Assurance türkçesi Assurance nedir

  • Teminat.
  • Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır.
  • Kendine güven.
  • Vaat.
  • İtimat.
  • Sigorta.
  • Pişkinlik.
  • Garanti.
  • Kendine güvenme.
  • Söz.
  • Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi. bk. kefalet.
  • Kendinden eminlik.
  • Güvence.
  • Temin.
  • Kendine çok güvenme.
  • Özgüven.
  • İtikat.
  • Güven.

Assurance ile ilgili cümleler

English: I always hear assurances about economic recovery, but I still haven't seen it.
Turkish: Ben her zaman ekonomik iyileşme hakkında güvence duyuyorum, ama ben hâlâ onu görmedim.

Assurance ingilizcede ne demek, Assurance nerede nasıl kullanılır?

Stringent quality assurance procedures : Sıkı nitelik güvence yordamları.

Dowry assurance : Çeyiz sigortası.

Endowment assurance : Süre ve veya ölüme bağlı hayat sigortası. Hayat halinde sigorta.

Family assurance : Kodak sigortası. Aile sigortası.

Give an assurance : Söz vermek. Teminat vermek.

Reassurances : Şüphelerini ve endişelerini tekrar giderme veya gidermeye çalışma. Yeniden güven verme. İçini rahatlatma. Tatmin. Yenilenmiş sigorta. Güvence. Doyurma. Reasürans. Rahatlatma. Güven verme.

Life assurance : Hayat sigortası.

Self assurance : Kendinden emin olma. Kendine güven. Özgüveni. Kendine güvenme. Kendini güvenceye alma.

 

Assured : Garantili. Sigortalı kimse. Özüne arkayın. Önceden belli olan. Kendinden emin. Sağlama bağlanmış. Güven verilmiş. Sigortalı. İnançlı. Sigorta poliçesinin lehtarı.

Quality assurance : Kalite güvencesi. Kalite kontrolü. Kalite güvence. Nitelik sağlama. Nitelik sigortası. Nitelik güvencesi. Kalite sigortası.

İngilizce Assurance Türkçe anlamı, Assurance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Assurance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dependance : Sarkma. Güvenme. İlişki. Bağlılık. Bağlı olma. Bağımlılık. Başkasının sırtından yaşama. Tabiiyet. Dayanma.

Beliefs : İnanç. İnanma. Fikir. Düşünce. İnanış. Kanı. İman.

Superstition : Boş inanç. Görgül ya da bilimsel temelden yoksun inanç. Kaynakları bilimsel ve dinsel bir temele dayanmayan, tarihin derinliklerinden gelerek çağımıza ulaşan, bugünkü anlayışa ters düşmelerine karşın, halkın bilinçsizce kullandığı kalıpsal inançlar dizgesi, bk. sözlü boşinanç, boşinançsal süreklilik, boşinançsal katman, boşinançsal gerileme, boşinançsal çevre. Boşinanç. Batıl. Korku, umarsızlık, çağrışım gibi ruhsal nedenlerle beliren; geleceği bilmek isteğiyle kimi rastlantısal benzerlikleri iyilik ya da kötülüğün önbelirtileri olarak değerlendiren; bilimin ve geçerli bir dinin kabullenmediği doğaüstü güçlerin varlığını tasarımlayan, kuşaktan kuşağa geçen yanlış inanmalar. Boşinan. Konuşma yoluyla çağdan çağa, kuşaktan kuşağa aktarılan boşinanç. bk. boşinanç. krş. sözlü gelenek, sözlü görenek. Batıl inanç. Kimi sözlerin, eylemlerin, sayıların, davranışların... istenen ya da istenmeyen sonuçlar doğuracağına değin yanlış inanış.

 

Affiance : Sözlenmek. Nişanlanma. Söz takmak. Söz kesmek. Nişanlamak. İnanç. Nişan. Ahdetmek. Nişanlanmak.

Engagement : Çarpışma. Sözleşme. Katılım. Nişan. Taahhüt. Birbirine geçme. Nişanlanma. Vuruşma duruşunda, savutların uçlarını karşılıklı olarak uygun görülen çelgi doğrultusunda çaprazlama.

Reliability : Güvenlilik. Belirli bir dizgenin, önceden saptanan belirli bir yarılışsız işleme standardına göre başarı ölçüsü, bk. kullanılırlık. Emniyet. Dayanıklılık. Bir testin, ölçmesi gereken şeyi her uygulanışında aynı biçimde ölçmede gösterdiği tutarlık derecesi. Aynı işlemle, benzer koşullarda yinelenen ölçümlerin, ölçülen konunun iki ölçüm arasında değişmemesi koşuluyla benzer sonuçlar verme özelliği, bk. geçerlik. Güven sınırı. Bir ölçümün benzer koşullar altında aynı birime birden fazla uygulanması sonucunda benzer ve tutarlı sonuçlar alınması. Güvenilirlik. Güvenilirlilik.

Commitments : Suç işleme. Taahhütler. Taahhüt. Hapis hükmü. Teslim etme. Bağlantı.

Safety net : Güvenlik ağı. Emniyet ağı (sirk vb.). Emniyet ağı. Sosyal güvenlik programları. Yüksekte çalışan cambazların gösterilerini yaptıkları yerin altına gerilen koruyucu ağ. Ağ. Emniyet filesi.

Creeds : İnanç. İman. Birinin veya bir grubun felsefesini yansıtan ilkeler. Bir dinin temel ilkelerini içeren ifade. Öğreti. Akide. Amentü. İnanma. Mezhep.

Incertain : Enserten.

Assurance synonyms : recruitment, commitment, earnest, warranty, indemnity, guaranties, delivery, circuit breaker, hutzpah, egos, committal, worldly wisdom, authority, gage, creed, indemnities, bound to, self sufficiency, in the bag, unsure, undertaking, supply, confidence, certainty, asseveration, shiftiness, safe guard, foregoing, stipulation, self assurance, aval, stuffings, credences.

Assurance zıt anlamlı kelimeler, Assurance kelime anlamı

Uncertain : Değişebilir. Emin olmayan. Kararlaştırılmamış. Bellisiz. Güvenilmez. Bir öyle bir böyle olan. Değişken. Karar veremeyen. Kuşkulu. Bilinmez.

Uncertainty : Adem-i emniyet. Olayların gerçekleşme olasılığının bilinmediği durum. krş. risk. Ekonomi, iktisat alanlarında kullanılır. Tereddüd. Kesinsizlik. Kuşku. Tereddüt. Şüphe. Kararsızlık. Kesin olmama.

Unsure : Riskli. Belirsizlik. Emniyetsiz. Emin olmayan. Güvensiz.

Assurance antonyms : sure, certain.

Assurance ingilizce tanımı, definition of Assurance

Assurance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of assuring. That which is designed to give confidence. A declaration tending to inspire full confidence.