Üzer nedir, Üzer ne demek
Üzer; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Kaymak, süt, yoğurt yüzü.
Ürem, faiz.
Değiş tokuş sırasında üste alınan para.
Can sıkıcı.
Üzer isminin anlamı, Üzer ne demek:
Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü. Üzer ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.
Üzer ile ilgili Cümleler
- Ağustos böceklerinin ninnileri, dızdızlarının ahengi sanki bu karanlık gölgelerde saklı haşeratı uyutuyordu.
- Üzerinde düşünecek bir şey vardı.
- Çirkefe taş atma, hikmetini mırıldanarak kaçar gibi uzaklaştı.
- Üzerimize çöken şimşekli, yıldırımlı havanın bana verdiği helecanı yeniden duyuyorum.
- Üzerine düşeni yap.
- Satürn üzerindeki beyaz lekelerin, güçlü fırtınalar olduklarına inanılır.
- Masalarda oturan kadınların en ufak bir harekette gözleri kapıdaydı.
- Satürn kendi ekseni üzerinde çok hızlı dönen çok büyük bir gaz gezegendir.
- Söylediklerini hepimiz ayrı ayrı üzerimize almıştık, susuyor ve sıkılıyorduk.
- Üzerinde küpe var mı?
- Arabulucular iki taslak metin üzerinde anlaşmaya vardı, ama hala anlaşma sağlanamayan birçok konu var.
- Fakat bir zaman sonra tabiata karşı uğraşmanın nafileliğini anlayarak her şeyi hâli üzere bırakmıştı.
- Dedektif Dan Anderson bir tazı gibi iz üzerinde kaldı.
- Bu minval üzere bir ay bekledik, nöbet gelmedi.
- İşte o günden beri keman sesi, ses duymayan kızların kulaklarına sevdanın sesini duyurmak işini üzerine almıştır.
- Klasik yazarlarımızın yapıtları üzerinde durmak, hepimiz için bir görev.
- Aldım eve getirdim kuşu. Başka zaman olsa üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi uyurdum. Gece uyku girmedi gözüme. Arada bir uyanıp kuşa baktım.
- Üzerime üzerime geliyor!
- Hasılı ne yaptı yaptı, elektrikli süpürge üzerinde kaldı.
- Üzerindeki boya özellikle dış kısmında yavaş yavaş döküldüğünden, kış gelmeden pencereleri boyatacağım.
- Korku, su içen bir ceylana saldıran kurt gibi üzerime çullandı.
- Kız yatağın üzerinde atlıyor.
- Üzerinize bir şey düşebilir, bu yüzden dikkatli olun.
- Jüpiter'in uydularından biri olan İo, üzerinde aktif volkanlara sahiptir.
- Fakat haydi beni boşadınız. Almanya'da sevdiğiniz bir başka kadını üzerime aldınız neyse.
- O hep yaptığı gibi, anahtarı masanın üzerine koydu.
- Ömrübillah güneşi üzerine doğdurmamış olmakla övünüyor.
Üzer ile ilgili Atasözü veya Deyim
adet olduğu üzere : alışıldığı gibi.
afiyet üzere olmak : sağlıklı, rahat yaşıyor olmak.
(bir iş) kağıt üzerinde (veya üstünde) kalmak : yapılması düşünülmüş olduğu hâlde yapılmamak kararı bağlandığı hâlde uygulanmamak.
(bir şeyin) üzerine bir bardak (soğuk) su içmek : üstüne bir bardak su içmek.
(bir şeyin) üzerine üzerine gitmek : üstüne üstüne gitmek.
bu minval üzere : bu biçimde, bu tarzda.
çirkefe taş atmak (veya çirkefi üzerine sıçratmak) : edepsiz bir kimsenin tepkisine yol açacak bir davranışta bulunmak.
gözü (veya gözleri) (bir şeyde veya bir şeyin üzerinde) olmak : dikkati bir yerde toplanmak.
güneşi üzerine doğdurmamak : güneş doğmadan önce yataktan kalkmak.
hali üzere : olduğu gibi.
kapılar yüzüne (veya üzerine veya üstüne) kapanmak : istenilen şeye ulaşma imkânı verilmemek.
kedi gibi dört ayak üzerine düşmek : en güç bir durumdan zarar görmeden kurtulmak.
mütekabiliyet esası üzerine : karşılıklı olarak.
parmağını yaranın üzerine basmak : asıl derdi veya bir derdin asıl sebebini göstermek.
üzerinde durmak : bir işe önem vermek, bir işle yakından, sürekli ilgilenmek.
üzerinde kalmak : mal veya iş, artırma sırasında bir kimsenin olmak istenmeyen şey birine yüklenmek, sorumluluğuna bırakılmak.
üzerinden atlamak : bir şeyi ödev edinmemek.
üzerinden atmak : sıkıntı veren bir iş veya durumdan kurtulmak işi başkasına devretmek.
üzerinden dökülmek : bol ve biçimsiz olmak.
üzerine alınmak : üstüne alınmak.
üzerine almak : bir işi görev edinmek, deruhte etmek bir davranışın kendisine karşı olduğunu sanarak tedirgin olmak, alınmak eşinin üstüne bir başkasıyla evlenmek.
üzerine çekmek : üstüne çekmek.
üzerine çökmek : duygu, durum ve benzerleri bastırmak, kaplamak.
üzerine çullanmak : üstüne çullanmak.
üzerine düşmek : üstüne düşmek.
üzerine koymak : üstüne koymak.
üzerine oturmak : üstüne oturmak.
üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi : üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi.
üzerine titremek : üstüne titremek.
üzerine toz kondurmamak : üstüne toz kondurmamak.
üzerine tuz biber ekmek : üstüne tuz biber ekmek.
(üzerine) tüy dikmek : yaşanan durumu veya olayı daha da kötüleştirmek.
üzerine varmak : üstüne varmak.
üzerine vazife olmamak : üstüne vazife olmamak.
üzerine yaptırmak : üstüne yaptırmak.
üzerine yatmak : üstüne yatmak.
üzerine yıkmak : üstüne yıkmak.
üzerine yok : üstüne yok.
üzerine yüklenmek : üstüne yüklenmek.
üzerine yürümek : üstüne yürümek.
üzerinize afiyet (veya sağlık) : üstünüze afiyet.
Üzer tanımı, anlamı
Alacak üzerinde tutu hakkı : Pay, borç ve alacak belgitlerini tutulayarak bunlara karşılık bankalarca kişiye tanınan borç para verilme hakkı
Ayağ üzere gelmek : Ayağa kalkmak.
Ayak üzere gelmek : Ayağa kalkmak.
Başkası üzerinde denge : Başka bir cambaz üzerinde denge gösterisi.
Beyaz üzerine buyrultu : Sadrazamlarca ilgili kâğıdın kenarına değil, ayrı bir kâğıda yazılan buyrultu.
Beyaz üzerine padişah buyruğu : Padişahların doğrudan doğruya kendi elyazılarıyle ve ayrı bir kâğıda yazdıkları buyruk.
Birden ziyade kimselerin bir şey üzerinde mülkiyyeti : Topluluk iyeliği (Gemeinschaftliches Eigentum).
Bu üzere : Böyle, bu veçhile.
Bulgu belgesi üzerinde tutu hakkı : Belge iyesinin, belgeyi gerektiğinde tutulaması hakkı.
Bulgu belgesi üzerinde yararlanma hakkı : Bulgu belgesi iyesinin belgeden yararlanma hakkı.
Bulgu belgesi üzerindeki haklar : Alınan belge üzerinde, o belgeyi elinde bulunduranın işletme, başkasına bırakma, satma, özel izin verme gibi hakları.
Büyük markaların fiyat üzerindeki gücü : Yaygın ve tutulan markalar olmaları nedeniyle, üzerine konuldukları,malın fiyatına bakmadan halkın, o malı yeğlemesi.
Büyük markaların mal üzerindeki gücü : Halka verdiği güvenlik nedeniyle, büyük markaların malın satışına etkisi.
Çağrı üzerine çalışma : İşçinin yapmayı üstlendiği işle ilgili olarak kendisine gereksinim duyulması durumunda, iş görme ediminin yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı iş ilişkisine dayalı kısmi süreli iş sözleşmesi.
Çağrı yetkisi üzerinde uyuşmazlık : Toplu sözleşme yapabilme ya da yapılmış olan bir toplu sözleşme üzerinde kimi değişiklikler yapma amacı ile, karşıtını çağırmaya yetkili olan işçiler ve işverenler arasında çıkan uyuşmazlık.
Değer üzerinden : Gümrük vergilerinin; malın niteliğine ya da ağırlığına göre değil, değeri üzerinden alınacağını gösteren deyim.
Demir üzerinde : Demirini almış ve kalkmaya hazır (gemi).
Emir üzerine olmak : Emri yerine getirmeğe hazır olmak.
Emtia üzerine rehin : Bir kredi kuruluşunun kredi vereceği firmanın merkezinde depo kurarak stoklarını rehin alması. karşılığı emtia karşılığı kredi.
Gergin ip üzerinde denge : Gerilmiş ip üzerinde dengelenme.
Gevşek ip üzerinde denge : Gevşek ip üzerinde dengelenme.
İş üzerine olmak : İşe devamlı çalışmak.
Kuru madde üzerinden : Bir yemin besin madde içeriğinin kuru madde üzerinden ifade edilmesi, kuru madde esası.
Lenger üzerinde : Demir atmış.
Mal üzerine damga vurmak : Malları, markanın ilkel bir biçimiyle damgalamak.
Mal üzerine imza koymak : Elde yapılan mallara, başkalarının mallarından ayırmak ve alıcıya güven vermek için imza koymak.
Markanın üzerine konulacağı mal : Markanın, üzerine konulacağı mal.
Mayo üzerinde reklam : Yarışçıların mayoları üzerine yazılarak yapılan reklam. Bu yazıların genişliği 16 cm. geçemez.
Sanat üzerine film : Konu olarak herhangi bir sanat ürününü (tablo, yontu, anıt, yapı, vb.) ele alan, bunu belirli bir deyiş ve anlatışla açıklayan film çeşidi.
Sırık üzerinde denge : Sırık üzerinde dengelenme sanatı.
Silindir üzerinde denge : Yuvarlanan silindir üzerinde dengelenme.
Şunun üzerine ki : Şu şartla, şu kayıtla.
Tam işlendirme üzerindeki denge : Reel gayrisafi yurtiçi hasılanın potansiyel gayrisafi yurtiçi hasılayı aştığı, diğer bir deyişle enflasyonist gediğin oluştuğu milli gelir düzeyi.
Tekteker üzerinde denge : Hiçbir yere tutunmadan tekteker üzerinde dengelenme sanatı.
Top üzerinde denge : Yuvarlanan ve hareket eden top üzerinde dengelenme.
Top üzerinde hokkabaz : Yuvarlanan top üzerinde el çabukluğu numaraları yapan hokkabaz.
Trapez üzerinde denge : Trapez üzerinde dengelenme.
Üzer yer : Üst taraf.
Üzerik : Tütsüsü nazara iyi geldiğine inanılan kokulu bir ot. Tütsüsü nazara iyi geldiğine inanılan kokulu bir çeşit bitki.
Üzerine alma : Kabullenme, bir işin uygulanmasını ya da yapımını üzerine alma.
Üzerine bir iki güneş doğmak : Üstüne bir iki güneş doğmak.
Üzerine olmak : Ciddi tutmak, ihmâl etmemek, üzerine düşmek.
Üzerine sürmek : Ayak diremek, üstünde durmak. Israr etmek, üstelemek.
Üzerine uğramak : Üzerine yürümek, hücum etmek, saldırmak.
Üzerinizdeki sayışımımız : Bir ortaklığın ya da tecimsel bir kuruluş ve tecimcinin bir başka ortaklık ve tecimci üzerindeki sayışımı.
Üzerinizdeki sayışımlar : Tecimsel bir ortaklığın başka bir ortaklık üzerindeki üçüncü ortaklığa ilişkin sayışımı.
Üzeriyüklü : Gebe.
Üzerli : Gebe.
Üzerliyh : Evlerde dıvarlara asılan küçük hasır görünüşünde bir süs.
Üzerrik : Tütsüsü nazara iyi geldiğine inanılan kokulu bir çeşit bitki.
Üzerriyh : Tütsüsü nazara iyi geldiğine inanılan kokulu bir çeşit bitki.
Yafta üzerinde yapıt hakkı : Nesneler üzerine konulan yaftaların biçimi ve düzeni ile ilgili olarak yasaların tanıdığı yapıt hakkı.
Yaş yem üzerinden hesaplama : Yemin besin madde içeriğinin nemiyle birlikte ifade edilmesi.
Yükselti üzerinde denge : Bir ayaklık ya da yükselti üzerinde dengelenme biçimi.
Ütüsü üzerinde : Yeni ütülenmiş.
Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.
Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.
Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.
Üzerlik : Sedef otugillerden, yaprakları almaşık, çiçekleri beyaz renkte, susama benzeyen tohumları acı olan, halk hekimliğinde tedavi amaçlı, tütsü olarak kullanılan bir bitki (Peganum harmala). Bu bitkinin tohumlarından yapılmış olan nazarlık veya süs olarak kullanılan eşya.
Diğer dillerde Üzengi ağaları anlamı nedir?
Osmanlıca Üzengi ağaları : rikâb-ı hümayun ağaları

Bu kısımda Üzer nedir? Üzer ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Üzer tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Üzer hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.