Ablaut türkçesi Ablaut nedir
- Gramer alanında kullanılır.
- Ünlü atlaması.
- Ses değişimi.
- Ünlü almaşması.
- Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu.
Ablaut ingilizcede ne demek, Ablaut nerede nasıl kullanılır?
Ablactate : Vazgeçirmek. Bir çocuğa veya genç bir hayvana anne sütü emmeyi bıraktırmak. Sütten kesmek.
Ablactation : Bebeği sütten kesme. Çocuğu memeden kesme. Sütten kesilme. Ablaktasyon. Sütten kesme. Bebeği memeden kesme.
Ablaq : Siyah ve beyaz islami motifler işlemeli kakma mermer.
Ablaqueation : Bitki köklerini sökme.
Ablastemic : Filizlenmeyen. Filizlenme ile ilgili olmayan.
Ablatival : Den halindeki. -den halindeki. Yön belirtme. İsmin -den haliyle ilgili. Ablatif.
Ablatio placentae : Plasentanın erken ayrılması.
Ablated : Keserek ayırmak. Buharlaştırarak ayrıştırmak. Eriterek ayrıştırmak. Kesip çıkarılmış. Cerrahi yöntemlerle ayırmak. Keserek çıkarılmış.
Ablation : Isıçekim. Yüzeyden malzeme eksilmesi. Vücuttan ameliyatla parça çıkarılması. Buzulların, güneşlenme, yel, hava sıcaklığı etkileriyle üstten erime ve buharlaşması. Aşındırma. Ameliyatla organ alma. Yüzeysel erime veya erozyon. Tümör hücrelerinin üreme yeteneğini artıran yani tümörün bağımlı olduğu hormonu salgılayan iç salgı bezinin ilaçlarla tahribi, cerrahi olarak çıkarılması veya radyasyonla yıkımlanması. kesme, kesip atma. Uzaklaştırma. Aşınma.
Ablates : Keserek ayırmak. Cerrahi yöntemlerle ayırmak. Buharlaştırarak ayrıştırmak. Kesip çıkarmak. Eriterek ayrıştırmak.
İngilizce Ablaut Türkçe anlamı, Ablaut eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Ablaut ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Apophony : Ünlü kaynaşması.
Action noun : Kılış adı. Bir durumu, bir oluş ve kılışı ad olarak anlatan ve fiillerden -mak, -ma, -ış / -uş, -ıcı / -ucu vb. eklerle kurulan ad: oku-mak, oku-ma, oku-y-uş, yaz-mak, yaz-ma, yaz-ış, bak-ıcı, gel-ici, gid-ici vb. örnekler: sükut, onları düşünür; acımak onlara ağlar (a. n. asya, kubbeler: bulutlar, s. 14). bu beklenmeyen bitişiyle çocuk için tabii bir şey olan masal uydurma bu küçük yazıda bütün bir kompozisyon oluyor (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 417). kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir (a. h. tanpınar, göst. e., s. 58). pervin kitabını iki avucu arasında asabi bir kavrayışla sıkarak salondan çıktı (p. safa, şimşek, s. 45). bu kuvvet kuruntusunun kendini kuvvetli sanışın sadece o delikanlılık yaşlarına has bir aldanış olduğunu kabul etmek istemiyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 46). bütün bu girişlerin, dolandırmaların ne için olduğunu şimdi hepsi de anlamıştı (t. buğra, göst. e., s. 211).
Actif : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiildir. bk. etken çatı.
Action verb : Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime. Eylem fiili. Kılış fiili. Hareket veya eylem fiili.
Active verb : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiildir. bk. etken çatı. Etken eylem.
Abstract noun : Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut addır. Soyut isim. Oyut ad. Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk). Soyut ad.
Adams apple : Gırtlağın arka kıkırdak üzerine oturmuş bulunan ve iki kanadı ön tarafta birbiriyle birleşerek katlanmış kalkanı andırır bir çıkıntı meydana getiren kısmı. kalkan kıkırdağın erkeklerde, özellikle zayıf erkeklerde dıştan da belli olan bu çıkıntılı kısmına adem elması denir. Kalkan kıkırdak.
Accent of group : Grup vurgusu. Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: pencere perdesi; çocuk arabası; mor menekşe; yarın geleceğim; nasıl bir iş vb.
Accidence : Sarf usul ve prensipleri. Büküm. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Bükün. Tasrif. Yapıbilim. Çekim. Morfoloji.
Ablaut synonyms : vowelgraduation, vowel, adjektive, accent intensive, vowel sound, vocalic alternation, grade, accentuation, accusative, gradation, adjectival construction, ablative, active voice.
Ablaut zıt anlamlı kelimeler, Ablaut kelime anlamı
Consonant : Uygun. Bağdaşan. Uyuşan. Uyumlu. Sessiz. Ağız kanalında ve diğer ses organlarında bir engelleme, daralma veya kapanmayla ve bir ünlü yardımıyla çıkarılan ses: p, b, m; t, d; k, g; ç, c; f, v; y; h; s, z; ş, j; ğ, l, r. ünsüzler ses yolundaki boğumlanma noktalarına göre dudak, diş-dişeti, damak ve gırtlak ünsüzleri; boğumlanma sırasında ses yolunun kapanma veya daralma durumuna göre patlayıcı, sızıcı ünsüzler; ses tellerinin ton verip vermemesine göre de tonlu ve tonsuz ünsüzler olarak sınıflandırılır. boğumlanma sırasında geniz yolunun da devreye girdiği ünsüzler geniz ünsüzleridir. diğerlerine oranla daha bol ses veren ünsüzler, akıcı ünsüzler adını alır. bunlara bk. Ahenkli. Sessiz harf. Ses uyumu olan.
Ablaut ingilizce tanımı, definition of Ablaut
Ablaut kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, get, gat, got. Vowel permutation. Hang, hung. Sing, song. The substitution of one root vowel for another, thus indicating a corresponding modification of use or meaning.

Bu kısımda Ablaut kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Ablaut ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Ablaut anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Ablaut ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.