Icefall türkçesi Icefall nedir

  • Donmuş çağlayan.
  • Donmuş şelale.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Buzulun, yatağındaki dik bir yeri geçişi.
  • Buz çağlayanı.
  • Buz çağlayan.

Icefall ingilizcede ne demek, Icefall nerede nasıl kullanılır?

Icefalls : Buz çağlayanı. Buz çağlayan. Donmuş şelale. Donmuş çağlayan.

Icefield : Bir kara veya su parçasını örten büyük buz alanı. Buz sahası.

Unicef : Tüm dünyadaki çocukların temel ihtiyaç ve haklarını savunan ve çocukların kendi tam potansiyellerine ulaşmaları için fırsatların artırılmasına yönelik çalışan birleşmiş milletler kuruluşu. Birleşmiş milletler uluslararası çocuklara yardım fonu.

Voiceful : Sesli. Yüksek sesli. Gürültülü.

Ice accretion : Buz toplanması. Buzlanma.

Ice breaker : Tanıştırmak için aracılık yapan. Buz kırıcı.

Ice axe : Buz baltası. Dağcı buz baltası.

Ice age : Buz devri. Buzul devri. Buz çağı. Buzul çağı. Yerin bugünkünden daha büyük bölgelerinin, buzullarla örtülü bulunduğu yerbilim çağı. Buzul dönemi.

Ice blue : Buz mavisi.

Ice box : Bu dolabı. Dondurucu. Soğutucu. Buz kutusu.

İngilizce Icefall Türkçe anlamı, Icefall eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Icefall ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alkali rocks : Alkali kayaç. Alkali kayaçlar. Öteki bileşenlere oranla, alkalilerin çokluğu gibi ayırt edici bir özellik gösteren ve genel olarak sodyumlu piroksen, sodyumlu amfibol ya da feldspatsıları kapsayan magmatik kayaçlar.

 

Alcalic fumarole : Alkali tüten. 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

Absolute chronology : Mutlak kronoloji. Salt çağbilimi. Yerbilim oluşlarının yıllarla bekletilmesi.

Ice : Suyun katı biçimi. Pırlanta. Buzda soğutmak. Buz. Dondurmak. Buzlanmak. Buzla kaplamak. Üzerine krema sürmek. Değerli taş. Buza koymak.

Algonkian : Bir prekambriyen sistemi. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.). Alkongien. Algonkiyen. Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi.

Abrasive power : Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.). Akarsuyun aşındırma gücü. Aşındırıcı güç. Aşındırıcı kuvvet.

Adjacent rock : Yantaş. İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç.

Adventive cone : Parazitik koni. İlerleme hunisi. Bir yanardağın yamacında ve eteğinde, çoğunlukla bir yarık üstünde bulunan lav ya da tüf konisi. Ek koni. İlerleme konisi.

Advance of aglacier : Buzul ilerlemesi. Buzulun önden uzanması.

Icefall synonyms : icefalls, absolute age, after shock, abysal environment, aggregats, abyss, agricultural geology, acrozone, glacier, ice cascade, acid fumarole.

Icefall ingilizce tanımı, definition of Icefall

Icefall kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A frozen waterfall, or mass of ice resembling a frozen waterfall.