Unsaturated fats türkçesi Unsaturated fats nedir

  • Doymamış yağlar.
  • Doymamış yağ asitlerinin gliserinle oluşturdukları yağiar.
  • Kimya alanında kullanılır.

Unsaturated fats ile ilgili cümleler

English: Unsaturated fats are essential to a healthy diet.
Turkish: Doymamış yağlar sağlıklı bir diyet için gerekli.

Unsaturated fats ingilizcede ne demek, Unsaturated fats nerede nasıl kullanılır?

Unsaturated : İşba haline gelmemiş. Doymamış. Bir çözeltideki bileşen derişimlerinin, çözeltinin tektürelliğini değiştirecek sınırın altında kaldığı durum. karbon atomları arasında çift ya da üçlü bağları olan (bileşikler). Doygun olmayan.

Fats : Yağlar. Üç temel besin maddesi sınıfından biri (vücuttaki enerjinin kaynağı). Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yağ asitlerinin karışık yapılı alkollerle meydana getirdiği esterler. Yağ asitleriyle gliserolün esterleşmesinden oluşan, hayvan ve bitki dokusunda bulunan benzen, eter ve kloroform gibi organik eriticilerde çözünen ancak suda çözünmeyen temel organik bileşikler.

Unsaturated compounds : Karbon atomları arasında çift ya da üçlü bağlar bulunduğu için katılma bileşikleri oluşturabilen alken ve alkin sınıfından bileşikler. t. Doymamış bileşikler.

Unsaturated fat : Doymamış yağ. Doymamış yağ asidi.

 

Unsaturated fatty acid : Karbon zincirinde bir ya da birden çok çift bağ bulunan yağ asidi. ansatüre. Karbon zincirinde bir veya daha fazla yerde iki karbon atomu arasında çift bağ bulunan, oda sıcaklığında sıvı fazda bulunan yağ asidi, doymamış yağ. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Doymamış yağ asidi. Karbon zincirinde bir veya birden fazla çift bağ bulunan yağ asidi, ansatüre yağ asidi. Ansatüre yağ asidi.

Unsaturated hydrocarbon : Doymamış karbonhidrat.

İngilizce Unsaturated fats Türkçe anlamı, Unsaturated fats eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unsaturated fats ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alcoholometry : Bir içkide saf alkol seviyesini ölçme ve doğrulama yöntemi. Alkollü bir çözelti içinde yoğunluk ölçülmesi yoluyla alkol niceliğini belirleme yöntemi. Alkol ölçüm. Alkolölçüm. Alkolometri.

Additive properties : Eklenik özellikler. Bir dizgede birim ya da kesimlerdekilerin toplanmasıyla belirlenen kütle, erke gibi özellikler.

Acid radical : Bir ya da daha fazla hidrojen iyonları kaybından yaratılan kökçe. Bir asidin negatif parçası. Asidik hidrojeni ayrıldıktan sonra kalan asit molekül kalıntısı. Bir asit molekülünün, yükünleştiğinde protonlarından ayrılan ve tepkimelerde tek bir parça gibi davranan no3-, so24 gibi, eski yüklü parçası. Asit kökü.

Aliphatic saturated compounds : Molekülündeki karbonlar arasında tek bağlar bulunan organik bileşikler. örn. propan (. Alifatik doymuş bileşikler.

Additive : İlave. Katılacak. Bir ürüne, kimyasal ya da fiziksel özelliklerini geliştirmek, kalımlı kılmak, çekici yapmak vb. nedenlerle eklenen özdek. Katık. Toplamsal. Ek katkı. Katılan kimyasal madde. Katkı. Çoğalan. Katkı maddesi.

 

Active passive metal : Özgürce yenime uğrarken potansiyeli, edilginleşme potansiyelinin üzerine yükseltildiği zaman, etkin durumdan edilgin duruma geçen metal ya da alaşım. Etkin-edilgin metal.

Aliphatic compounds : Alifatik bileşikler. Düz ya da dallanmış karbon iskeletinden türemiş olan hidrokarbonlar sınıfı. örn.

Activated coal : Etkin kömür. Aktif kömür. Etkinleştirilmiş kömür. Çözeltilerden renk giderme ya da gaz karışımlarından kimi gazlan ayırma amacıyla yüze yutma özelliği geliştirilmiş kömür.

Acier inoxydable : Krom, nikel gibi uygun metallerin katkısıyla havanın, nemin ve pek çok kimyasal özdeğin etkisine karşı dayancı artırılmış olan çelik türü. Paslanmaz çelik.

Active metals : Demir, çinko gibi ölçün elektrot potansiyelleri hidrojeninkinden daha düşük olan metaller. Etkin metaller. Aktif metaller.

Unsaturated fats synonyms : acid salt, aldehydes, alicyclic compounds, alcohols, acidimetry, alabaster.