Low türkçesi Low nedir
- Alçak.
- Yıkmak.
- Böğürmek.
- Az.
- Düşük.
- (inek) böğürmek.
- Böğürmek (inek veya öküz).
- (ses) yavaş.
- Böğürme.
- Ucuz.
- Bilgisayar alanında kullanılır.
Low ile ilgili cümleler
English: Ali decided to lay low for a few days.
Turkish: Ali birkaç gün gizlenmeye karar verdi.
English: Ali believes he has a very low carbon footprint.
Turkish: Ali çok düşük karbon miktarına sahip olduğuna inanıyor.
English: Ali always speaks in such a low voice that I can barely understand what he says.
Turkish: Ali her zaman öyle kısık sesle konuşur ki ne söylediğini ben zar zor anlayabiliyorum.
English: Ali complained about his low salary.
Turkish: Ali düşük maaşı hakkında şikâyette bulundu.
English: Ali is such a diffident man. He seems to have quite low self-esteem.
Turkish: Ali böylesine çekingen bir adam. O oldukça kendine güvensiz gibi görünüyor.
Low ingilizcede ne demek, Low nerede nasıl kullanılır?
Low alloy steel : Düşük alaşımlı çelik. Az alaşımlı çelik.
Low angle shot : Alt açı. Alttan görüş. Alıcının, yatay ekseni üzerinde, merceği yukarıya dönük olarak yerleştirilmesi, böylece aşağıdan yukarıya doğru eğik bir görüşün ortaya çıkması durumu. Aşağıdan. Kontrplonje. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Low battery : Düşük akü. Düşük pil.
Low blood pressure : Düşük tansiyon.
Low buildings zone : İki kattan yüksek olmayan yapıların yer aldığı ve yapı düzeninin ancak bu yükseklikteki yapıların yapılmasına elverişli bulunduğu kent bölgesi. Alçak düzen bölgesi.
Low cost housing : Dargelirli ya da yoksul ailelerin barınabilecekleri, tutmalığını ya da ederini ödeyebilecekleri ölçüde ucuz, gösterişçi öğeleri bulunmayan, toplumsal amaçlarla yaptırılmış, genellikle devletçe desteklenen konut. bk. toplumsal konut, halk konutu. Sosyal konut. Düşük maliyetli konut. Ucuz konut.
Low consumption : Ekonomik. Az tüketen.
Low court : Mahkeme.
Low carbon martensite : Düşük karbonlu martensit.
Low definition : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Satır sayısı yeterince seçiklik sağlayamayacak kadar az olan yayın ölçünü; örneğin saniyede 405 ve 441 satırlar. Düşük seçiklik.
İngilizce Low Türkçe anlamı, Low eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Low ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Fallings : Düşen. Sukut. Düşme. Alçalan. Düşüş (uyuşturucu vb etkisinden). Düşüş.
Hypo : Alt. İşlemede saptama aşamasında en çok kullanılan kimyasal özdek (sodyum hiposülfit, tiyosülfit, na2 s2 o3 . 5h2 o) ya da eriyiği. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Alt, altında. az, noksan. Hipo. Aşağı. Hipo-.
Accent char : Vurgu karakteri.
Cheesy : Peynir kıvamında. İşe yaramaz. Berbat. Kötü. Peynire benzeyen. Peynirli. Tapon. Sıradan. Peynir gibi. Peynirimsi.
Abortus : Düşürülen çocuk. Aldırılmış veya düşürülmüş fetüs (tıp veya medikal terimi).
Blackguard : Sövüp saymak. Küfretmek. Edepsiz kimse. Küfürbaz. İt. Terbiyesiz. Hain. Alçak herif. Hergele.
Mooing : Böğürtü. Möö. Mö.
Degree : Sıralayıcı bir ölçüm boyutu ya da ölçme aracının birbirini izleyen konumlarından her biri. Karşılaştırmalı üstünlük derecesi (dilbilgisi terimi). Mevki. Evre. Sıralı notalar. Aşama. Derece. Mertebe. Lisans. Ayar.
Confounding : Şaşırtma. Bozmak. Kafasını karıştırmak. Etki karışımı. Kahretmek. Çelişen. Şaşırtmak. Şaşırtıcı. Utandırmak.
Access key : Erişim anahtarı. (internet, bilgisayar) bilgisayar kullanıcısının klavyeyi kullanarak anında bir web sitesinin belirli bir bölümüne atlamasına izin veren tuş. Erişim tuşu.
Low synonyms : low set, ground hugging, flat growing, low altitude, low growing, lowset, less, insufficiently, bellowed, dashes, littler, under, abbreviate, black guard, bell, cheapo, abortions, abort sequence, failed, nether, baggier, defeat, batter down, dime, cut up, rock bottom, deep, caitiff, abort, tallness, level, abstract syntax tree, confounds.
Low zıt anlamlı kelimeler, Low kelime anlamı
High : Yüksek basınçlı bölge. Büyük vites. Kabarmak. Zirve. Rekor. Yüksek yer. Necip. Lise. Direnmek. Uçma.
Superior : Satırın üstüne basılmış. Üstün kimse. Üstünlük taslayan. Üstün. Yüksek. Üstteki. Üst orun. Üst. Asil.
Tall : Boylu boslu. Uzun. Tığ gibi. Uzun boylu. Abartılı. Servi boylu. Yüksek. Boylu. ...boyunda. Levent.
Low antonyms : up.
Low ingilizce tanımı, definition of Low
Low kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To burn. Fire. Not on high. Not aloft. Not high or elevated. A hill. To depress. As, low ground. To make the calling sound of cows and other bovine animals. To lower. To moo. A light. A mound. Depressed in comparison with something else. The calling sound ordinarily made by cows and other bovine animals. The lowest trump dealt or drawn. A low flight. In a low position or manner. To blaze. A grave. Near the ground. Occupying an inferior position or place. The lowest trump, usually the deuce. A flame.

Bu kısımda Low kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Low ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Low anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Low ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.