Nasal türkçesi Nasal nedir
- Gramer alanında kullanılır.
- Genizsel.
- Genizden veya burundan gelen.
- Art damağın alçalması, ses yolundan gelen havanın hem ağızdan hem de burundan geçirilmesi yoluyla oluşan ünsüz türü. boğumlanma noktaları açısından bir çift dudak sesi olan m ile diş sesi olan n ve art damak sesi olan n ünsüzleri, boğumlanmaya aynı zamanda burun yolunun da katılması dolayısıyla birer geniz ünsüzüdürler: maşa, tanık, yonga, yonga; anadolu ağzl. banka [banka], bana kelimelerindeki m, n, n ünsüzleri gibi.
- Genizden gelen.
- Burunla ilgili.
- Nazal.
- Genzel.
- Geniz sesi.
- Yumuşak damağın aşağı inmesi ve boğumlanmaya burun (geniz) yolunun da katılmasıyla çıkarılan ses. bk. geniz ünlüsü, geniz ünsüzü. karşıtı ağız sesidir.
- Genizsi ses (fonetik).
- Geniz ünsüzü.
- Hayvanlarda burun veya koku alma duyu organına ait.
- Buruna ait.
- Burun.
- Buruna ilişkin.
- Burun kemiği.
- Burun ile ilgili.
Nasal ile ilgili cümleler
English: He used to suffer from severe nasal congestion.
Turkish: O şiddetli burun tıkanıklığından dolayı acı çekti.
English: The woman used a nasal spray because she had a severe cold.
Turkish: Kadın burun spreyi kullandı, çünkü şiddetli bir soğuk algınlığı geçirdi.
Nasal ingilizcede ne demek, Nasal nerede nasıl kullanılır?
Nasal acariosis : Burun akariyozisi. Köpeklerin burun boşluğu veya sinüslerine yerleşen pneumonyssus caninum adlı akarın neden olduğu hafif bir burun yangısıyla belirgin enfestasyon.
Nasal bone : Kısmen burun boşluğunu örten, birleşerek burunun köprüsünü meydana getiren iki kemik. Burun kemiği.
Nasal capsule : Burun deliklerini kapatan yapı. Nazal kapsül.
Nasal cavity : Geniz boşluğu. Nazal kavite. Geniz. Burun boşluğu. Burun içinde bulunan ve üzerindeki mukoza örtüsü kısmen koklama sinirleri ile donanmış olan bir çift boşluk.
Nasal congestion : Burun tıkanması. Burun tıkanıklığı.
Nasal mite : Köpeklerin burun boşluğu veya sinüslerine yerleşen akar türü, pneumonyssus caninum. Burun akarı.
Nasal fossae : Geniz.
Nasal obstruction : Burun tıkanıklığı.
Nasal eczema : Egzama nazi. Köpeklerin burun üzerinde mekanik uyarılarla oluşan kepekli ve yaş egzaması.
Nasal fossa : Geniz. Burunsal çukur.
İngilizce Nasal Türkçe anlamı, Nasal eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Nasal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Conk : Tahtalıköyü boylamak. Kıvırcık saçı kimyasal işlemlerle düzleştirmek. Ölmek. Bayılmak. Kafa. Bozulmak. Çalışmamak. Dalmak. Başa vurulan darbe.
Cliff : Bir kayalığın dik yüzü. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen diklik. Kepez. Çok sarp kayalık tepe. Deniz kıyısı kayası. Uçurum. Falez. Yalı yar.
Adjectival construction : Sıfat tamlaması. Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüme bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: işte bu odur! demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb.
High : Uçma. Kabarmak. Lise. Zirve. Necip. Yüksek. Pikap. Yüksek yer. Direnmek.
Headlands : Dağların denize yaptığı çıkıntı. Dağlık burun. Sürülmemiş toprak. Sürülmemiş arazi. Alabama eyaletinde şehir.
Forelands : Sürülmemiş arazi. Ön saha. Çıkıntı. Ön ülke. Sahil çıkıntısı. Ön bölge.
Beaks : Okul müdürü (ingiliz ingilizcesi). Öğretmen (ingiliz ingilizcesi). Gaga. Gagalamak. Yargıç (ingiliz ingilizcesi). Kakaç. Ağız. Okul müdürü. Büyük burun. Hakim (ingiliz ingilizcesi).
Foreland : Ön saha. Ön ülke. Sürülmemiş arazi. Ön bölge. Sahil çıkıntısı. Çıkıntı.
Cliffs : Uçurum. Çok sarp kayalık tepe.
Nasal bone : Kısmen burun boşluğunu örten, birleşerek burunun köprüsünü meydana getiren iki kemik.
Nasal synonyms : accentuation, conks, cape, nasals, accent intensive, adams apple, beak, active voice, bill, conking, ablaut, rhinal, turbinate bone, ablative, accidence, abstract noun, headland, active verb, action noun, actif, accent of group, accusative, high pitched, os nasale, capes, coracoid, pinched, action verb, adenoidal, adjektive.
Nasal zıt anlamlı kelimeler, Nasal kelime anlamı
Low : Az. Düşük. Ucuz. (ses) yavaş. Böğürme. Yıkmak. Böğürmek (inek veya öküz). Böğürmek. Alçak.
Vowel : Ciğerlerden gelen havanın ağız kanalında herhangi bir engele uğramadan yalnız ses yolundaki daralma veya genişleme ile çeşitlenen, dil ve dudakların oluşturduğu ses: a, e, ı, i, o, ö, u, ü. Sesli harf. Ünlü. Sesli. Ünlü harf.
Nasal ingilizce tanımı, definition of Nasal
Nasal kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to the nose. An elementary sound which is uttered through the nose, or through both the nose and the mouth simultaneously.

Bu kısımda Nasal kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Nasal ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Nasal anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Nasal ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.