Watersport türkçesi Watersport nedir

  • Su içinde veya su üzerinde yapılmak üzere tasarlanmış spor faaliyeti.
  • Su sporu.

Watersport ingilizcede ne demek, Watersport nerede nasıl kullanılır?

Waterspout : Sağanak yağış. Deniz hortumu. Tornado veya hortum nedeniyle suyun kabarması ve yukarı çekilmesi. Drenaj kanalı. Şiddetli ve ani yağmur. Su hortumu. Sağanak. Oluk. Suyun aktığı musluk. Hortum.

Waterspouts : Sağanak. Tornado veya hortum nedeniyle suyun kabarması ve yukarı çekilmesi. Hortum. Sağanak yağış. Deniz hortumu. Oluk. Su hortumu. Şiddetli ve ani yağmur. Drenaj kanalı. Suyun aktığı musluk.

Waters of forgetfulness : Suyun itme veya zorlama kuvvetine karşı koyma ancak onu tamamen durdurmama gücüne sahip olma durumu.

Still waters run deep : Durgun sular derinden akar. Yumuşak atın çiftesi pek olur. Durgun sular derin olur. Yere bakan yürek yakar. Yere bakan yürek yakandır. Çok konuşan değil çok dinleyen bilir. Yavaş atın çiftesi pek olur.

Bag of waters : Amniyon. Amniyon kesesi.

Coastal waters : Kara suları. Kıyı suları. Karasuları.

Fish in troubled waters : Başkasının boş anından istifade etmek. Düşen insandan fayda sağlamak. Bulanık sudaki balık. Bulanık suda balık avlamak. Bir kimsenin sıkıntılı bir durumu kendi avantajı için kullanması. Başkalarının zayıflıklarından yararlanmak.

 

Father of waters : Misisipi nehri. Kuzey amerika'nın en büyük nehri.

In deep waters : Derin sularda. Büyük problem içinde. Başı dertte. Darda. Zorda. Büyük sorun içinde.

Fish in muddy waters : Bulanık suda balık avlamak.

İngilizce Watersport Türkçe anlamı, Watersport eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Watersport ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rain : Yağmuruna tutmak. Çizik. Yağmur gibi yağdırmak. Yağmur yağmak. Yağmur gibi boşanmak. Yağış. Yağmur. İklim olayının en önemli etkenlerinden biri; havayuvarındaki su buğusunun yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı. Coğrafya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Şakır şakır akmak.

Swim : Yüzdürmek. Boğulmak. Yüzmek. Islatmak. Taşmak. Dolmak. Dönmek. Bir şey içinde yüzmek. Yüzerek geçmek (akarsu veya göl vb'ni). Kulaç atmak.

Torrent : Sağanak. Birdenbire kabaran ve aynı hızla çekilen nehir. Yoğun su akımı. Sel. Lav seli. Sağanak yağış. Şiddetli yağmur. Eğimli yamaçların, özellikle bitki örtüsünden yoksun olanlarda görülen boyları kısa, ancak aşırı eğimleri nedeniyle yeğin yağmurlardan sonra bol su taşıyan, hızlı akışlı düzensiz akarsular. Birdenbire kabaran ve aynı hızla çekilen akıntı.

Rainfall : Yağış miktarı. Yağış. Sağanak. Yağış (miktarı). Yağmur.

Sport : Oynamak. Takılmak. Sportif. Övünmek. Örnek insan. Spor. Spor yapmak. Gösteriş yapmak. Şaka söylemek. Eğlenmek.

Swimming : Uzun mesafe sualtı yüzüşü. Yüzmeye yarayan. Dönen (baş). Yüzüş. Yüzme sporu. Yüzücülük. Sulu. Yüzme.

 

Cloudburst : Ani bastıran yağmur. Şiddetli yağmur. Sağanak. Ani sağanak. Sağanak yağış. Bulut patlaması. Bulut yağmuru. Ani bastıran şiddetli yağmur.

Surfriding : Dalga kayakçılığı. Sörf yapma. Su kayağı. Su kayağı yapma.

Deluge : Suya boğmak. Su baskını. Büyük sel. Sel basmak. ...yağmuruna tutmak. Yağmur. Yağmuruna tutmak. Sel. Akın. Su basmak.

Soaker : Sağanak. Sağanak yağış.

Watersport synonyms : surfboarding, surfing, athletics, aquatics, pelter, downpour, water skiing.