Seyr nedir, Seyr ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Seyir, seyretme// seyr etmek: temaşa etmek.

Seyr ile ilgili Cümleler

  • “Sallanı sallanı suya gidersin / Su değil meramın, seyran edersin”
  • Biraz televizyon seyretmek istiyorum sadece.
  • Oyundaki çocuğu seyrediyorduk.
  • Çok fazla televizyon seyretmezdim.
  • Hayır! Ödevini yaptıktan sonra televizyon seyredebilirsin.
  • Televizyon seyrederken bu koltukta oturur.
  • Beyzbol maçını seyretmeye gittim.
  • Sen şimdi curcunayı seyret!
  • “Derin bir hayranlıkla gözlerini kıza kaptırmış, kedi ciğere bakar gibi süzüp duruyordu.”
  • Seyreltilmiş uranyumlu bombalar, ABD demokrasinin en etkili silahlarıdır.
  • Seyretmekten başka bir şey yapamadı.
  • Seyret!
  • “Gönüller bir olunca samanlık seyran olurmuş; hele alev biraz daha bacayı sarsın, o zaman biriniz pes edersiniz.”
  • Seyretmek için favori sporun nedir?
  • Seyrek olarak radyo dinlerim.
  • “Sanki Rumeli baştan başa bir arena idi ve Avrupa siyaset adamları da birer Roma imparatoru gibi mermerden localarına kurulmuşlar, oradaki olumlu güreşleri seyre dalmışlardı.”
  • “Seyrimize çıktınız değil mi? Yürek soğutuyorsunuz değil mi? Allah sizi bizden besbeter etsin inşallah!”
  • Odaya girdiğimde onu televizyon seyrederken buldum.
  • “Tutardık bir göz oda, yerleşirdik, bitti, gitti. İki gönül bir olduktan sonra, samanlık seyran olurdu.”
  • Dün seyrettiğimiz filmi beğendin mi?
 

Seyr ile ilgili Atasözü veya Deyim

adımlarını seyrekleştirmek : hızlı yürürken yavaşlamak.

bayram değil, seyran değil (eniştem beni niye öptü) : “gösterilen bu ilginin, bu yakınlığın bir sebebi olacak” anlamında kullanılan bir söz.

gönüller bir olunca samanlık seyran olur : “karşılıklı sevgi oluşursa maddi sorunlara aldırılmaz” anlamında kullanılan bir söz.

iki gönül bir olunca samanlık seyran olur : “birbirini sevenler için zenginlik önemli değildir” anlamında kullanılan bir söz.

kedi ciğere bakar gibi bakmak (veya süzmek veya seyretmek) : imrenerek bakmak.

seyran etmek (veya eylemek) : gezmek, gezinmek, dolaşmak.

seyrana çıkmak : gezmeye, gezintiye çıkmak.

seyre çıkmak : bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkmak eğlenmek üzere gözlemek, bakmak.

seyre dalmak : bir şeye kendini vererek bakmak.

seyret : beklenmedik bir şey olacağını anlatan bir söz.

seyreyle gümbürtüyü : “çıkacak olayları gör, ibretle seyret” anlamında kullanılan bir söz.

turpun sıkısından seyreği iyidir : “görüşmeyi, konuşmayı sıklaştırmamak doğrudur” anlamında kullanılan bir söz.

Seyr anlamı, kısaca tanımı

Barselona seyrüsefer sular sözleşmesi : (1921 suyla ilgili)

Bayram seyran : Önemli günler. Arada sırada.

Güvey seyranı : Güveyin arkadaşlarıyla kırda gezmesi.

İzotop seyreltme analizi : Etiketlenmiş bir radyoizotopun çözeltiye katılması ile, kağıt kromotıgrafisine benzer bir yolla nicel analiz yapılması işlemi.

Patan seyrek : Çok seyrek.

Sepedi seyreh : Hafif, hoppa, az akıllı kimse.

Ses seyrelimi : Ses dalgaları havada yayılırken basıncın yer yer düşüşü.

 

Seten seyrek : Tek tük. Baştan savma ekilmiş, tek tük çıkan ekin.

Seyragup : Arabozan.

Seyrangah : Arapça kökenli Far. seyrân-gâh: manzaralı; önü açık.

Seyrantepe : Seyrantepe, Diyarbakır'da bir yer adı. Batman ili, Kozluk ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Bitlis ili, Ahlat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kahramanmaraş şehrinde, Narlı nahiyesine bağlı bir bölge. Rize kenti, Kalkandere belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa kenti, Kabahaydar nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Seyrat : Yel ve güneş alan yüksek yer.

Seyredebilme : Seyredebilmek işi.

Seyredebilmek : Seyretme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Seyrediverme : Seyredivermek işi.

Seyredivermek : Seyretmek.

Seyrek ağ : Asıl ağla aynı veya daha kalın materyalden yapılan ve daha büyük göze genişliğine sahip ağ.

Seyrek doku : Seyrek dokunmuş giysilik kumaş.

Seyrek nabız : Parasempatik uyarılar sonucu ortaya çıkan nabız frekansının azalması, pulzus rarus.

Seyrek seten : Orda burda, çok aralıklı.

Seyrek toprak öğeleri : Dıştan ikinci kabuktaki eksicik sayısı ile ayrımlanan lantanyum ile hafniyum arası on dört metal öğe.

Seyrekfanila : Bir erkek çorabı motifi. (Yenikent Aksaray Niğde).

Seyrekköy : Kırşehir kenti, Göllü nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Seyrekleme : Sık biten bitkilerin aralarından kimilerini söküp atma işlemi, aralama. Seyrek olarak, aralıklı.

Seyrekletmek : Fide, fidan ve benzerleri ni aralıklı duruma getirmek, aralamak.

Seyrekli : İzmir ilinde, Ödemiş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Seyreksapan : Seyrek olarak, aralıklı. Gevşek. [Bakınız: seyrekleme].

Seyreksiççe : Uzun taneli, ak bir çeşit üzüm.

Seyreksinek : Kurt bırakan sinek.

Seyreletmek : Topluluk dağılmak, az sayıda kimse kalmak.

Seyrellemeyh : Bakmak, seyretmek.

Seyreltik çözelti : Çözünmüş özdeğin, çözücüye oranının düşük olduğu çözelti. Çözünen oranı çok düşük olan çözelti.

Seyreltilmemiş hidrokarbon gazı : Hava kaçırmaz karbonlama fırınlarında, taşıyıcı gazla karıştırılmadan kullanılan hidrokarbon gazı.

Seyreltim : Bir çözeltiyi seyretmek için çözgen katılması.

Seyreltmemakası : Dişli berber makası. (Bursa).

Seyremek : Sinek konan etlerde kurt yumurtaları oluşmak, et kokmağa yüz tutmak. Sebze fidelerini bahçeye dikmek. Az kıpırdamak, seğirmek. Aralıklı olmak, seyrelmek.

Seyrenser : Akılsız, budala, bön.

Seyrerek : Aralıklıca, az seyrek.

Seyrettik dağılım : Az görülen olayların olasılığını bulmak üzere başvurulan ve durum sayısının yüksek olmasına karşılık belli bir olayın gerçekleşme olasılığının çok düşük olduğu durumlarda olasılığı kestirmek üzere uygulanan kuramsal dağılım, bk. düzgülü dağılım, ikiterimli dağılım.

Seyrettirme : Seyrettirmek işi.

Seyrettirmek : Seyretme işini yaptırmak.

Seyreyh : Akılsız, budala, bön.

Seyreyhlemeyh : Fide, fidan ve benzerleri ni aralıklı duruma getirmek, aralamak.

Seyricekli : Yerinde duramayan, kıpır kıpır eden.

Seyrik : Ketentohumu. 1.Peynirkurdu, kılkurdu. 2.Yara pisliği. 3.Mikrop. Büyük akarsuların sık ve çatılı taşlıklardan geçtiği yerler. Kılkurdu.

Seyrimek : Seğirmek. Tavuk yumurtlayacağını belirten ses çıkarmak.

Seyru : Hasta.

Bayramda seyranda : Seyrek olarak, ara sıra.

Kıyı seyri : Kıyıdan fazla uzaklaşmadan, kıyıyı gözden yitirmeden yapılmış olan sefer, sahil seyri.

Sahil seyri : Kıyı seyri.

Seyran : Gezme, gezinme.

Seyranlık : Gezinti yeri.

Seyredilme : Seyredilmek işi.

Seyredilmek : Seyretme işine konu olmak.

Seyrek : Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı. Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir. Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, arada sırada, binde bir, nadir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda.

Seyrek otlatma : Otlayan hayvanların, genellikle koyun ve keçilerin, mera üzerine seyrek bir biçimde dağıtılarak, birbirini rahatsız etmeden çobanlar tarafından otlatılması.

Seyrekçe : Biraz seyrek, seyrek bir biçimde.

Seyrekleşme : Seyrekleşmek durumu.

Seyrekleşmek : Seyrek duruma gelmek, seyrelmek.

Seyrekleştiriş : Seyrekleştirme işi.

Seyrekleştirme : Seyrekleştirmek işi.

Seyrekleştirmek : Seyrek duruma getirmek, aralamak, seyreltmek.

Seyreklik : Seyrek olma durumu, nadirlik.

Seyrelme : Seyrelmek işi.

Seyrelmek : Seyrekleşmek.

Seyreltici : Seyreltmeyi sağlayan madde.

Seyreltik : Seyreltilmiş olan, derişik karşıtı.

Seyreltiklik : Seyreltik olma durumu.

Seyreltilme : Seyreltilmek durumu.

Seyreltilmek : Seyreltme işi yapılmak. Bir sıvı, bir miktar su veya sıvı katılarak az yoğun duruma getirilmek.

Seyreltme : Seyreltmek işi, seyrekleştirme.

Seyreltmek : Seyrekleştirmek. Sıvıyı bir miktar su veya sıvı katarak az yoğun duruma getirmek.

Seyretme : Seyretmek işi.

Seyretmek : Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak. Bir olaya karışmadan bakmak. Taşıt, ilerlemek, yol almak. Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak, izlemek. Hastalık vb. sürmek, devam etmek.

Seyreyleme : Seyreylemek işi.

Seyreylemek : Bir şeyi seyretmek, geriden gözlemek.

Seyrüsefer : Trafik.

Diğer dillerde Seylan tarçını anlamı nedir?

İngilizce'de Seylan tarçını ne demek ? : cinnamon ceylon