Indigence türkçesi Indigence nedir

Indigence ingilizcede ne demek, Indigence nerede nasıl kullanılır?

Indigen : Bir bölgenin yerlisi. Yerli insan. Yerli.

Indigene : Yerli kimse. Asıl. Yerli. Bir yerin yerlisi olan şey veya kimse. Oralı. Yerli insan. Aborijin.

Indigenes : Yerli. Bir yerin yerlisi olan şey veya kimse. Yerli kimse. Oralı. Asıl. Yerli insan. Aborijin.

Indigenous : Bir yere özgü. Doğal. Tabii. Fıtri. Bir yerde doğal olarak yetişen. İçkaynaklı. Yöreye özgü. Bir maddenin normal yapısını muhafaza etmesi. bir proteinin ya da nükleik asidin normal yapısında olması. Yerel.

Indigenous people : Bir bölgeden yaşayan yerli halk. Oralı halk. Yerliler. Yerli. Yerli halk. Yerli insanlar. Aborijin insanlar. Denizaşırı ülkelerde sömürge kurma dönemlerinde, dışardan gelenlerden ayırt etmek için, o ülkenin asıl halkından olan kişilere verilen ad.

Indigestion : Mide fesadı. Dispepsi. Yutkunma güçlüğü. Sindirim güçlüğü. Hazımsızlık. Apepsi. Hazım zorluğu. Hazım güçlüğü. Zayıf sindirim.

Indigesta vitulorum : Buzağıların sindirim bozukluğu. Buzağıların inappetenzi.

Indigested : İntizamsız. İyice düşünülmemiş. Düzensiz. Biçimsiz. Kaba. Düşünülmemiş. Hazmedilmemiş.

Indigestibility : Sindirememe durumu. Sindirilebilir olmama durumu. Sindirilmezlik.

 

Indigestible : Hazmedilemez. Sindirimi güç. İndijestibl. Sindirilemeyen. Zor hazmedilen. Hazmı güç. Ağır. Hazmı zor. Sindirilemez.

İngilizce Indigence Türkçe anlamı, Indigence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Indigence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Economic deprivation : Ekonomik mahrumiyet. Gerekli kaynaklardan yoksun olunması durumu.

From hand to mouth : İlerisi için düşünmeyerek. Har vurup harman savurarak. Mali açıdan günü gününe geçinme. Finansal zorluk. Günü gününe yaşama.

Penury : Kıtlık. İhtiyaç. Fukaralık. Kifayetsizlik. Para sıkıntısı. Yokluk. Cimrilik. Sıkıntı. Aşırı yoksulluk.

Calamity : Felaket. Facia. Bela. Musibet. Badire. Afet.

Embarrassments : Mahcup olma. Sıkıntı. Bozuntu. Rahatsızlık. Mahcubiyet. Bozum. Utanma. Şaşkınlık. Utanç duygusu.

Narrow circumstances : Yokluk. Zaruret. Darlık.

Gutter : Cilt payı. Kanivo. Batak. Kötü yol. Yağış sularının aktığı yatay konumlu kanal. Oluk açmak. Çukur. Oluk. Eriyip akmak (mum).

Impoverishment : Fakir olma. Fakirleştirme. Kuvvetten düşme. Yoksullaşma. Güçsüzleşme. Bileşen yitimi. Fakirleşme. Yoksullaştırma.

Beggarliness : Dilencilik. Aşağılık. Tamahkarlık. Yokluk.

Freeness : Özgür olma durumu. Serbestlik. Muaf tutma durumu. Hamurun serbestlik derecesi. Açıklık. Rahatlık. Serbestçe. Hür olma. Bağımsızlık.

Indigence synonyms : sordidness, hardships, squalidness, meanness, lack of money, calamities, narrow, mendicancy, seaminess, miseries, unseemliness, nudities, misery, poverties, pennilessness, poverty, nudity, vileness, mendicity, sleaze, impecuniosity, being without money, poorness, pauperization, pauperism, beggaries, impecuniousness, deplorableness, bareness, low life, need, squalidity, embarrassment.

 

Indigence zıt anlamlı kelimeler, Indigence kelime anlamı

Wealth : Ülke, topluluk, hanehalkı veya bireylerin, belli bir ana kadar birikmiş varlıklarının o anki toplam değeri. sahibine gelir akımı sağlayabilen taşınır değer ve taşınmaz değer. Servet. Bolluk. Çokluk. Para. Varlık.

Indigence ingilizce tanımı, definition of Indigence

Indigence kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The condition of being indigent. As, helpless indigence. Penury. Poverty. Want of estate, or means of comfortable subsistence.