Emniyet nedir, Emniyet ne demek

Emniyet; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Emniyet" ile ilgili cümle

  • "Emniyet müdürlüğü."
  • "Kendi vatandaşlarının ırz, mal, can emniyeti hakkında teminat istiyorlar." - E. E. Talu
  • "Paris'teki hemşehriler bana büyük bir sevgi ve emniyetle kucaklarını açmışlardı." - R. N. Güntekin

Emniyet tanımı, anlamı:

Emniyet altına almak : Korumak.

Emniyet etmek : Güvenmek.

Emniyet vermek : Güven vermek.

Emniyet amiri : İlçenin genel güvenliğinden kaymakama karşı sorumlu olan görevli.

Emniyet durağı : Su altına dalan kişilerin vurgun yememesi için su yüzüne çıkış mesafesinde sağlık yönünden güvenli bölge.

Emniyet düğmesi : Patlayıcı ve yanıcı aletlerin güvenle kullanılmasına yardımcı olan, kullanıldığı zaman açık, kullanılmadığında da kapalı tutulan düğme.

Emniyet kemeri : Uçak, otomobil vb.nde güvenlik için bele takılan kemer.

Emniyet kilidi : Kapı, kasa vb.nde güvenliği sağlayan kilit.

Emniyet pimi : Ateşli silahlarda güvenli kullanımı sağlayan pim.

Emniyet supabı : Makinelerde güvenli kullanımı sağlayan alet.

Emniyet şeridi : Güvenlik şeridi.

Emniyetli : İnanılır, güvenilir.

 

Emniyetsiz : İnanılmaz, güvenilmez.

Emniyetsizlik : Güvensizlik.

Güvenlik : Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet.

Güven : Yüreklilik, cesaret. Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat.

İnanma : İnanmak işi.

İtimat : Güven, güvenç, emniyet.

Polis : Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu. Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta.

Yürü : "devam et, git" anlamında kullanılan bir söz.

Araç : Taşıt. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

Yer : Durum, konum. İz. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Yerküre. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Önem. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Gezinilen, ayakla basılan taban. Ülke. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Ekime elverişli toprak parçası, arazi.

Bir : Sayıların ilki. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Aynı, benzer. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bir kez. Tek. Beraber. Eş, aynı, bir boyda.

Parça : Güzel, alımlı kız veya kadın. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Pasaj. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Nesne. Tane.

 

Emniyet dengesi : Nakit giriş ve çıkışlarındaki beklenmedik durumlar için tutulan para miktarı.

Emniyet koşulu : İki veya çok yanlı ticaret antlaşmalarında; dışalımın rekabetçi yerli üreticiler için ciddi bir tehdit oluşturması durumunda, koşulların değiştirilebilmesine izin veren madde. Sözleşmede ya da ilgili diğer belgelerde belirtilen koşulların yerine getirilmemesi durumunu önleyici maddeler.

Emniyet sandığı : Halka tasarruf alışkanlığını aşılamak, küçük ve dağınık tasarrufları bir araya getirerek gereksinim duyanlara sunmak amacıyla 1868 yılında Mithat Paşa tarafından sermayesiz olarak kurulan ve 1907 yılında Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasına devredilen kuruluş.

Emniyet stoku : Bir işletmede, üretim ve satış etkinliklerinin aksatılmaması, normal koşullardaki malzeme veya mal gereksinimleri ile siparişlerin verilmesi ve karşılanması için gerekli süreler gözönüne alınarak elde bulundurulan stoklar.

Emniyet ile ilgili Cümleler

  • Emniyet kemerini çöz.
  • O, emniyet kemerlerini nasıl bağlayacaklarını yolculara gösterdi.
  • Emniyet kemerini tak, Tom.
  • Ali her zaman emniyet kemerini takar.
  • Ali emniyet kemeri takmıyordu.
  • Ali emniyet kemerini geri taktı.
  • Emniyet kemerini takıyor olsaydı Mustafa hala hayatta olacaktı.
  • Emniyet kemerini bağla.
  • Polis rehineleri emniyete götürdü.
  • Emniyet kemerini tak.
  • Onlar emniyet kemeri takıyorlar mıydı?
  • Emniyet kemerlerini nasıl bağlayacaklarını onlara gösterdi.
  • Emniyet kemerini tak, lütfen.
  • Lütfen emniyet kemerlerinizi bağlayın ve kalkış için hazırlanın.

Diğer dillerde Emniyet anlamı nedir?

İngilizce'de Emniyet ne demek? : n. safety, security, reliability, reliance, police station, credit, safekeeping

Fransızca'da Emniyet : confiance [la], sécurité [la]; police [la]

Almanca'da Emniyet : n. Geborgenheit, Gewähr, Polizei, Sicherheit

Rusça'da Emniyet : n. безопасность (F), сохранность (F), вера (F), доверие (N), уверенность (F)