Credence türkçesi Credence nedir

Credence ingilizcede ne demek, Credence nerede nasıl kullanılır?

Give credence to : Prim vermek. İtimat etmek. İnanmak. Güvenmek. Sözüne önem vermek.

Attach credence : Kabul etmek. İnanmak.

Give credence : İnanmak. Kabul etmek.

Letter of credence : Güven belgesi. Referans mektubu. Güven mektubu. Tavsiye mektubu. İtimat mektubu. İtimatname. Elçiye verilen güven mektubu.

Letters of credence : Güven mektubu. Tavsiye mektubu. Referans mektubu.

Credenza : Kiliselerde üzerine kutsal objelerin konduğu raf veya bölme. Kilisede üzerine kutsal nesneler yerleştirilen raf veya bölme. Büfe.

Credential : İtimatname. Tanıtım. Ehliyet. Yeni göreve başlamadan önce devlet tarafından bir büyükelçiye verilen takdim mektubu. Delil. Yeterlilik belgesi. Bir kişinin yeteneklerini ve niteliklerini tasdik eden belge (örneğin, referanslar, tavsiye mektupları). Bir kişin hüviyetini bildiren belge. Ruhsat.

Credential letters : Bir kimsenin belirli bir pozisyona veya yetkiye sahip olduğunu gösteren mektup. Tavsiye mektubu. Referans mektubu.

Credentials : Kimlik. Güven mektubu. Tanıtma belgesi. Bonservis. Güven belgesi. İşinden ayrılan işçiye işveren tarafından verilen ve görevini iyi yaptığını belirten belge. Referans. Sicil. Hüviyet vesikası.

 

Credenzas : Büfe. Kiliselerde üzerine kutsal objelerin konduğu raf veya bölme. Credenza. Kilisede üzerine kutsal nesneler yerleştirilen raf veya bölme.

İngilizce Credence Türkçe anlamı, Credence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Credence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Creeds : Mezhep. Birinin veya bir grubun felsefesini yansıtan ilkeler. İtikat. İman. Öğreti. Bir dinin temel ilkelerini içeren ifade. Amentü. Akide.

Attitude : Düşünce. Görüş. Davranışları güdüleyen kalıplı ve kazanılmış eğilim ya da yatkınlık. Bakış açısı. Konum. Durum. Davranış. Duruş. Dansçının gövdesini tek bacağı üzerine durdururken, öbür bacağını doksan derecelik bir açıyla kaldırması ve dizden bükerek geriye getirmesi. Tavır.

Assurance : Temin. Kendinden eminlik. Kendine güvenme. Söz. Sigorta. Teminat. Garanti. Özgüven. Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. İtikat.

Anchorage : Dayanak. Demir. Demirleme. Demirleme yeri. Liman. Destek. Güven kaynağı.

Credenza : Büfe. Kilisede üzerine kutsal nesneler yerleştirilen raf veya bölme. Kiliselerde üzerine kutsal objelerin konduğu raf veya bölme.

Trusts : Emanet. Tröst. Güvenilir kişi. Güvenler. Kredi. Ümit. Sorumluluk.

Buffet : Örselemek. Vurmak. Tokatlamak. Dövmek. Yumruk atmak. Boğuşmak. Büfe. Sarsmak. Yumruklamak. Tokat atmak.

Confidentialness : Mahremiyet. Gizlilik. Güvenilir olma niteliği.

Assurances : Kendine güvenme. Temin. Pişkinlik. İtikat. Vaat. Sigorta. Güvence. Kendine çok güvenme.

Dependance : Tabiiyet. Asılma. Bağımlılık. Bağlılık. Güvenme. Başkasının sırtından yaşama. Dayanma. Sarkma. İlişki.

 

Credence synonyms : certainty, certainties, faiths, guaranties, credences, sideboard, credo, affiance, believing, counter, emergency, trust, creed, dependence, reliability, convictions, guarantying, faithing, fatalism, belief, consciences, beliefs, certitudes, faith, crediting, affiances, confidences, reliabilities, credit, certitude, guaranty, fixedness, good faith.

Credence ingilizce tanımı, definition of Credence

Credence kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Belief. To believe. To give credence to. Confidence. Credit. Reliance of the mind on evidence of facts derived from other sources than personal knowledge.