Consonant türkçesi Consonant nedir

  • Uyumlu.
  • Ahenkli.
  • Bağdaşan.
  • Sessiz harf.
  • Ses uyumu olan.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Uygun.
  • Ünsüz harf.
  • Ünsüz.
  • Sessiz.
  • Uyuşan.
  • Ağız kanalında ve diğer ses organlarında bir engelleme, daralma veya kapanmayla ve bir ünlü yardımıyla çıkarılan ses: p, b, m; t, d; k, g; ç, c; f, v; y; h; s, z; ş, j; ğ, l, r. ünsüzler ses yolundaki boğumlanma noktalarına göre dudak, diş-dişeti, damak ve gırtlak ünsüzleri; boğumlanma sırasında ses yolunun kapanma veya daralma durumuna göre patlayıcı, sızıcı ünsüzler; ses tellerinin ton verip vermemesine göre de tonlu ve tonsuz ünsüzler olarak sınıflandırılır. boğumlanma sırasında geniz yolunun da devreye girdiği ünsüzler geniz ünsüzleridir. diğerlerine oranla daha bol ses veren ünsüzler, akıcı ünsüzler adını alır. bunlara bk.

Consonant ingilizcede ne demek, Consonant nerede nasıl kullanılır?

Consonant epenthesis : Çeşitli nedenlerle kelime içinde bir ünsüz türemesi olayı: ar. fenn "bilim, sanat" > fent "hile", fırsat > fırsant, meclis > mencilis, mahakk > ‘mihenk, ma‘i > mavi, fa ’ide > fayda, fiat > fiyat; far. pasban > pazvant "gece bekçisi", peştemal > peştembal, kılıç > kılınç, bilezik > bilerzik, dolamaç > dolambaç vb. İç seste ünsüz türemesi.

Consonant harmony : Kelimelerin eklerle genişletilmesi sırasında veya yan yana gelen hecelerde tonlu ünsüzlerden ve ünlülerden sonra tonlu, tonsuz ünsüzlerden sonra genellikle tonsuz ünsüzlerin gelmesi temeline dayanan uyum: atkı (<at-kı), avcı (<av-cı), avdan (av-dan, sargı (<sar-gı), sucu (<su-cu), sudan (<su-dan), geçti (<geç-ti), yaprak (<yap-rak <et.yapur-gak) süzgeç (<süz-geç) vb. Sessiz uyumu. Ünsüz benzeşmesi. Ünsüz uyumu.

 

Consonant mutation : Bir ünsüzün yerini kendisine yakın başka bir ünzüse bırakması: k- > g-: kel- > gel-; b- > p-: busu > pusu, bınar > pınar, barnak > parmak; b- > v-: bar- > var-, bar > var, ber- > ver-, sub > suv > su;-d- > -y-, -d > -y: kudug > kuyu, bod > boy, vb. bk. ses kayması. Ünsüz değişmesi. Ünsüz değişimi.

Consonant to : Uyumlu. Ahenkli. -e uygun. İle uyumlu.

Consonant with : -e uygun. Uygun. İle uygun. Ahenkli. İle uyumlu. Uyumlu.

Consonantal : Ünlü harfler içeren. Ünsüz harfler içeren. Ünlü harflerle bir arada olan. Ünsüz harflerle birlikte olan. Ünsüzle ilgili. Sessiz. Ünlü harflerle ilgili. Uygun. Ünsüz.

Intervocalic euphonic consonant : Bağlayıcı ünsüz. Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile başlayan bir ek eklendiğinde veya ünlü ile başlayan başka bir kelime ile birleştiğinde aradaki ses boşluğunu (hiatus) ve ünlü çatışmasını önlemek için kullanılan ünsüz, koruyucu ünsüz: anla-y-an, dinle-y-en; okulda-y-ım, yanında-y-ım; tatlı-y-dı (<tatlı idi); vasıtası-y-la (<vasıtası ile), kendisi-y-le; eski-y-ince; başla-y-ayım, sakla-y-acak; başla-y-ıp; neyse <ne ise, vasıtasıyla <vasıtası ile vb. gramerlerde şahıs iyelik ekleri ile ad çekimi ekleri arasına giren zamir n’side bu gruba sokulmuştur: babası-n-a, evi-n-e; yol boyu-n-ca vb.

 

Dentilabial consonant : Diş dudak ünsüzü. Alt dudağın üst dişlere dokunması ile boğumlanan v, f ünsüzleri. bk. dudak ünsüzü.

Soft consonant : Yumuşak ünsüz.

Labial consonant : Dudak ünsüzü.

İngilizce Consonant Türkçe anlamı, Consonant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Consonant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adams apple : Kalkan kıkırdak. Gırtlağın arka kıkırdak üzerine oturmuş bulunan ve iki kanadı ön tarafta birbiriyle birleşerek katlanmış kalkanı andırır bir çıkıntı meydana getiren kısmı. kalkan kıkırdağın erkeklerde, özellikle zayıf erkeklerde dıştan da belli olan bu çıkıntılı kısmına adem elması denir.

Agreeable to : -e uygun. Mutabık. Anlaşmaya hazır.

Voiceless consonant : Ciğerlerden gelen havanın ses tellerinde titreşime uğramadan ve ton almadan bir fisıltı veya gürültü biçiminde boğumlanması ile oluşan ünsüz. türkçede ç / f / h / k / p / s / ş / t ünsüzleri tonsuz ünsüzlerdir. karşıtı tonlu ünsüz’dür. Tonsuz ünsüz.

Concurrent : Eşzamanlı olan. Eş zamanlı. Aynı zamanda olan. Rastlantısal. Kesişen. Mutabakata dayalı. Tesadüfi. Birleşen. Anlaşmış.

Dumb : Dili tutulmuş. Dilini yutmuş. Dilsiz. Suskun. Budala. Aptal. Sözsüz. Kalın kafalı. Halter.

Breathless : Nefesi kesilmiş. Soluk kesici. Soluk soluğa kalmış. Soluğu kesilmiş. Nefessiz. Nefes nefese. Rüzgarsız. Nefesini tutmuş. Soluğu kesen.

Dumbed : Dilini yutmuş. Suskun. Dilsiz. Aptal.

Velar : Dilardı-yumuşakdamaksı. Art damak ünsüzü. Kalın ünlüler ile hece oluştururken dil sırtının geriye yumuşak damağa doğru yükseltilmesi ile çıkarılan. k, g, ğ, n gibi patlayıcı veya sızıcı damak ünsüzlerinden biri. Damaksıl. Artdamaksıl. Yumuşak damakla ilgili.

Nasal : Nazal. Burun kemiği. Genzel. Genizden veya burundan gelen. Genizden gelen. Burun ile ilgili. Genizsi ses (fonetik). Genizsel. Geniz sesi.

Consonant synonyms : nasal consonant, speech sound, velar consonant, labiodental consonant, dental consonant, guttural consonant, alveolar consonant, pharyngeal consonant, sibilancy, self adapting, alveolar, congruent, coherent, close tongued, ablative, compatible, sibilants, concordantly, dulcets, labial, letter of the alphabet, dumber, labiodental, squarest, cannier, surd, consonant to, advisable, cadenced, amenable, obstruent, ablaut, adequate.

Consonant zıt anlamlı kelimeler, Consonant kelime anlamı

Vowel : Ünlü. Sesli harf. Sesli. Ünlü harf. Ciğerlerden gelen havanın ağız kanalında herhangi bir engele uğramadan yalnız ses yolundaki daralma veya genişleme ile çeşitlenen, dil ve dudakların oluşturduğu ses: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

Inharmonious : Ahenksiz. Uygunsuz. Uyumsuz.

Consonant ingilizce tanımı, definition of Consonant

Consonant kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Usually followed by with or to. Consistent. Having agreement. Also, a letter or character representing such a sound. According. A member of the spoken alphabet other than a vowel. An articulate sound which in utterance is usually combined and sounded with an open sound called a vowel. Congruous.