In the doldrums türkçesi In the doldrums nedir

In the doldrums ingilizcede ne demek, In the doldrums nerede nasıl kullanılır?

In : Gelmiş olan. Tutulan. İçeri. Mevsimi gelmiş. Olarak. İçeri doğru yönelen. Halinde. Çok moda olan. İçine. Dahili.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Doldrums : Morali bozuk. Eşlek dolaylarında yer alan, hava devinimleri bakımından durgun alanlara verilen ad. Kasvet. Durgunlar. Keder. Sıkıntı. Sakinler. Keyifsizlik. Keyifsiz.

Be in the doldrums : Kesat olmak (işleri). Efkarlı olmak. Keyfi yerinde olmamak. Can sıkıntısı çekmek. Rüzgarın esmediği bir bölgede bulunmak. Durgun olmak.

In the abstract : Nazari olarak. Kuramsal olarak. Teoride. Genel olarak. Kavram olarak.

In the ascendant : Etkin olan. Yıldızı parlayan. Egemen olan. Gücü artan. Egemenliği artan. Etkinliği artan. Hüküm süren.

In the afternoon : Öğleden sonra. İkindiyin.

In the ascendent : Hüküm süren. Etkin olan. Egemen olan.

In the affirmative : Olumlu olarak. Onaylayarak.

In the aggregate : Hep birlikte. Toplam olarak. Bir bütün olarak.

 

İngilizce In the doldrums Türkçe anlamı, In the doldrums eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In the doldrums ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Down in the dumps : Üzüntülü. Depresyonda. Sıkıntıda. Mutsuz. Bunalımda. Üzgün. Asık surat ile.

Calmer : Sakinleşmek (deniz). Ağırbaşlı. Arsız. Huzurlu. Serinkanlı. Teskin etmek. Endişesiz. Esintisiz. Sakinlik. Dingin.

Demoralised : Moralini bozmak (demoralize olarak da yazılır). Demoralize. Cesaretini kırmak. Ahlaksızlaştırmak. Morali bozulmuş.

Cheerless : Hüzünlü. Kasvetli. Sıkıcı. Üzücü. İç karartıcı. İç karartan.

Dismal : Sıkıntılı. Kederli. Sönük. Kapanık. Kasvetli. Üzücü. Loş ve sıkıntı verici. İç karartıcı.

Dispirited : Keyfi kaçmış. Cesareti kırık. Moralsiz. Cesaretsiz.

Darksome : Bilinmeyen. Karanlık. Kasvetli. Gölgeli. Belirsiz. Loş.

Has nothing to do : Yapacak bir şeyi yok. İle iştigal edecek bir şeyi yok.

Despondent : Meyus. Umutsuz. Umutsuzluğa kapılmış. Ümitsiz. Ümitsizliğe kapılmış.

Flattest : Kesat. Havası inmiş. Kesin. Düz. Gazı kaçmış. Hareketsiz. Bemol. Kısık. Kati.

In the doldrums synonyms : downhearted, dumpish, cheerlessness, dolefuller, down in the mouth, ditch water, bothered, downcast, depressed, bluest, bluer, het up, harried, fossillike, ailing, heart sick, anemic, anaemic, desponding, dolesome, halcyons, fretted, humorless, dreamless, airless, disgruntled, dismals, calmest, ditchwater, heavyhearted, having nothing to do, blue, grim.