Cue türkçesi Cue nedir

  • Oyuncunun, sözü karşısındakine bırakırken, söylediği son söz ya da sözler. oyunda karşısındakinin sözüne uygun karşılığı verme. karşılık.
  • Sıraya girmek.
  • Belirti.
  • Son söz.
  • Yapım imleri.
  • İşaret.
  • Sıra.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Başlama işareti.
  • İşaret vermek.
  • Sufle etmek.
  • Fikir.
  • Alıcı yayına girdiğinde, alıcı yönetmenine bunu bildirmek, alıcı önünde bulunanları uyarmak amacıyla alıcıda yanan kırmızı ışık.
  • İpucu.
  • İsteka.
  • Bilardo sopası.
  • Alıcı ışığı.
  • Sinema ve televizyon çalışmalarında yapım takımının sessizce anlaşması, belli işlerin başlama ve bitişlerinin, gerçekleştirilmesinin belirtilmesi için el ve kolla, ışıkla, kulaklıklardan sesle verilen komutlar.

Cue ile ilgili cümleler

English: I'll take my cue from you.
Turkish: İp ucumu senden alacağım.

English: The men are smiling on cue.
Turkish: Erkekler tam da laflarının üstüne gülüyorlar.

English: A three year-old boy and an 88 year-old woman have been rescued after being burried under rubble.
Turkish: 3 yaşındaki erkek çocuk ve 88 yaşındaki kadın moloz altında gömüldükten sonra kurtarıldı.

English: A stewardess was rescued from the wreck.
Turkish: Bir hostes enkazdan kurtarıldı.

English: Ali ate some barbecued ribs.
Turkish: Ali biraz mangalda kaburga yedi.

 

Cue ingilizcede ne demek, Cue nerede nasıl kullanılır?

Cue ball : Beyaz bilardo topu. Beyaz top. Bilardo topu. Keltoş. Dazlak. Bilardoda bilardo ıstakası tarafından vurulan top (masa oyunlarındaki diğer topların aksine).

Cue board : Oyundaki başlangıç ve bitişleri, giriş ve çıkışları haber veren ışıkların denetlendiği tahta. bu işaret tahtasını temsil sırasında ancak kondüvit (sıracı) düzenler. Uyarı ışığı denetim tablosu. Oyunun başlangıcını, bitişini gösteren, giriş çıkışlar için uyaran ışığın denetlendiği tablo. İşaret tahtası.

Cue card : Yardım kartı. Yardımcı kart.

Cue card holder : Döküm askısı. Alıcılarda, alıcı yönetmeninin dökümü rahatça izlemesini sağlamak amacıyla yapılmış askı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Cue light : İm ışığı. Alıcı yayına girdiğinde, alıcı yönetmenine bunu bildirmek, alıcı önünde bulunanları uyarmak amacıyla alıcıda yanan kırmızı ışık. Uyarı ışığı. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Giriş ve çıkışları, başlayış ve bitişleri gösteren ışık. İşaret ışığı. Alıcı ışığı. Alıcının üstünde yer alan, yayında olan alıcıyı belirten kırmızı ışık. alıcının içinde yer alan, yandığında resim seçicinin bu alıcıya geçtiğini belirten ışık. Oyunun belli yerlerinde sahnedeki görevlileri uyaran ışık. giriş ve çıkışları, başlayış ve bitiş yerlerini gösteren ışık.

Cue stick : Bilardo ıstakası.

Billiard cue : İsteka. Istaka.

Electronic cue dots : Geçmeyi sağlamak amacıyla, göstericideki makaranın sona erdiğini, öbür göstericideki makaraya geçmeye hazır olmak gerektiğini belirtmek üzere, resmin sağ üst köşelerine yapılan küçük imler. tv. aynı amaçla televizyonda resme elektronik olarak katılan, ufak, dikey, siyah-beyaz çubuklar biçimindeki imler. Geçme imi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Cue marks : Geçmeyi sağlamak amacıyla, göstericideki makaranın sona erdiğini, öbür göstericideki makaraya geçmeye hazır olmak gerektiğini belirtmek üzere, resmin sağ üst köşelerine yapılan küçük imler. tv. aynı amaçla televizyonda resme elektronik olarak katılan, ufak, dikey, siyah-beyaz çubuklar biçimindeki imler. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Geçme imi.

Master cue sheet : Işık söz çizelgesi. Işıklama düzeninde, ışıkların nerede karartılacağını, değiştirileceğini kesin olarak saptamak üzere hazırlanan çizelge.

İngilizce Cue Türkçe anlamı, Cue eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cue ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attitude : Durum. Konum. Hal. Duruş. Davranışları güdüleyen kalıplı ve kazanılmış eğilim ya da yatkınlık. Yargı. Görüş. Yöneliş. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Beliefs : İtimat. Güven. İnanma. Düşünce. İman. İnanış. İnanç. Kanı. İtikat.

Epilogues : Sonuç bölümü.

Cue light : Oyunun belli yerlerinde sahnedeki görevlileri uyaran ışık. giriş ve çıkışları, başlayış ve bitiş yerlerini gösteren ışık. Alıcının üstünde yer alan, yayında olan alıcıyı belirten kırmızı ışık. alıcının içinde yer alan, yandığında resim seçicinin bu alıcıya geçtiğini belirten ışık. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. İşaret ışığı. Giriş ve çıkışları, başlayış ve bitişleri gösteren ışık. Uyarı ışığı. İm ışığı.

Line up : Ayarlamak. Sıraya dizmek. Sıralamak. Hizaya gelmek. Sıralanmak. Dizmek. Sıraya sokmak. Dizilmek. Kurmak. Bağdarlamalamak.

Presumptions : Farzetme. Haddini aşma. Sanı. Küstahlık. Farz. Haddini bilmezlik. Varsayım. Cüret. Varsayma. Zan.

Clew clue : Sarmak.

Bench : Kanepe. Eğitim, jimnastik, madencilik alanlarında kullanılır. Yargıçlık. Yedek kulübesi. Dersliklerde öğrencilerin ders dinlemek ve çalışmak üzere oturdukları yer. Geniş yüzeyiyle oturarak gövde alıştırmalarına, ayakları bağlayan dar yüzlü dilmesiyle denge alıştırmalarına yarayan uzunca bir tahta sıra. Kürsü. Bank. Benç. İş masası.

Clew : Anahtar. Yumak. Kuka. Topak. Yumak yapmak. Sarmak. Yün yumağı. Hamak ipi gemi.

Diagnostic : Kontrol. Tanı. Teşhise ait. Tanıya ait olan. Teşhisle ilgili. Tanılayıcı. Hata bulma. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Teşhis.

Cue synonyms : pool stick, sports implement, array, pool cue, alignments, cuing, cluing, clews, tally light, clueing, conceptions, foretokening, benches, remind, auguries, mnemonic, badge, epilogs, afterword, beaconed, suspicion, prompt, denotement, the go ahead, come into line, camera cue, the latest, inklings, foretoken, stock, fall into line, say, settlers.

Cue ingilizce tanımı, definition of Cue

Cue kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The tail. The quantity bought with a farthing or half farthing. The end of a thing. To twist. A queue. Especially, a tail-like twist of hair worn at the back of the head. To braid. A small portion of bread or beer. To form into a cue.