Çendele nedir, Çendele ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Peynir süzmek için kullanılan seyrek dokunuşlu bez.

Sofra bezi.

İş önlüğü.

Teknik terim anlamı:

Peynir suyunu çıkarma bezi. (Maraş).

Çendele anlamı, tanımı

Çend : Ceviz içi

Çendelek gitmek : Havalar değişik ve yağışlı gitmek: Bu yıl havalar çendelek gitti, tohum ekemedik.

Çendelemek : Yontmak. Ufak ufak doğramak.

Çendeleşmek : Çekişmek, münakaşa etmek. Tartışmak.

Peynir suyu : Yağlı veya yağsız sütten peynir üretimi sırasında süzülen, pasta veya yoğurt üretiminde insan gıdası, süt ikame yemi veya silaj katkı maddesi olarak hayvan beslemede kullanılan, taze veya kurutularak değerlendirilen süt şekeri bakımından zengin ürün, peynir altı suyu.

Seyrek doku : Seyrek dokunmuş giysilik kumaş.

Sofra bezi : Sofranın altına serilen yaygı.

Dokunuş : Dokunma (I) işi, temas. Dokunma ipliklerinin çaprazlama biçimi. Dokunma (II) işi.

Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

Süzmek : Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek. Gözle inceleyerek dikkatle bakmak. Bazı sıvıların yoğunlaşmasına yol açan, katı ve tortulu maddeleri bu sıvılardan ayırmak. Göz baygın ve anlamlı bakmak.

 

Seyrek : Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı. Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir. Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, arada sırada, binde bir, nadir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda.

Peynir : Maya ile katılaştırılarak sütten yapılmış olan ve birçok türü olan besin.

Maraş : Hıyarın topak, yamru yumru çeşidi. Kahraman Maraş.

Süzme : Süzmek işi. Süzülmüş olan, süzülerek elde edilen. Kötü, aşağılık, malın gözü (kimse). Katışıksız, saf.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Sofra : Masa, sini vb. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanmış durumu. Halı göbeğinde daire biçimindeki çiçekli bölüm. Genellikle tekerlek biçiminde, üzerinde yemek de yenebilen ayaklı hamur tahtası. Anüs. Birlikte yemek yiyenlerin tümü.

Seyr : Seyir, seyretme// seyr etmek: temaşa etmek.

Doku : Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç. Bir bütünün yapısı ve özelliği.

Suyu : İnanışa göre ölüp gömüleceği yere bilmeden gitmek.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Diğer dillerde Çembersi akımlar varsayımı anlamı nedir?

İngilizce'de Çembersi akımlar varsayımı ne demek ? : hypothesis of convection currents