Infare türkçesi Infare nedir

  • Evlilik partisi.

Infare ingilizcede ne demek, Infare nerede nasıl kullanılır?

Infarct : Enfarktüs. İnfarktüs. İnfarksiyon. Ölü doku. İnfarkt.

Infarctectomy : İnfarktektomi. İnfarktus sonucu oluşan nekroz bölgesinin ameliyatla çıkarılması.

Infarcted : Tıkalı. Kapalı. Önü kesik (tıp veya medikal terimi). Bloke olmuş.

Infarction : Bir atardamar veya toplardamar lümeninin tromboz veya embolusla tıkanması sonucu, bunun beslediği koni biçimindeki alanda iskemik nekrozun oluşması. dokuda besleyici damarın tıkanması sonucu meydana gelen nekroz bölgesi, infarkt. Damar tıkanıklığı. Ölü doku oluşumu. Enfarktüs. İnfarksiyon. İnfarktüs.

Infarctions : Damar tıkanıklığı.

Cardiac infarct : Kalp enfarktüsü.

Infallibility : Hatasızlık. Yanılmazlık. Aldanmazlık. Şaşmazlık.

Infallibleness : Yanlış yapmazlık. Şaşmazlık. Kesin güvenilirlik. Hata yapmazlık. Yanılmazlık.

Myocardial infarction : Miyokard enfarktüsü. Kalp krizi. Kalp kası tıkanıklığı. Myokardiyal nekroz oluşumu. Miyokard infarktüsü.

Infallible : Şaşmaz. Yanılmaz. Hata yapmaz. Güvenilir. Mutlak. Muhakkak. Yanılmayan.

İngilizce Infare Türkçe anlamı, Infare eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Infare ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Concuss : Baskı altında tutmak. Sarsmak.

Inoculate : Aşı yapmak. Serum vermek. Aşılamak. Dürtmek. Vermek.

Rat : İspiyonlamak. Grev bozucu. İhbar etmek. İri fare. Muhbir. Dönek. Hainlik etmek. Fare tutmak. Fare. Parti değiştirmek.

Shoot : Çevirim eylemi. Fotoğraf çekme. Film çekmek. Vurma. Filiz. Şut çekmek. Belirli bir yer boyunca yayılıvermek (ağrı). Mesafe. Füze fırlatma. Bir oyuncunun sayı yapmak amacıyla topu sepete doğru atması.

Wrench : Çarpıtmak. Ters anlamak. Burkma. Ayarlı pense. Burkmak (bir uzvu). İngilizaçkısı. Burkulmak (bir uzuv). Bükmek. Asılmak. İngiliz anahtarı.

Evidence : İspatlamak. Tanık. Şahitlik. Delil. Belirmek. Göze çarpma. İfade. Tanıklık. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Kanıt.

Cue : İpucu. İsteka. Yapım imleri. Son söz. Başlama işareti. İşaret vermek. Sinema ve televizyon çalışmalarında yapım takımının sessizce anlaşması, belli işlerin başlama ve bitişlerinin, gerçekleştirilmesinin belirtilmesi için el ve kolla, ışıkla, kulaklıklardan sesle verilen komutlar. Oyuncunun, sözü karşısındakine bırakırken, söylediği son söz ya da sözler. oyunda karşısındakinin sözüne uygun karşılığı verme. karşılık. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sıra.

Traumatize : Travma geçirmek. Ani ve ağır fiziksel yaralanmaya sebep olmak (ayrıca traumatise). Ağır sert ve kronik ruhsal ve duygusal gerilime sebep olmak. Sarsıntıya uğratmak. Sarsıntıya uğramak. Travmaya neden olmak.

Calk : Kaymayı önleyen çivi. Başlı buz çivisi. Kalafatlamak. Buzmıhı gemi. Buz mıhı. Tıkamak. Kalafat etmek.

Torment : Canını yakmak. Sancı. Eziyet. Azap vermek. Büyük acı. Acı çektirmek. Zulmetmek. Azap. İşkence etmek. Azap çektirmek.

 

Infare synonyms : pip, subluxate, update, stab, sprain, prove, teach, show, snitch, tell, understate, describe, undeceive, wound, introduce, run down, invalid, narrate, regret, communicate, downplay, remonstrate, apprise, pull, account, recite, bear witness, disable, designate, report, maim, handicap, fill in.

Infare zıt anlamlı kelimeler, Infare kelime anlamı

Overstate : Artırmak. Dallandırmak. Şişirmek. Mübalağa etmek. Büyütmek. Abartmak.

Deceive : Açmaza getirmek. Aldatmak. Kafese koymak. Kaybetmek. Yutturmak. Yalan söylemek. Çarpmak. Yitirmek. Keklemek. Göz boyamak.

Break : Kırma. İflas etmek. Uymamak. Dinlenme. Ara. Kontrol etmek. Mahvetmek. Kesmek. Kırılmak.

Infare ingilizce tanımı, definition of Infare

Infare kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A house-warming. Especially, a reception, party, or entertainment given by a newly married couple, or by the husband upon receiving the wife to his house.