Threatening türkçesi Threatening nedir

Threatening ile ilgili cümleler

English: Are you actually threatening me?
Turkish: Gerçekten beni tehdit mi ediyorsun?

English: Ali has already gotten three threatening phone messages.
Turkish: Ali zaten tehdit edici üç telefon mesajı aldı.

English: Ali gave Mary a threatening look.
Turkish: Ali Mary'ye tehdit edici bir görüntü verdi.

English: Ali thought he was surrounded at night by threatening spirits.
Turkish: Ali gece tehdit eden ruhlar tarafından çevrildiğini düşündü.

English: Are you threatening me?
Turkish: Beni tehdit mi ediyorsun?

Threatening ingilizcede ne demek, Threatening nerede nasıl kullanılır?

Threatening letter : Tehdit mektubu.

Threateningly : Gözünü korkutan bir tarzda. Tehditkar bir şekilde. Riskli bir şekilde. Tehditkar bir biçimde. Güvenli olmayan bir şekilde.

Threaten : Gözünü korkutmak. -e işaret etmek. Tehditte bulunmak. Korkutmak. Tehlike belirtisi olmak. Habercisi olmak. Tehdit etmek. Gözdağı vermek.

Threatened : Riske atılmış. Tehdit edilmiş. Gözü korkutulmuş. Korkmuş.

Threatened abortion : Düşük tehdidi.

Threatener : Gözünü korkutan kimse. Tehdit eden kimse.

The sky threatens a storm : Fırtına çıkacağa benziyor.

 

White threated robin : Ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ardıç kuşugiller (turdidae) familyasından, 16.5 cm kadar uzunlukta, türkiye'de trakya ve anadolu'nun kuzey tarafları hariç diğer bölgelerde yazın kuluçkaya yatan, böceklerle beslenen, göçmen bir kuş türü. akgerdan. Taş bülbülü.

Threateners : Tehdit eden kimse. Gözünü korkutan kimse.

Threatened with a lawsuit : Eğer talepleri yerine getirilmezse dava açmakla korkutmuş. Dava açmakla tehdit etmiş.

İngilizce Threatening Türkçe anlamı, Threatening eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Threatening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fraughts : Hileli kullanım. Dolu. Rahatsız edici. Yüklü. Endişeli.

Heavy : Fedai. Çok. Ağır. Şiddetle. Kötü adam rolü. Başrol oyuncusu. Ağırlıklı. Sıkıcı. Ağır şekilde. Ağır siklet.

Fearsome : Korkulan. Korkak. Müthiş. Dehşetli. Korku duyulan. Korkunç.

Menace : Tehdit eden şey. Gözdağı. Çok yaramaz çocuk. Tehlike. Başbelası. Korku. Tehdit etmek. Gözdağı vermek. Haylaz çocuk.

Fraughting : Dolu. Yüklü. Endişeli. Hileli kullanım. Rahatsız edici.

Worrying : Musallat. Tedirgin edici. Can sıkıcı. Üzücü. Rahatsız edici.

Breathless : Nefessiz. Soluğu kesen. Nefes nefese. Rüzgarsız. Nefesi kesilmiş. Soluk kesici. Sessiz. Nefesini tutmuş. Soluk soluğa kalmış.

Frightening : Dehşet verici. Korkunç. Korku duyulan. Ürkünç. Ürkütücü. Korkulu. Muhatara. Korkulan.

Uneasiest : Rahatsız. Zor. Tedirgin. Tutuk. Rahatsız edici. Endişeli. Huzursuz. Sıkıntılı.

Fraught : Hileli kullanım. Rahatsız edici. Gergin. Endişeli. Yüklü. Dolu. Kaygılı.

 

Threatening synonyms : dangers, horror, uneasier, duresse, terrorization, threated, forbidding, hazing, intimidatory, frowning, uneasy, coercions, hair raising, dreadful, disquieting, startling, baleful, horrible, sullen, intimidation, duress, duresses, jawbone, manace, cloudy, menacing, danger, hairy, threats, coercion, alarming, horrifying, besetting.

Threatening zıt anlamlı kelimeler, Threatening kelime anlamı

Unalarming : Alarma sebep olmayan. Panik yaratmayan. Endişe verici olmayan.

Clear : Belirgin. Berraklaşmak. Uzağa. Berrak. Temiz. Açık. Uzakta. Belgin. Işık tutmak. Silmek.