Tradesmen türkçesi Tradesmen nedir

Tradesmen ingilizcede ne demek, Tradesmen nerede nasıl kullanılır?

Tradesman : Ticaret erbabı. Satıcı. Tacir. İşyeri sahibi. Meslek erbabı. Tüccar. Çarşı esnafı. Esnaf. Dükkancı. Zanaatkar.

Cross trades : Düzmece işlemler. Bir broker'ın aynı menkul kıymetle ilgili emirleri tutarak hem alım hem de satım emirlerini aynı anda gerçekleştirdiği işlemler. Düzme işlemler. Piyasada yapay bir faaliyet yaratmak amacıyla yapılan düzmece işlemler.

Distributive trades : Dağıtım işi.

Jack of all trades : Birden fazla işte başarılı olan. Elinden her iş gelen tip. Ticaret konusunda yetenekli. On parmağında on marifet olan kişi. Becerikli kimse. Elinden her iş gelen. İyi kötü her işi yapan kimse. On parmağında on marifet olan kimse.

The trades : Alize rüzgarları. Esnaf.

Tradeswoman : Ticaret kadını. Esnaf kadın.

Tradescentia fluminensis : Köpeklerde temas dermatitisine neden olan bir cins bitki, tradescentia fluminensis. Telgraf çiceği. Tradescentia fluminensis. Telgraf çiçeği.

Antitrades : Ters alize rüzgarları. Üstalize. Sabit şekilde doğudan batıya esen ve ticaret rüzgarlarının üstünde yatan rüzgar.

Tradesfolk : Tüccarlar. Ticaretle uğraşanlar. Satıcılar. Esnaflar. Tacirler.

 

Balustrades : Merdiven parmaklığı. Trabzan parmaklığı. Korkuluk. Parmaklık. Trabzan. Tırabzan. Merdiven korkuluğu. Tırabzan parmaklığı. Kenarlık.

İngilizce Tradesmen Türkçe anlamı, Tradesmen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tradesmen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Artisan : Sanatkar. Zanaatla uğraşan kişi. Zanaatkar. Sanatçı. Kendi emeği ve sermayesini kullanan, yanında az sayıda işçi çalıştıran, küçük sermaye ve zanaat sahibi. Usta. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Zanaatçı. Bir iş kolunda bütün incelikleri kapasyan nitelikte yetkili olan kişi.

Monger : Tacir. Perakendeci tüccar. Satıcı.

Tobacconist : Tütün satıcısı. Tütün tüccarı. Tütüncü. Sigara satıcısı.

Huckstering : Boşboşçu. İşportacılık yapmak. Güvenilmez satıcı. Seyyar satıcılık yapma. Başlıca amacı para kazanmak olan kimse. Ayak satıcısı. Paragöz tip. Seyyar satıcılık yapmak. Madrabaz.

Craft : Ustalık. Sanat. Gemi. Ustalıkla işlemek. Zanaat. Beceri. Teknik eleman. Hüner.

Merchantmen : Yük gemisi. Ticaret gemisi.

Retailer : Satıcı. Perakende satış yapan gerçek ya da tüzel kişi. Dağınık olarak mal satan. Tektenci. Perakendeci. Perakende satıcı. Dağınıkcı. Kendi emeği ve sermayesini kullanan, yanında az sayıda işçi çalıştıran, küçük sermaye ve zanaat sahibi. Alım satım etkinliğini toptan değil, parça parça yapan tecimci. kentin düzentasarında bunların etkinliklerine ayrılan bölgenin niteliği.

Merchandiser : Tacir. Satıcı.

Businessman : İş adamı. Genel olarak bir işletmenin başına geçip onun geleceğini eline almış olan kişi. bir işletmeyi ekonomik koşullara ve günün tecim olanaklarına uygun bir düzeyde çalıştıran ve yöneten kişi. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Sınai veya ticari etkinliklerle uğraşan gerçek kişi, diğer bir deyişle girişimci. İşletmeci. Sanayici. İşadamı. İş erbabı.

 

Artificer : Askeri teknisyen. Sanatçı. Zanaatkar. Sanatkar. Zanaatkar asker. Askeri makine ustası. Mucit.

Tradesmen synonyms : newsdealer, newsstand operator, newsvendor, market keeper, dealers, huckstered, dealer, storekeepers, cleaner, tradesman, handicraftsman, shopkeeper, handicraftsmen, merchants, florist, dry cleaner, huckster, shop keeper, guilds, artisans, shopman, merchantman, craftman, seth, merchant, artificers, shopkeepers, trader, tradespeople, commercial man, hucksters, storekeeper, craftsman.