Tonometre türkçesi Tonometre nedir

  • Göz tansiyonu ölçme aleti.

Tonometre ingilizcede ne demek, Tonometre nerede nasıl kullanılır?

Tonometry : Ses ölçüsü. Basıncın ölçülmesi. Göz içi basıncı ölçme yöntemi ve bu amaçla kullanılan aygıt. palpasyon tonometrisi ve indentation tonometrisi gibi çeşitleri vardır. cihaz kornea üzerine konularak ölçüm yapılır. Gerilimin ölçülmesi. Tonometri. Sesin ölçülmesi.

Tonometer : Tonometre. Diyapazon.

Altay autonomous republic : Altay muhtar cumhuriyeti.

Antonomasia : Kişi ismini yerine cins isim koyma (örneğin, hain bir kişiye benedict arnold olarak seslenmek). Cins adlaştırma. İsim yerine unvan kullanma.

Architect of the autonomy process : Bağımsızlık sürecinin mimarı. Özerklik sürecinin yaratıcısı.

Autonomous budget : Önceki düzenlemede kamu iktisadi teşebbüsleri ile sosyal güvenlik kuruluşları bütçelerini kapsarken, daha sonra 5018 sayılı kamu mali yönetimi yasası ile birlikte yalnızca kamu iktisadi teşebbüslerinden oluşan bütçe. Özerk bütçe. Muhtar bütçe.

Autonomist : Otonomi destekçisi ve takipçisi. Özerklik yanlısı. Otonomcu. Otonomiye inanan. Otonomist.

Autonomic nervous system : İstemsiz sinir sistemi. Özerk sinir sistemi. Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinden oluşan ve düz kas, kalp kası ve bezlerin salgılama faaliyetini kontrol eden sinirlerden oluşan yapı. otonom sinir sistemi. Otonom sinir sistemi. Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinden oluşan ve düz kas, kalp kası ve bezlerin salgılama faaliyetini kontrol eden sinirlerden oluşan yapı, otonom sinir sistemi. Otonomik sinir sistemi. İstem dışı vücut fonksiyonlarını kontrol eden sinir sistemi.

 

Autonomic nerve system : Otonom sinir jüyesi. Otonom sinir sistemi.

Autonomous existence : Özerk varoluş. Sadece kendine bağlı sürdürülen hayat. Bağımsız mevcudiyet. Otonom mevcudiyet.

İngilizce Tonometre Türkçe anlamı, Tonometre eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tonometre ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mensuration : Hastada oluşan fiziksel değişimlerin niteliğini ve niceliğini anlamak için yapılan bir muayene, mensurasyon. Ölçü bilimi. Mesaha. Ölçme işlemi. Ölçme. Mensurasyon.

Measuring instrument : Ölçüm malzemeleri. Ölçme aleti. Ölçü aygıtı. Ölçme aygıtı. Ölçme cihazı. Ölçü aleti.

Measuring : Ölçme. Ölçü. Ölçüm. Değer biçme.

Measurement : Bilgisayar, eğitim, fizik, kimya, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir ya da daha çok kişiye ilişkin bir değişken niteliğin niceliğini ya da derecesini saptama ve sayısal olarak belirtme işi. öğrencilerin belli bir alan ya da konudaki gelişme ve başarılarını uygun araçlar ve yöntemler uygulayarak sayısal sonuçlarla belirleme işi. Ölçülme. Mesaha. En, boy, oylum, süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiğini belirtme işlemi. Özdeğin türlü görünümlerini ve bunların niteliklerini karşılaştırabilmek ve dolayısıyla niceliklerini belirleyebilmek amacıyla nesnelere, ilişkin olduğu niteliğe uygun belli kurallara göre sayı verme işlemi. Ölçme. Bir ölçme aracıyla nesneler ve özellikler arasında nitel ve nicel ayrımlar yapma. Ölçü. Türlü toplumsal olguların özelliklerini uygun ölçü araçları kullanarak sayısal olarak saptamaya yönelik bir bilme süreci.

 

Measure : Endazeye vurmak. Tüze önlemi. Karşılaştırmak. Ölçüye vurulan bir konuda bir ölçme aracıyla elde edilen ve ölçme dizgesinin çeşitli birimleriyle dile getirilen değer. Derece. Ölçme aygıtı. Dikkatle bakmak. Ölçü. Tartmak. Ölçüm yapmak.

Measuring system : Ölçüm sistemi. Ölçme sistemi. Ölçüm dizgesi. Ölçme dizgesi.

Measuring device : Ölçü tesisi. Ölçü aleti. Ölçme aygıtı. Ölçme aleti. Ölçüm cihazı. Ölçek.