Çığı nedir, Çığı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Pencere kafesi.
Anne.
Hediye paketi.
Düdük yapılan kamış: Bu çığı çok güzel düdük olur.
Karlı yerlerde kürekle açılan yol.
Teknik terim anlamı:
Kazan ve tavaların üstünü örtmek için uygun boy ve çaptaki kamış ya da değneklerin yanyana bağlanmaları ile yapılmış örtü. (Gönenköy Isparta).
Çığı ile ilgili Cümleler
- O, türkü çığırmayı seviyor.
- Havaalanında yüzlerce taksi vardı,hepsi iş için çığırtkanlık yapıyorlardı.
- İngiliz futbolu hayranları bazen çığırından çıkarlar.
- Hepsi birden Atatürk'ün açmakta olduğu bir çığırda çalışıyorlardı.
- Kralın emirlerine göre, kasaba çığırtkanları insanlara ne yapmaları gerektiğini söylerlerdi.
Çığı ile ilgili Atasözü veya Deyim
çığır açmak : bir alanda yeni bir yol, yöntem başlatmak.
iş çığırından çıkmak : amacından saparak düzeltilmesi güç bir durum almak.
Çığı anlamı, kısaca tanımı
Aşağı çığır : Bir akarsuyun eğiminin azaldığı, birikim yapmaya başladığı, ağza yakın kesimi
Çığıl : İri kumlu toprak. Çakıl ve taş yığını. [Bakınız: çaal]. [Bakınız: cığıl]. Kalabalık. İri saman: Biz çığılları hep yakarız. Başa takılan yirmilik altın. Taşlı yol, patika. İri saman.
Çığıl çığıl : Suyun akarken çıkardığı ince, yavaş ve tatlı sesi anlatır.
Çığıl toprak : Kırmızı ve sarı renkli toprak.
Çığılamak : Çıkın yapmak.
Çığılatmak : Çağırttırmak.
Çığılıh : Çığlık.
Çığıllık : Çakıllı yer.
Çığıltma : Çığlık.
Çığım : Akraba.
Çığın : Omuz başı. Çıkın, bohça.
Çığındırık : Sinirli, yağsız et.
Çığır açan bulgular : Önemli ve çok yaygın bir alan içinde uygarlığı etkileyen bulgular.
Çığırabilme : Çığırabilmek işi.
Çığırabilmek : Çığırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Çığırdamak : Ses çıkarmak. Pekmez ve yoğurt ekşiyip kabarmak, köpüklenmek.
Çığırdeşmek : Kavga, gürültü etmek: Çığırdeşmeden hoşlanmam. İnatlaşmak: Keçiler çığırdeştiler.
Çığırdık : Kara gürgen. Zeytin ağaçlarının çiçek açacağı zaman çıkardığı tomurcuk.
Çığırdım : Düğünlerde, davetlilerin verdikleri bir hediyeyi, üç beş kat fazla olarak söyleme geleneği.
Çığırgan : Ağustos böceği. Pamuğu çekirdeğinden ayıran el çıkrığı. Çok bağıran (kimse, çocuk). Yabani menekşe. Kars şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Çığırı kapatmak : Karda açılan geçidin örtülmesi, kapanması.
Çığırı yarmak : Kar içinde ilerlemek, güçlükle yol almak.
Çığırımak : Çağırmak: Gendi tarafını çığırırdı.
Çığırışmak : Çağırışmak.
Çığırlı : Malatya kenti, Pütürge ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Tunceli şehrinde, Hozat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Çığırmah : Çığlık koparmak.
Çığırnık : Tarla kuşu.
Çığırt : Taşlı yol, patika.
Çığırtgan : Pamuğu çekirdeğinden ayıran el çıkrığı. Çok bağıran (kimse, çocuk).
Çığırtmaç : Yumurtalı unun yağda kızartılmasıyla yapılan tatlı. Tellâl.
Çığırtmalık : Aracıya sonuçlandırdığı işlem gereğiyle verilen ödenek.
Çığış çığış : Harman savururken yabanın çıkardığı ses.
Çığış çığış etmek : Çığış çığış sesi çıkarmak.
Çığışık : Bulgurcuk denilen kar taneleri.
Çığışlamak : Su hafif akmak.
Çığıştağı : Hayvan sürmek için kullanılan 25-35 cm. boyunda, ucunda sivri bir cisim bulunan zincirli bizlengiç.
Çığıştak : Hayvan sürmek için kullanılan 25-35 cm. boyunda, ucunda sivri bir cisim bulunan zincirli bizlengiç.
Çığıştı : Çakıltı.
Çığıt : Karlı yerlerde kürekle açılan yol. Hamile kadınların yüzünde görülen koyu renkli leke. Çekirdek. Bazı kimselerin yüzlerinde bulunan nokta nokta esmer lekeler, çil. Pamuk çekirdeği.
Çığıtlanmak : Çillenmek.
Çığız : Oyunda hile yapan. Mızıkçı, oyun bozan.
Çığızlık etmek : Oyunda mızıkçılık etmek.
Gun çığırmak : Gün doğmak, ortalık aydınlanmak.
Türkü çığırmak : Türkü söylemek.
Yukarı çığır : Bir akarsu yatağının kaynak bölgesine komşu kesimi.
Çığıltı : Çığlıkla karışık sesin adı.
Çığır : Çığın kar üzerinde açtığı iz. İz. Patika. Yeni bir biçim, yöntem veya yol.
Çığırış : Çığırma işi.
Çığırma : Çığırmak işi.
Çığırmak : Çağırmak, seslenmek.
Çığırtı : Çığırma sesi.
Çığırtkan : Çağırtkan. Bir olayı, bir haberi yüksek sesle çevreye duyuran kimse. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.
Çığırtkanlık : Çığırtkanın yaptığı iş.
Çığırtma : Çığırtmak işi. Basit, küçük, nefesli bir çalgı.
Çığırtmacı : Çığırtma çalan kimse.
Çığırtmak : Çağırtmak.
Diğer dillerde Çığa balığı anlamı nedir?
İngilizce'de Çığa balığı ne demek ? : sterlet

Bu kısımda Çığı nedir? Çığı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çığı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çığı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.