Accenting türkçesi Accenting nedir

Accenting ingilizcede ne demek, Accenting nerede nasıl kullanılır?

Accent bar : Vurgu çubuğu.

Accent char : Vurgu karakteri.

Accent color : Diğer renk.

Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.

Accent mark : Ayırıcı işaret. Nasıl telaffuz edildiğini göstermek için harfin üstüne veya altına konulan işaret (arapça 'da, ispanyolca 'da, vs. kullanılan). Aksan işareti.

Fixed accent : Durağan vurgu.

Oratorical accent : Ayta vurgusu. Bir nutku, bir tartışmayı etkili kılan konuşma vurgusu.

Accent of group : Grup vurgusu. Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: ‘pencere perdesi; ço’cuk arabası; ‘mor menekşe; ‘yarın geleceğim; ‘nasıl bir iş vb.

Affect an accent : Aksanlı konuşmak. Aksan takınmak.

 

Circumflex accent : İnceltme işareti. Uzatma imi. İnceltme-uzatma vurgusu. Ünlem vurgusu. Cümlelerde aynı hece üzerinde, kuvveti önce yükselen sonra azalan vurgu: ayşee! heey bana baksanaa! eyvaah! ooh canıma deysin! vb.

İngilizce Accenting Türkçe anlamı, Accenting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accenting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Highlighting : Seçkili parlatma. Belirtme. Belirten. Önemini vurgulama.

Dwell on : Bir konu üzerinde durmak. Çok düşünmek. Üzerinde durmak (bir konu). Uzatarak söylemek. Üzerinde kafa patlatmak. Üstelemek. (bir konunun) üzerinde durmak.

Discoursed : Söylev vermek. Söylemek. Ayrıntılı bir şekilde konuşmak. Söylev. Bahsetmek. İşlemek. Söylem. Ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak. Konuşmak.

Highlight : Önemli olay. İlgi çekici olay. İlginç olay. -e dikkati çekmek. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. En önemli bölüm. Altını çizmek. Belirtmek (altını çizerek). Işıkla vurgulamak.

Accentutation : Bir soru ya da görüşme çizinliğinde belli sözcük ya da anlamlara ilgi ve yoğulumu sağlamak üzere başvurulan sözlü ya da yazılı belirtim.

Emphasizes : Belirtmek. Önemle belirtmek. Üstünde durmak. Üstüne basmak. Vurgu yapmak. Altını çizmek. Önemini belirtmek.

Accentuates : Önemle belirtmek. Önem vermek.

Emphasized : Önemi belirtilmiş. Önemini belirtmek. Vurgulanmış. Belirtilmiş. Ağırlık verilmiş. Israrla söylenmiş. Üzerinde durulmuş.

Keynotes : İlkeleri anlatmak. Parti programı. Ana nota. Açılış konuşması yapmak. Temel düşünce. Dayanak. Açış konuşması yapmak. Esas nota. İlke.

 

Accenting synonyms : accentuating, underlines, emphasize, give points to, give point to, emphasise, brought out, emphasis, underscoring, keynoted, keynote, accentuate, emphasising, discourses, underline, elaborate, discoursing, accent, elaborates, discourse, bring out, action, accentuation, emphasizer, deliberate, emphasizing, accentuated, emphases, underlying.