Esnaf nedir, Esnaf ne demek
Esnaf; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Küçük sermaye ve zanaat sahibi.
- Başlıca düşüncesi, mesleğinin bütün inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanmak olan kimse

- Kötü yola sapmış olan kadın.
"Esnaf" ile ilgili cümle
- "Kendileri balıkçı olmayıp da balık satan esnafı da severim." - S. F. Abasıyanık
- "Esnaftan bir kadın."
İktisat alanındaki kelime anlamı:
Kendi emeği ve sermayesini kullanan, yanında az sayıda işçi çalıştıran, küçük sermaye ve zanaat sahibi.
İngilizce'de Esnaf ne demek? Esnaf ingilizcesi nedir?:
artisan, craftman, retailer
Esnaf hakkında bilgiler
Esnaf, kelime anlamı olarak sınıflar anlamına gelir. Bağımsız çalışan, yaptığı iş sermayeden ziyade kol ve beden gücüne dayanan girişimcileri tanımlamak için kullanılır. Zanaatkar ve küçük ticarethane sahipleri esnaf olarak anılır. Esnaf ile taciri ayırmada temel olarak emek-sermaye yoğunluğu dikkate alınır.
Esnaf anlamı, tanımı:
Küçük : Küçük abdest. Niceliği az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Kısık, parlak olmayan (ses). Değersiz, önemsiz. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Geri aşamada. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
Sermaye : Konu. Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet.
Zanaat : El ustalığı isteyen işler. İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş, sınaat.
Esnaf ağzı : Satıcıların müşteri çekmek için çarşı ve pazarda kullandıkları dil.
Esnaf loncası : Herhangi bir meslek dalında esnafların kurduğu dernek.
Esna : Bir işin yapıldığı an, sıra.
Esnaflık : Esnafın yaptığı iş. Esnaf olma durumu.
Başlıca : En önemli, başta gelen.
Düşünce : İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.
İncelik : İnce olma durumu. Bir işin herkesçe görülemeyen nitelikleri. Ayrıntı. İnce davranış gösterme, zarafet, nezaket.
Yarar : Yarayan, elverişli, uygun. Çıkar. Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj.
Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.
Meslek : Uğraş. Dizge. Çığır, okul, ekol. Belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş. Öğreti.
Örnek : Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model. En iyi biçimde olan. Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılmış olan davranış, misal. Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası, misil. Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma. İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune.
Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.
Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.
Kötü : Korku, endişe veren. Aşırı, çok. Kaba ve kırıcı. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Zararlı, tehlikeli. İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı.
Kadın : Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Hizmetçi bayan. Bayan. Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen.
Esnaf cemiyeti : Üyelerinin sorunlarını çözmek, aralarındaki işbirliğini geliştirmek ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla esnafların kendi aralarında oluşturdukları mesleki örgütler. Lonca ve ahiliğin günümüzdeki adı.
Esnaf kahyası : Loncalarda esnafça seçilerek kadının onayı ile atanması kesinleşen, derecesi esnaf şeyhinden sonra gelen ve esnafın disiplinine, devletle ilgili işlerine bakmakla görevli yönetici.
Esnaf şeyhi : Esnaf loncasının başkanı.
Esnaf yiğitbaşısı : Loncalarda esnafın zanaat ve ustalıkla ilgili işlerine bakan kimse.
Diğer dillerde Esnaf anlamı nedir?
İngilizce'de Esnaf ne demek? : n. tradesman, tradespeople, artisan, handicraftsman, artificer
Fransızca'da Esnaf : artisan [le]
Almanca'da Esnaf : n. Handwerker
Rusça'da Esnaf : n. ремесло (N), ремесленник (M), кустарь (M), подонок (M), шулер (M)

Bu kısımda Esnaf nedir? Esnaf ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Esnaf tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Esnaf hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.