Infinitive türkçesi Infinitive nedir

  • Mastar.
  • Eylemlik.
  • Fiil kök ve gövdelerinin karşıladıkları oluş, kılış ve durumları şahıs ve zamana bağlı olmadan göstermek üzere -mak, -ma ve -ış / -uş ekleri ile kurulan fiil adı: otur-mak, incele-mek, bilme-mek, birik-me, yorul-ma, dinle-me, anlama-ma, bekle-y-iş, gid-iş, dur-uş, görme-y-iş vb. örnekler: ona gidip her şeyi anlatmak ve sormak: "bu paralar benim hakkım mı, alayım mı?" demek istiyordum (p. safa, matmazel noraliya'nın koltuğu, s. 131). onunla göz göze gelmek istemedi (p. safa, göst. e., s. 80). bülent'i asker yapmağa kalkar, sonra askerlerin şehit olduklarını hatırlayarak fikrinden cayardı (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 151). ikisi de, üç aydır, sevdikleri birkaç oyun vardı ki, her tekrarında kaçırmak istemezler, gündüz en önde biletlerini alarak akşam tam dokuzda yerlerine gelirlerdi (r. h. karay, memleket hikayeleri: hakkı sükut, s. 118). baktım, sizin soydan gelme ve kalma günahlarınız da yok (tarık buğra, gençliğim eyvah, s. 365). bugün, seni görmeye gelmişti. kaçmaktan kovalamaya vakit olmadı. onun böyle ansızın gelişine bir anlam verilemedi. geniş dünyada, kendi hayatını yaşamak, günlerin çıkrığını kendi ruhunun ikramlarıyla çevirmek (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: geçmiş zaman elbiseleri, s. 98) vb. bunlardan -ma ekiyle kurulanlar hafif mastar diye adlandırılır. buna bk.
  • Mastara ait.
  • Gramer alanında kullanılır.
 

Infinitive ingilizcede ne demek, Infinitive nerede nasıl kullanılır?

Infinitive phrase : Mastar cümleciği.

Apocopated infinitive : Hafif mastar. Fiil kök ve gövdelerine, fiilden ad yapan -ma ekinin getirilmesi ile oluşturulan mastar: alın-ma, an-ma, an-ma-ma, ger-il-me, bak-ma, bakma-ma, danış-ma, gel-me, gelme-me, git-me, gitme-me, ver-il-me, yaz-ıl-ma, yazılma-ma vb.

Bare infinitive : (ingilizce gramer) yalın hal. Bir mastarın to (-mek, -mak) olmaksızın kullanılması (she must go to the mall {alışveriş merkezine gitmeli} - go {gitmek} yalın halde kullanılmıştır). Yalın hal. Fiilin yalın hali.

Declinable infinitive : Çekimli eylemlik. Çekimlerin türediği fiilin mastar şekli (gramer).

Perfect infinitive : Bitmişlik mastarı.

Infinite impulse response : Sonsuz dürtü yanıtı.

Infinite dimensional space : Sonsuz boyutlu uzay.

Infinitival : Mastara ait.

Infinities : Sonsuz. Sınırsızlık. Sürgit. Sonsuzluk. Sonsuz büyüklük.

Infinite distributed lag model : Sonsuz dağıtılmış gecikme modeli. Idl modeli.

İngilizce Infinitive Türkçe anlamı, Infinitive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Infinitive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Templet : Model. Örnek. Kalıp. Şeffaf levha. Gabari. Şablon. Takoz.

Straight edge : Bir kişinin hayatı boyunca alkol. Düz mastar. Keskin kenar. Sigara ve uyuşturucudan uzak yaşamayı seçmesi. Düz kenarlı. Düzgün kenar. Düz kenar.

Verb : Bir kılışı, bir oluşu veya bir durumu anlatan; olumlu ve olumsuz şekillere girebilen kelime: yaz-, yazma-, koş-, koşma- (kılış), sarar-, büyü- (oluş), sus-, susma-, dur-, (durum) vb. bunları söz içinde fiillerin ad biçimi olan mastarlar ile adlandırırız. fiilleri nitelikleri bakımından kılış fiilleri, oluş fiilleri ve durum fiilleri diye sınıflandırmak mümkündür. fiiller, gösterdikleri kılış ve oluşun söz içinde bir şahsı veya bir nesneyi etkileyip etkilememesi bakımından da geçişli ve geçişsiz diye sınıflandırılır: okumak, göndermek, bildirmek, pişmek, geçmek, büyümek gibi. fiiller çeşitli çatı ekleri olarak aynı fiil kökünün farklı görünüşlerini sergileyen fiil tabanlarını oluştururlar. buna göre de dönüşlü, edilgen, işteş, ettirgen gibi adlar alırlar: tutmak, tut-un-mak, tut-ul-mak, tut-uş-mak, tut-tur-mak vb. zaman ve şahıs ekleri ile genişletilen fiiller bir kılış ve oluşu bitmiş, tamamlanmış duruma (verbum finitum) getirirler: ara-dı-m, bak-acak-sın, otur-uyor-lar gibi. fiilleri yalnız başına fiil olup olmama özellikleri bakımından da asıl fiiller, yardımcı fiiller ve ek-fiil diye gruplandırabiliriz. bk. yukarıda gösterilen fiil türlerine ve ayrıca çatı, fiil çekimi, fiil çekim eki. Fiil. Yüklem. Eylem.

 

Infinitives : Eylemlikler.

Adams apple : Gırtlağın arka kıkırdak üzerine oturmuş bulunan ve iki kanadı ön tarafta birbiriyle birleşerek katlanmış kalkanı andırır bir çıkıntı meydana getiren kısmı. kalkan kıkırdağın erkeklerde, özellikle zayıf erkeklerde dıştan da belli olan bu çıkıntılı kısmına adem elması denir. Kalkan kıkırdak.

Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.

Gauge stick : Ölçü çubuğu. Ölçme çubuğu. Boy mastarı.

Straightedge : Cetvel. Çizgilik.

Active verb : Etken eylem. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken fiil.

Infinitive synonyms : infinitival, ablative, accentuation, split infinitive, action verb, adjektive, adjectival construction, action noun, actif, active voice, abstract noun, accent of group, ablaut, accusative, straightedges, template, accidence.

Infinitive ingilizce tanımı, definition of Infinitive

Infinitive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The infinitive mood. Not bounded or restricted. A verb in the infinitive mood. In the manner of an infinitive mood. Unlimited. Undefined. An infinitive form of the verb.