Ucu nedir, Ucu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yankesici, usta hırsız.

Ucu ile ilgili Cümleler

  • Ali iki ucu bir araya getirmeyi denedi.
  • “Ucu bucağı görünmeyen okyanusların karanlık dalgaları üzerinde avare yüzen bir çöp gibi yalnız.”
  • Anahtarın ucu kırıldı.
  • Testi ucu ucuna geçebildi.
  • Bıçak ağzının ucu keskindir.
  • “Nevin, içinde ucu bucağı kayıp bir boşluk duydu.”
  • Bıçağın ucu keskindir.
  • Ali ucu ucuna ölümden kaçtı.
  • Ali uçağını yakalamak için bol zamanı olduğunu düşünüyordu ama o yalnızca ucu ucuna yetişti.
  • Bilmecenin ucu kapalı siz çözebilir misiniz?
  • Hiç ucu ucuna kurtuldun mu?

Ucu ile ilgili Atasözü veya Deyim

dünyanın öbür ucu : çok uzak yer.

dünyanın ucu uzundur : insanın yaşadıkça türlü durumlarla, çeşitli olaylarla karşılaşabileceğini anlatan bir söz.

işin ucu birine dokunmak : bir işten dolaylı olarak zarar görmek.

ucu bucağı olmamak (veya görünmemek) : başı sonu olmamak.

ucu bucağı yok (veya kayıp) : başı sonu olmayan, sınırsız, sonsuz.

ucu (herhangi birine) dokunmak : birine olumsuz etkisi veya zararı gelmek.

ucu ortası belli olmamak : iş neresinden başlanacağı kestirilemez durumda olmak.

Ucu kısaca anlamı, tanımı

Akson ucu : Motor sinirlerin efektör organlar üzerinde biten uçları; nöron ile nöronun temas ettiği hücre arasındaki yüzeyi genişletmek üzere gelişmiş yapılar. Nöronla nörönun temas ettiği hücre arasındaki yüzeyi genişletmek üzere gelişmiş, motor sinirlerin efektör organlar üzerinde biten uçları

 

Alt ucu : En son, bitim.

Amino ucu : Polipeptit zincirinin serbest alfa amino grubu taşıyan ucu. N ucu. Polipeptit zincirinin serbest alfa amino grubu taşıyan ucu, N ucu.

Ayağ ucu : Yakın yer. Yakında olan, yakındaki. Ortalık, orta yer. Yatağın ayak ucu.

Bağlantı ucu : Bir çevrimde üreteç ucaylarını çevrime bağlayan ekleme parçaları.

Baş ucu yastığı : Baş yastığı.

Burun ucu : Bir yarımada veya dağın denize uzanan en uç tarafı.

Burun ucu abraş : Atlarda burun ucunda görülen beyazlığın bütün burun ucunu kaplaması.

Burun ucu abraş nişaneli : Atlarda burun ucunda görülen beyazlığın burun ucunda küçük bir beyazlık şeklinde bulunması.

C ucu : Polipeptit zincirinin serbest COO- grubu kapsayan ucu; sentezlenen ilk kısım. C terminal.

Doruk ucu : Tütün bitkisinin en son uç yaprağı.

El ucu : Sofrada kalan son lokma ya da ekmek parçaları. Baş parmak hariç, dört parmak tutumu kadar. Yaş, tahsil ve para bakımından büyük olan kimselere saygı makamında söylenir.

İki ucu boklu değnek : Ne yönden bakılırsa bakılsın çözülmesi çok güç iş veya durum.

İletişim ucu : [Bakınız: ].

İplik ucu : İp ucu.

İş ucu : Netice.

İş ucu tutmak : Bir iş yapmağa başlamak.

Kemik ucu : (karşılık: epifiz), Kemiğin çıkıntılı olan herhangi bir bölgesi.

Kesici ucu : Kesici kollarının ucunda bulunan, elektriksel aşınmaya dirençli, platin ya da tungstenden yapılmış, değme uçlarından her biri.

Kesici ucu aşınması : Kesici uçlarında kıvılcım atlaması nedeniyle uç metalinin yanması, bir uçtan öbürüne taşınması.

 

Kilim ucu : Itır çiçeği.

Kuyruk ucu nekrozu : Düzgün olmayan zeminde barındırılan besi sığırlarında kuyruğun uç kısmının basınç altında kalması veya küt fiziksel darbe sonu iskemiye bağlı olarak biçimlenen yerel doku ölümü.

Manyetik ucu : Tel titreşimine karşı duyarlı ve tel titreşiminin tam alınabilmesi için gitar manyetiği üzerinde her telin tam doğrusunda konumlandırılan, manyetik olarak da duyarlı başçık.

N ucu : [Bakınız: amino ucu]. Amino ucu.

Paça ucu : Güreş donu paçasının en son bölümü.

Parmak ucu dengesi : El parmaklarının ucunda bacakları dikey ya da çapraz havada tutma.

Parmak ucu dönüşü : Dansçının parmak ucunda dönmesi.

Parmak ucu duruşu : Dansçının parmak uçlarında duruşu.

Parmak ucu evresi : Bir bacakla yapılan bükülmeden sonra, kadın dansçının parmak uçlarında geri çekilerek durumunu alması.

Sele metal ucu : Selenin metalden yapılmış ucu. Çiftekerin ölçü ve ayarında temel noktalardan biridir.

Sele ucu : Selenin sivri ucu.

Sinir ucu : Periferal sinir sisteminin duygu veya motor sinirlerinin periferal bir organda sonlanan dallanmış ucu. Sinirin çeşitli biçimlere değişmiş olan distal ucu.

Sürgün ucu kültürü : Genellikle 0.1-1.0 mm uzunlukta birkaç primordiyal yaprağın ilave edildiği ve sürgün apikal meristeminden ibaret olan yapının kültürü.

Toprak ucu : Akımsakların eksi ucu.

Ucu bucağı : Göz alabildiğince.

Ucu gaçmak : İşin yapılması, sorunun çözülmesi güçleşmek.

Ucu gelmek : Bitmek, sonu gelmek: ambardaki unun ucu geldi.

Yarım parmak ucu : Dansçının parmaklarının ucunda hafifçe kalkmasıyla elde edilen duruş.

Ayak ucu : Yatılan bir yerin ayak uzatılan yeri. Ayak parmak uçlarının oluşturduğu dar dayanak yüzeyi.

Baş ucu : Yatılan bir yerin baş konulan yönü veya yakını.

Baş ucu kitabı : Sık sık yararlanılan, ana bilgileri veren, değerini yitirmeyen eser.

Cirit ucu : Cirit sopasının ucundaki demir, temren.

Ucu açık : Sonucu belli olmayan.

Ucu kapalı : Sonucu belli olan, seçenekleri bulunmayan.

Ucu ucuna : Ancak, en son kertede.

Diğer dillerde Uclama anlamı nedir?

Fransızca'da Uclama nedir ? : acrostiche