Was about to türkçesi Was about to nedir

  • -mek üzereydi.
  • -mak üzereydi.
  • -meye henüz yeltenmişti.

Was about to ile ilgili cümleler

English: Ali felt that something was about to happen.
Turkish: Ali bir şeyin olmak üzere olduğunu hissetti.

English: Ali couldn't shake the feeling that something profound was about to happened.
Turkish: Ali insanın içine işleyen bir şey olacağı hissini atlatamadı.

English: Ali could see that Mary was about to break down and cry.
Turkish: Ali Mary'nin ruhen yıkıldığını ve ağlamak üzere olduğunu görebiliyordu.

English: Ali couldn't shake the feeling that something horrible was about to happen.
Turkish: Ali kötü bir şey olmak üzere olduğu hissini atlatamadı.

English: Ali could see that Mary was about to burst into tears.
Turkish: Ali Mary'nin gözyaşlarına boğulmak üzere olduğunu görebiliyordu.

Was about to ingilizcede ne demek, Was about to nerede nasıl kullanılır?

Was : Durmak. -dı. Var olmak. Bulunmak. Anlamına gelmek. Mal olmak. Olmak. -di. Tutmak (para).

About : Hususunda. Etrafında. Şurada burada. Çevresinde. Yakınında. Aşağı yukarı. Tahminen. -den ne haber?. Sularında. Civarında.

To : Göre. -e kadar. Arasında. E doğru. -e göre. İle. E. İla. Ya. Kala.

About to : Üzere. Eşiğinde. Mek üzere. Üzereyken. Az kalsın.

 

About to come : Gelmek üzere.

About to happen : Ha oldu ha olacak. Eli kulağında.

Man about town : Tiyatro ve gece kulübüne sıkça giden adam. Eğlence yerlerinde sıkça görünen adam. Sosyeteye üye adam. Sosyete erkeği. Gösteriş düşkünü. Pleyboy. Boşgezen.

About to explode : Çok kısa bir süre içerisinde patlayacak şekilde ayarlanmış.

About to die : Ölmek üzere. Gidici.

Not to be about to : -memek üzere olmak.