Buffet türkçesi Buffet nedir

Buffet ile ilgili cümleler

English: Two for the lunch buffet, please.
Turkish: İki kişilik açık büfe öğle yemeği, lütfen.

English: The ships were buffeted by the wind and the rain.
Turkish: Gemiler rüzgar ve yağmur tarafından sarsıldı.

Buffet ingilizcede ne demek, Buffet nerede nasıl kullanılır?

Buffet about : Sarsmak. Hırpalamak.

Buffet breakfast : Kahvaltı büfesi.

Buffet car : Büfeli vagon. Vagon restoran. Barlı vagon.

Buffet dinner : Açık büfe akşam yemeği.

Buffet supper : Açık büfe yemek. Yiyeceklerle dolu bir masadan bir kimsenin kendi kendine servis yaptığı yemek.

Buffeter : Fren.

Buffer action : Tampon etkisi.

Buffetings : Zorlanma. Dayak. Dövme. Vurma. Tokatlama. Güçlü rüzgarlardan dolayı bir uçağın bazı parçalarının veya tamamının sallanması. Cama vurması. Elle vurma hareketi. Gövde titreşimi. Tokatlayan.

Buffeters : Fren.

Buffed : Perdah etmek. (araba veya radyo vb) meraklısı. Maden parlatmaya mahsus bir yuvarlağa sarılı deri. Deri ile parlatmak. Perdahlamak. Perdah vurmak. Yumuşak bir şeyle parlatmak. Devetüyü rengi. Devetüyü. Açkılamak.

İngilizce Buffet Türkçe anlamı, Buffet eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Buffet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bonk : (karşı cinsi) götürmek. Çarpmak. (kaba britanya argosu) cinsel ilişkiye girmek. Sikişmek. Aşk yaşamak. Birisini yatağa atmak. Cinsel ilişkiye girmek. Sikiş. Götürmek. Mercimeği fırına vermek.

Belabor : Pataklamak. Çok uzatmak. Lafı uzatmak. Pataklamak (argo terim). Uzatmak. Benzetmek. Üzerinde fazla durmak.

Affects : Tutmak. Numarası yapmak. Üzmek. Yaşamak ( de). Dokunmak. Etkilemek. Taslamak. Bozmak. Etki etmek.

Counter : Fiş. Ters. Karşı çıkmak. Aykırı. Tezgah. Karşısında olmak. Kontra yumruk atmak. Karşı koymak. Karşılık vermek. Karşı gelmek.

Attack : Sayı yapmak üzere karşı takım kalesine doğru genellikle topluca girişilen eylem. Doğrudan doğruya sayı kazanmak amacıyla yapılan hamle. Hücum etmek. Aşındırmak. Bir dürtüş ya da vuruşun gerçekleşebilmesi için, ileri doğru gelişen saldırı eylemlerinin her birine verilen genel ad. Saldırmak. Saldırı. Girişmek. Taarruz etmek. Koyulmak.

Basted : Haşlamak. Azarlamak. Sopa atmak. Sıvı dökmek veya sürmek (kurumaması için pişen etin üstüne). Yağ sürmek. Yağlamak. Paylamak. Teyellemek. Erimiş yağ dökmek.

Fist : Yumruklama. Teşebbüs. Girişim. Kalecinin topu tutamayacağı durumlarda yumrukları ile uzaklaştırması. Avuçlamak. Yumruk. Muşta. El.

Appal : Dehşete düşürmek. Ürkütmek. Şoka uğratmak. Yıldırmak. Korkutmak. Dehşete düşmek. Şoke etmek.

Canteens : Yemek kabı. Kantin. Kışla büfesi. Matara.

Combat : Savaş. Dövüşmek. Vuruşma. Çarpışma. Savaş açmak. Muharebe. Harp etmek. Savaşmak.

 

Buffet synonyms : minibar, piece of furniture, article of furniture, rucked, cuffing, strike, afflicts, birches, grapples, kiosks, affect, cellaret, grappled, beats, credenza, boff, scuffles, beat up, smacks, hit, biffs, cupboard, be at war with, dining room, be up against, agitates, furniture, agonize, agonise, kiosk, slapped, battling, clump.

Buffet ingilizce tanımı, definition of Buffet

Buffet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To exercise or play at boxing. To strike. To slap. To contend. To cuff. A blow with the hand. A slap on the face. To strike with the hand or fist. To strive. To smite. A cuff. To box. A cupboard or set of shelves, either movable or fixed at one side of a room, for the display of plate, china, etc., a sideboard. To beat.