Çend nedir, Çend ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ceviz içi.

Çend anlamı, tanımı

Çendek : İnsan veya hayvan ölüsü. Çözülmesi güç olan düğüm. Bakır sahan ve bıçağın ağzındaki tırtıklar. Yüzü çiçek bozuğu, çopur olan kişi. Ağaçta, balta ile yapılan kesik. Üzerinde odunları kırmak için kullanılan ağaç parçası

Çendelamak : Keserle tahta üzerine vurularak kesik, iz yapmak: Ola kesari bırah tahtayı çendelama.

Çendele : Peynir süzmek için kullanılan seyrek dokunuşlu bez. Sofra bezi. İş önlüğü. Peynir suyunu çıkarma bezi. (Maraş).

Çendelek gitmek : Havalar değişik ve yağışlı gitmek: Bu yıl havalar çendelek gitti, tohum ekemedik.

Çendelemek : Yontmak. Ufak ufak doğramak.

Çendeleşmek : Çekişmek, münakaşa etmek. Tartışmak.

Çendemek : Yontmak.

Çender : [Bakınız: Çandar].

Çendere : Cendere. Su bardağı.

Çendey : Çanta: Pazarda çendeyi doldurdu.

Çendik : Tırtık: Değneği çendik çendik etme. Et tahtası. Burdur kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çendiklemek : Tırtıklamak.

Çendikli : Elbise.

Çendil : Peynir süzmek için kullanılan seyrek dokunuşlu bez. İş önlüğü. Bezden yapılan örtü. [Bakınız: çendele].

Çendir : Yağsız et. Sinirli et. Zayıf bayan. Etin çiğnerken ağızda sakızlaşan sert ve lifli kısımları.

Çendire : Tencere.

 

Çendirek : Sabaha karşı esen yel.

Çendiri : Dallı, uzun kazık.

Çendük : Sınıfta çocukların oturduğu sıra.

Çendürük : Gevşemiş et parçası.

Diğer dillerde Çembersi akımlar varsayımı anlamı nedir?

İngilizce'de Çembersi akımlar varsayımı ne demek ? : hypothesis of convection currents