Ucuz nedir, Ucuz ne demek
Ucuz; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.
"Ucuz" ile ilgili cümleler
- "Bu gerçeği dile getirenleri felaket habercisi diye nitelemek ancak ve sadece ucuz politikacı ağzına yakışır." - A. Boysan
- "Geceleri tiyatroların önünde saatlerce bekleyerek ucuz yerlere yerleşirdik, sevdiğimiz piyesleri seyrederdik." - Y. K. Beyatlı
- "Biletçi teşekkür etmekten, ben de bu kadar ucuz teşekkür toplamaktan kurtulduk." - B. Felek
Bilimsel terim anlamı:
Benzerlerine ve aynı özellikte bulunanlara göre birim değeri düşük olan.
İngilizce'de Ucuz ne demek? Ucuz ingilizcesi nedir?:
cheap
Ucuz tanımı, anlamı:
Ucuz atlatmak : Zor veya tehlikeli durumdan az zararla sıyrılmak.
Ucuz etin yahnisi yavan olur : "ucuza mal olan şeyler niteliksizdir" anlamında kullanılan bir söz.
Ucuz pahalı dememek : Yüksek veya düşük fiyatlı olduğuna bakmamak.
Ucuza çıkmak : Yaptırılan bir şey az masrafla elde edilmek.
Ucuza gitmek : Basit, kolay, önemsiz olarak değerlendirilmek.
Ucuza kapatmak : Ucuza almak, fırsatı değerlendirmek.
Ucuz halkçılık : Halkçılığı basit ve kolay yoldan yapma işi.
Bedavadan ucuz : Çok ucuz.
Sudan ucuz : Çok ucuz, bedava.
Ucuz alan pahalı alır : "ucuz olan mal çabuk eskir, pahalıya alınmış gibi olur" anlamında kullanılan bir söz.
Ucuzca : Ucuz olarak, ucuz bir biçimde.
Ucuzcu : Her şeyin ucuzunu arayan. Malını ucuz satan.
Ucuzculuk : Ucuzcu olma durumu.
Ucuzdur vardır illeti pahalıdır vardır hikmeti : "ucuz şeylerin ucuzluğuna tamah etmemeli, pahalı şeylerin de pahalılığından korkulmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.
Ucuzlama : Ucuzlamak durumu.
Ucuzlamak : Fiyatı inmek. Kolaylıkla elde edilir ve duyulur olmak.
Ucuzlatılma : Ucuzlatılmak işi.
Ucuzlatılmak : Ucuzlatma işi yapılmak.
Ucuzlatma : Ucuzlatmak işi.
Ucuzlatmak : Kolaylıkla elde edilir duruma getirmek. Fiyatını indirmek.
Ucuzluk : Ucuz olma durumu. Yasal bir işlemle her şeyin asıl fiyatından ucuza satıldığı dönem.
Ucuzuna : Ucuz olarak, ucuzca.
Fiyat : Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki. Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı. Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha.
Paha : Değer, fiyat, eder.
Düşük : Eski değer ve onurunu yitirmiş olan. Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış. İktidardan düşmüş veya düşürülmüş. Az. Dil bilgisi kurallarına uymayan. Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, bağan, sakıt.
Fiyatlı : Fiyatı olan. Pahalı.
Pahalı : Fiyatı yüksek olan, ucuz karşıtı.
Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.
Emek : Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, zahmet. Uzun ve yorucu, özenli çalışma. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci.
Az : Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik, çok karşıtı. Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak. Azot elementinin simgesi.
Elde : Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı.
Bayağı : Gerçekten. Oldukça, epey. Aşağılık, pespaye. Herhangi bir özelliği olmayan, sıradan, alelade. (ba'yağı) Hemen hemen, âdeta. Basit, adi, amiyane, banal.
Ucuz alan, pahalı alır : ucuz olan mal çabuk eskir, pahalıya alınmış gibi olur anlamında kullanılan bir söz.
Ucuz atlatmak : zor veya tehlikeli durumdan az zararla sıyrılmak. İlgili cümle: "Bizim tekrar tekrar dinlemeyi sevdiğimiz bu fıkrayı anlatırken o hâlâ bu işten ucuz kurtulmuş olmasının heyecanını duyardı." A. Ş. Hisar.
Ucuz dutmak : Aşağı görmek, değere vermemek.
Ucuz eder : Düşüncel belirli ölçülere uygun düşük eder.
Ucuz emek ülkeleri : İşgücünün bol olması nedeniyle ücretlerin göreli olarak çok düşük olduğu az gelişmiş ülkelere gelişmiş ülkeler tarafından verilen ad.
Ucuz konut : Dargelirli ya da yoksul ailelerin barınabilecekleri, tutmalığını ya da ederini ödeyebilecekleri ölçüde ucuz, gösterişçi öğeleri bulunmayan, toplumsal amaçlarla yaptırılmış, genellikle devletçe desteklenen konut. bk. toplumsal konut, halk konutu.
Ucuz para : Düşük faiz oranlarından sağlanan kredi. bk. ucuz para politikası
Ucuz para politikası : Faiz oranını düşürerek kredi miktarını artırmayı hedefleyen genişletici para politikası.
Ucuz satış : Yüksek ederle satılamayan ya da zor satılan çeşidi kalmamış malların ucuz ederle satılması.
Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti : ucuz şeylerin ucuzluğuna tamah etmemeli, pahalı şeylerin de pahalılığından korkulmamalıdır anlamında kullanılan bir söz.
Ucuz ile ilgili Cümleler
- Bu spiralli defterler çok ucuz.
- Ucuz bir otelde kaldı.
- Çin'den aldığınız el çantası ucuz görünüyor.
- Ucuz bir otelde kalarak seyahat giderlerini tasarruf etti.
- Lütfen böyle yüksek sesle şarkı söylemeyi bırakır mısın? Bu ucuz bir içki içme yeri değil.
- Ucuz atlattık.
- Bu ucuz ama kalitesi o kadar iyi değil.
- Ucuz bir otel arıyorum.
- O çok ucuz bir sinema bileti aldı.
- Ucuz bir otelde geceledik.
- Ucuz bir otelde geceyi geçirdik.
- Kağıt kase ucuzdur.
- Çin'den aldığın el çantası ucuz görünüyor.
- Ucuz bir motosiklet satın aldım.
Diğer dillerde Ucuz anlamı nedir?
İngilizce'de Ucuz ne demek? : adj. catchpenny, cheap, inexpensive, dime, dirt cheap, giveaway, keen, low, trumpery, two bit
adv. cheaply, low
Fransızca'da Ucuz : bon marché, à bas prix, à bon marché, d'occasion
Almanca'da Ucuz : adj. billig, gering, wohlfeil
Rusça'da Ucuz : n. дешевка (F)
adj. дешевый, недорогой, бедный
adv. дешево


Bu kısımda Ucuz nedir? Ucuz ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ucuz tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ucuz hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.