Önse nedir, Önse ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, av bekleme yeri.

Önse ile ilgili Cümleler

  • Sadece bir önsezi.
  • Ne vahşi, ne de evcil hayvanların ölümle ilgili herhangi önsezileri var gibi görünüyor.
  • Tom'un önsezisi var.
  • Bugün bir önsezim vardı.
  • Bir önsezim var.
  • Bu sadece bir önseziydi.
  • Ara sıra önsezilerim olur ama onlara fazla güvenmem.
  • Tom'un önsezisi doğruydu.
  • Tom'un ölmesiyle ilgili bir önsezim vardı.
  • Güçlü önsezilerim vardır.

Önse anlamı, tanımı

Önsel bilgi : Gözlem ve deney dışında anlıksal çıkarsama yolu ile edinilen bilgi. Doğuştan var olan bilgi. Deney öncesi bilgi. Önsel usavurma yöntemiyle varılan bilgi

Önsel olasılık : (olasılık kuramı) Denemeler yapılmadan önceki olasılık. Bir ya da birden çok denemeden elde edilen sonuca dayalı olasılığa da sonsal olasılık denir. ay. bk. Bayes savı. Bir denemeye başvurmadan salt kuramsal çözümlemeyle belirlenebilen olasılık, bk. görgül olasılık.

Önsel usavurma : Nedenden başlayarak sonuca giden usavurma yöntemi, Anlamdaş. tümdengelimli usavurma.

Önselik : İş önlüğü.

Önsem : Görünüşe göre, anlaşılan, sanırım ki : Önsem bu iş olmaz. Oysa.

Önsemek : Göreceği gelmek, özlemek, istemek.

Önsen : Olur, elbette. Kahramanmaraş ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

 

Önsenen : Olur, elbette.

Önsezili : Önsezisi olan.

Resim önseçimi : Resim seçmeye hazırlık olarak ana denetim görevlisinin ana denetim masasında gerçekleştirdiği iş.

Önsel : Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan, apriori.

Önsellik : Önsel olma durumu.

Önsezi : Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, içe doğma, hissikablelvuku, altıncı duyu, altıncı his. Temellendirilmeyen duygu, verilmemiş olanın, bilinmeyenin, özellikle gelecekle ilgili olanın önceden duyulması.

Bekleme yeri : Bir kimseyi beklemek için ayrılan bölme. Herhangi bir taşıtı beklemek için ayrılan bölme.

Beklemek : Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.

Bekleme : Beklemek işi.

Yığınla : Çok, pek çok.

Avcılar : İstanbul iline bağlı ilçelerden biri.

Yığın : Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe. Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle.

Avcıl : İyi av avlıyan hayvan.

Diğer dillerde Önsayıt anlamı nedir?

İngilizce'de Önsayıt ne demek ? : presupposition