen birtakım olay ya da gözlemler. Ders. Klas. Bir topluluk içinde, birbirlerinden ekonomik ve toplumsal yönlerden ayrılan ve aralarında karşıtlıklar bulunan bölüklerden her biri. krş. altkültür, kültür alanı, altkültür alanı, yatay bölük. Ayırmak. Sınıf.

Boffs : Vurmak. Osurmak. Çarpmak. Seks yapmak. Birini götürmek. Gaz çıkarmak. Son vermek. Yellenmek. Kusmak.

Assorts : Türlerine göre ayırmak. Ayırmak. Uymak. Tasnif etmek. Yakışmak.

 

Diplomaed : Diplomalı. Diploma.

Graduated : Mezun olmuş. Derece bölüntülü. Üniversite mezunu. Ölçülü. Taksimatlandırılmış. Kademeli. Ayarlı. Taksimatlı. Derecelere ayrılmış.

Calibrated : Ölçülü. Ayarlamak. Kalibre edilmiş. Ölçülenmiş. Ayar etmek. Taksimatlı. Ayarlanmış. Ayarlı. Kalibresini bulmak.

Grad : Mezun kimse.

Classed : Saymak. Kategorize etmek.

Break off : Kesmek. Koparmak. Münasebeti kesmek. Bitmek. Aniden kesmek. Kopartmak. Kat etmek. Bozmak (nişan vb.). Kırılmak. İlişiğini kesmek.

The graduate synonyms : graduations, categorised, accomplish, carry out, graduates, stagger, graduation, permission, bring to an end, accomplishing, calibrating, bring to completion, bring to a close, gradate, arrest, be through, classing, graduating, school leaver, assorting, assort, graduate, gradates, graded, break up, gradated, categorises, categorising, categorizing, carry through, calibrates, classifies, calibrate.