Nasal cavity türkçesi Nasal cavity nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Geniz boşluğu.
  • Geniz.
  • Burun boşluğu.
  • Nazal kavite.
  • Burun içinde bulunan ve üzerindeki mukoza örtüsü kısmen koklama sinirleri ile donanmış olan bir çift boşluk.

Nasal cavity ingilizcede ne demek, Nasal cavity nerede nasıl kullanılır?

Nasal : Genizden veya burundan gelen. Genizsel. Burun ile ilgili. Geniz ünsüzü. Burun kemiği. Buruna ait. Burun. Hayvanlarda burun veya koku alma duyu organına ait. Genizsi ses (fonetik).

Cavity : Diş çukuru. İçi parlatılmış, değişmez sıcaklıkta kalabilen bir küre ve çok küçük bir delik. bu delikten içeri gönderilen ışık içerde sonsuz sayıda yansır; böylece ışık tüm soğurulmuş olur. bu da kara cisim koşulunu sağlar. Delik. Çukur. Çürük. Kovuk. İçi boş oyuk. Akımmıknatıssal dalgalarla belirli sıklıkta çınlanıma giren uygun boyutlu boş oylum. Fizik, uzay, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kavite.

Nasal acariosis : Burun akariyozisi. Köpeklerin burun boşluğu veya sinüslerine yerleşen pneumonyssus caninum adlı akarın neden olduğu hafif bir burun yangısıyla belirgin enfestasyon.

Nasal bone : Burun kemiği. Kısmen burun boşluğunu örten, birleşerek burunun köprüsünü meydana getiren iki kemik.

Nasal capsule : Nazal kapsül. Burun deliklerini kapatan yapı.

 

Nasal congestion : Burun tıkanması. Burun tıkanıklığı.

İngilizce Nasal cavity Türkçe anlamı, Nasal cavity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nasal cavity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Epipharynx : Yutak üstü. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Epifarinks. Sineklerin kan emmek üzere dokuyu delmek için kullandıkları üst dudak parçası. Nazofarenks. Epifarenks.

Acacia : Salkım ağacı. Arap zamkı. Akasya. Mimoza. Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Abiyotik çevre. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Yerdomuzu. Karınca yiyen. Borudişli.

 

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Sinus : Koyunun parmakları arasındaki deri çukurluğu. Atgillerde v. buccalis’in, ramus mandibulae'nin ön kenarında genişleyerek oluşturduğu toplardamar boşluğu. Beyindeki kirli kan kanalı. Sinus petrozus dorsalis. Oygu. Kalpte sağ ve sol vv. pulmonales ile sol kulakçık arasında bulunan boşluk. Valvulae semilunares kesiminde aorta duvarının yaptığı genişleme. Sinus frontalis. Sinus prostatikus. Etçillerde anüsün çevresindeki bezsel kese.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Nasal cavity synonyms : nasal fossa, a chromosome, a protein, nasal fossae, cavum nasi, sinuses, aardwolf, abductor muscle, abacus bodies, abiotic factor, a cells, aardvarks, nasal passage.