Beliefs türkçesi Beliefs nedir

Beliefs ile ilgili cümleler

English: He had strong religious beliefs.
Turkish: Onun güçlü dini inançları vardı.

English: His father would never sanction his engagement to a girl who did not share the same religious beliefs as their family.
Turkish: Babası onların ailesi gibi aynı dini inançları paylaşmayan bir kızla onun nişanını tasdik etmedi.

English: You shouldn't give up your beliefs just because you married someone whose opinion is different.
Turkish: Fikri farklı olan biriyle evlendiğin için inançlarından vazgeçmemelisin.

English: He is still grappling with religious beliefs.
Turkish: O hâlâ dini inançlarla boğuşuyor.

English: I would never die for my beliefs because I might be wrong.
Turkish: İnançlarım uğruna hiçbir zaman ölmezdim çünkü yanılıyor olabilirim.

Beliefs ingilizcede ne demek, Beliefs nerede nasıl kullanılır?

Change religious beliefs : Dini inançları değiştirmek.

Disbeliefs : Şüphe. İnançsızlık. Güvensizlik. İnanmama. Kuşku. İnanmazlık. İnanmayış.

Misbeliefs : Yanlış inanç.

Unbeliefs : İnançsızlık. İmansızlık.

Belief fabulate : İnanç öyküncesi. İnançların oluşturduğu bir halk anlatısı, bk. öykünce.

 

To the best of my belief : Bana göre. Benim bildiğime göre. Anladığım kadarıyla. Bildiğim kadarıyla. Kişisel düşünceme göre. İnandığım kadarıyla. Benim fikrime göre. Eğer yanılmıyorsam.

False belief : Yanlış inanç.

Beyond belief : İnanılmaz. Güvenilmez.

Truth and belief : Stanislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncunun yaşam gerçeğinden sahne gerçeğine geçmesindeki sanatsal işlem. bu işlemde oyuncunun yaratacağı kişi ve olay, seyircinin inanması gerektiği gibi ortaya çıkarılır. oyuncu, kendini zorlamadan yaptıklarına inanacaktır. Gerçek ve inanma.

Belief : İnanış. Kanaat. İtimat. Güven. İnanma. Fikir. Akide. Düşünce. Kişiliğin derinliğine sızmış ve tüm öteki süreçlerde yansıması olan en süreğen biliş ve inanışlardan her biri. Kanı.

İngilizce Beliefs Türkçe anlamı, Beliefs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Beliefs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Faith : Güçlü inanç. Güvenç. Şeref sözü. Din. Hıyanet. İnan. Vaat. Sadakat.

Credence : Sofra takımı dolabı. Emniyet. Doğru kabul etme.

Infer : Anlam çıkarmak. Sonucuna varmak. Çıkarsamak. Göstermek. Sonucunu çıkarmak. Çıkarmak. Görüşüne varmak. Sonuç çıkarmak. Anlamak. Anlamına gelmek.

Conceits : Kendini beğenmişlik. Kibirli. Kendini beğenme. Şımarıklık. Benlik. Kurum. Tafra. Kibir.

Trusts : Emanet. Kredi. Sorumluluk. Tröst. Ümit. Güvenler. Güvenilir kişi.

Idea : Çeşitli ansal işlemler yoluyla yaratılmış ve belli bir içeriği olan kavramsal oluşum. Eğitim, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Görüş. Mülahaza. Düşünü. Öneri. Ana konu.

 

Swallow : Ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, kırlangıçgiller (hirundinidae) familyasından, 18 cm kadar uzunlukta sırtı madensel mavi, gerdanı ve ahu kırmızı kahverengi, kuyruğu çok çatallı, palearktik bölgede evlerin yakınında yaşayan, evlerin iç kısımlarında yuvalanan, beslendiği böcek ve örümcek artıklarını yumak halinde dışarı atan bir kuş türü. iş kırlangıcı, kırlangıç. İnanmak. Altında kalmak. Yutkunma. Kırlangıç kuyruğu. Yudum. Yutak. Karst yörelerinde görülen yanları dik, uçurum niteliği taşıyan, ağzı dar ya da geniş, derin doğal kuyu. Obruk. Yemek.

Swear : Yemin ettirmek. Küfretmek. Yemin etmek. Sövmek. Andiçmek.

Anchorage : Dayanak. Saplamalı bağlama. Demir. Gemilerin demirleme yeri. Sabitleme. Güven kaynağı. Demirleme. Liman.

Attitudes : Konum. Durum. Bir eşya. Mal veya fikre karşı uzun süreli duygu. Davranış. Düşünce ve tepki. Tavır. Poz. Duruş.

Beliefs synonyms : believe in, anxiety, good faith, estimation, conscience, dependance, conviction, assess, anticipate, stout, dependence, creeds, confidence, believing, affiancing, argument, credo, creed, stouter, feeling, assessment, bank, faiths, confidences, ideas, expect, reliability, affiances, esteem, belief, assurance, assurances, communion.

Beliefs zıt anlamlı kelimeler, Beliefs kelime anlamı

Disbelieve : İnanmamak. İnançsız olmak. Kuşkulanmak. İman etmemek. Güvenmemek.

Mistrust : İtimatsızlık. Sıtkı sıyrılmak. Şüphe etmek. Güvensizlik. Kuşkulanmak. Kuşku. Şüphe. İtimat etmemek. Sıdkı sıyrılmak. Sorumsuz alan taramaları nedeniyle kamuoyunda bilimsel araştırma ve yoklamalara karşı duyulan güvenin sarsılması.

Distrust : Sıtkı sıyrılmak. Kuşkulanmak. Güvensizlik. İtimat etmemek. Emniyet etmemek. -e itimat etmemek. İnanmamak. İtimatsızlık. Güvenmeme. Şüphe duymak.

Beliefs antonyms : reject, unbelief.