In action türkçesi In action nedir

  • Bir çeşit operasyonun ortasında.
  • Hareket halinde.
  • Savaş halinde.
  • Muharebe halinde.
  • Eylem halinde.
  • Faaliyet halinde.

In action ile ilgili cümleler

English: The soldier was killed in action.
Turkish: Asker eylemde öldürüldü.

English: At least six hundred men died in action.
Turkish: Eylemde en az altı yüz insan öldü.

English: Our son was killed in action.
Turkish: Oğlumuz eylemde öldürüldü.

In action ingilizcede ne demek, In action nerede nasıl kullanılır?

In : Gelmiş olan. İç. İçeri doğru yönelen. İçinde. Olarak. İçine. İçeriye. İktidardaki. Mevsimi gelmiş. Çok moda olan.

Action : Çarpışma. Kuvvet. Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. İş. Olayların gelişimi. İs. Dava. Etkileme. Başla. Aksiyon.

Be killed in action : Harp sırasında öldürüldü. Savaş sırasında öldürüldü. Çarpışmada öldürüldü. Harekat sırasında öldürüldü.

Chose in action : Alacak hakları. Talep hakkı. Alacak. Dava hakkı.

Die in action : Çarpışma sırasında ölmek. Savaş sırasında ölmek. Muharebe sırasında ölmek.

Missing in action : Muharebede kaybolmuş. Kayıp veya esir. Muharebede kaybolan.

Killed in action : Askeri manevra sırasında öldürülen (genellikle savaştaki askerlerle ilgilidir). Görev sırasında şehit olan. Savaşta hayatını kaybeden. Görev esnasında öldürülen asker.

 

İngilizce In action Türkçe anlamı, In action eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In action ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In the act : Suçüstü. Eylemde. Cinsel ilişki sırasında. Çalışır halde. İşbaşında.

Astir : Uyanık. Heyecanlı. Heyecan içinde. Uyanmış. Harekette. Ayakta. Kalkmış.

In motion : Devinim halinde. Hareketli.

On the march : Uygun adımlarla yürüyerek ilerlemek. Yürüyüş halinde. Yürüyerek ilerlemek.

Agoing : Evvel. Gitmek üzere. Önce. Gitmeye hazır. Gitme halinde. Giden.

On the move : İlerlemekte. Seyahat halinde. Seyyar.

In gear : İşe koyulmaya hazır. Meşgul. Düzenli. Viteste. İşe hazır. Faaliyet durumunda. İşler halde.

Traveling : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İlerleme. Alıcının herhangi bir araç üzerinde çeşitli yönlere devindirilmesi; özellikle öne, geriye, yanlara, aşağıya, yukarıya sürekli devinimi. Seyahat etme. Seyahat. Kaydırma. Seyahat etmek. Yolculuk. Gezici.

At war : Savaş durumunda. Çatışmada.

On the go : Faaliyette. Gittikçe kötüleşmekte. Sürekli meşgul. Koşturmaca içinde. İş başında. Harekette. Faal. Gittikçe. Sürekli dolu.

In action synonyms : in the very act, under way, under weigh, in flagrante delicto, on the wing, embattled.