Breathless türkçesi Breathless nedir
- Nefesi kesilmiş.
- Nefes nefese.
- Nefessiz.
- Soluk soluğa kalmış.
- Korkutucu.
- Soluğu kesen.
- Nefesini tutmuş.
- Soluk kesici.
- Soluğu kesilmiş.
- Sessiz.
- Rüzgarsız.
Breathless ile ilgili cümleler
English: Ali waited breathlessly.
Turkish: Ali nefes nefese bekledi.
English: There are some performances that leave one breathless.
Turkish: Birini nefes nefese bırakan bazı performanslar vardır.
Breathless ingilizcede ne demek, Breathless nerede nasıl kullanılır?
Be breathless : Soluk soluğa kalmak. Nefes nefese kalmak.
Breathlessly : Nefes nefese. Soluk soluğa.
Breathlessness : Soluk alamama durumu. Soluksuzluk. Nefessiz olma durumu. Nefessizlik.
Breath control : Doğru ve güzel konuşmak için gerekli olan denetim. sahne konuşmasındaki kusurun çoğu yanlış ve kötü soluk almadan ileri gelir. doğru soluk alıp verme ve soluk denetimi için özel alıştırmalar vardır. Nefes kontrolü. Soluk denetimi.
Breath of fresh air : Güzel kokan ve temiz hava. Yeni ve tazeleyici şey. Taze bir nefes.
At one breath : Tek nefeste. Aniden. Bir arada. Bir nefeste.
Breath test : Alkol muayenesi. Alkol testi.
Take breath away : Soluğunu kesmek.
Breath testing : Alkol muayenesi. Alkol testi.
Bad breath : Ağız kokusu. Nefes kokusu. Kötü ağız kokusu. Ağızdan gelen kötü koku. Kötü kokan nefes.
İngilizce Breathless Türkçe anlamı, Breathless eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Breathless ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Exciting : Uyarıcı. Coşturucu. Heyecanlandırıcı. İlginç. Heyecanlandıran. Uyaran. Tehyiç. Heyecanlı. Heyecanlandırma. Heyecan verici.
Closemouthed : Konuşkan olmayan. Gürültüsüz. Sır tutabilen. Ağzı sıkı.
Hairy : Saçlı. Tehlikeli. Müthiş. Heyecanlandırıcı. Tüylü. Riskli. Zor. Kıl gibi. Kıl.
Out of breath : Soluksuz. Soluk soluğa. Soluğu kesilmiş bir halde.
Horrible : Kötü. Müthiş. Korkunç. Rezil. Dehşete düşüren. Dehşetli. Yüzüne bakılmaz. İğrenç. Dehşet verici.
Suffocating : Boğucu. Bunaltıcı.
Short winded : Nefes darlığı olan. Solunum yetmezliği olan. Kısa süreli. Kısa süren. Tıknefes.
Intimidatory : Tehditlerle söz geçiren. Sindirici. Tehdit edici.
Lowering : Alçalma. Somurtkan. Vücut bölümlerini kaldırıldıkları yerden kendi ağırlıklarıyla doğal duruma getirme. Eksiltme. Azaltma. Tehdit eden. Bezgin. Alçaltma. İndirme.
At peace : Barışta. Rahatta. Barış halinde. Rahat. Huzur içinde. Güvenlik hissi ile. Sulh halinde. Emniyet ile. Sulh halinde rahatta.
Breathless synonyms : dyspneal, dyspnoeic, dyspnoeal, dumbest, windless, puffed, frightening, hair raising, pantingly, canniest, breathlessly, alarming, unventilated, darkest, winded, dreadful, suffocative, cannier, intimidating, panting, smothering, blown up, dyspneic, aphonic, close tongued, consonantal, pursy, buttoned up, dumber, with bated breath, blown, asphyxiating, breathtaking.
Breathless zıt anlamlı kelimeler, Breathless kelime anlamı
Ventilated : Oksijen vermek. Havalandırmak. Açığa vurmak. Belirtmek. Havalandırılmış. Havalandırılan. Açıkça tartışmak. Havalandırma sistemi.
Breathing : Soluk alıp verme. Nefes. Soluk. Solunum. Soluma. Hasret. Teneffüs. Filmin alıcı penceresi önünde tümsek yapması, bunun sonucunda görüntünün bulanıklaşması. Karın boşluğu ile ciğerlere yeterli ölçüde hava alıp verme. Teneffüs etme.
Unexciting : Heyecansız. Sıkıcı. Can sıkıcı.
Breathless ingilizce tanımı, definition of Breathless
Breathless kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Out of breath. Spent with labor or violent action.

Bu kısımda Breathless kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Breathless ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Breathless anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Breathless ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.