Accentuating türkçesi Accentuating nedir

Accentuating ingilizcede ne demek, Accentuating nerede nasıl kullanılır?

Accentuation : Vurgu işaretlerini koyma. Vurgulama. Vurgu işaretleri koyma. Önemle belirtme. Vurgulu okuma. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Ahenk vurgusu. Belirtme.

 

Accentuate : Vurgulu okumak. Üzerinde durmak. Önem vermek. Vurgulamak. Önemle belirtmek.

Accentuated : Vurgulu okumak. Üzerinde durmak. Vurgulanan. Vurgulanmış. Üzerinde durulmuş. Üzerinde durulan. Vurgulamak.

Accentuates : Önemle belirtmek. Önem vermek. Üzerinde durmak. Vurgulamak. Vurgulu okumak.

Accentuator : Vurgulama devresi. Konuşmasını vurgu ile telaffuz eden kimse. Önemini belirten kimse. Aksentuvator. Vurgulayan kimse.

Accentually : Aksana uygun bir biçimde. Aksan veya vurgu ile ilgili olarak. Aksana uygun bir şekilde.

Unaccentuated : Vurgulanmayan. Üzerinde durulmayan. Tonlanmayan.

Accentual : Vurgulanan. Önemi belirtilen. Vurgu ile ilgili ve vurgu ile nitelenen. Vurgulu.

İngilizce Accentuating Türkçe anlamı, Accentuating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accentuating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accentutation : Bir soru ya da görüşme çizinliğinde belli sözcük ya da anlamlara ilgi ve yoğulumu sağlamak üzere başvurulan sözlü ya da yazılı belirtim.

Emphasise : Belirtmek. Daha iyi bir şekilde açıklamak. Daha açık bir şekilde açıklamak. Altını çizmek. Vurgu yapmak. Üstünde durmak. (britanya ingilizcesi) vurgulamak. Daha belirgin bir şekilde ortaya çıkarmak (örneğin, the skirt she is wearing emphasises her waist {giydiği etek belini ortaya çıkarıyor}) (emphasize olarak da yazılır). Önemini belirtmek.

Discoursed : Bahsetmek. Söylev. Söylemek. Söylev vermek. Ayrıntılı bir şekilde konuşmak. Konuşmak. İşlemek. Ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak. Söylem.

 

Emphasized : Vurgulanmış. Üzerinde durulmuş. Ağırlık verilmiş. Önemini belirtmek. Israrla söylenmiş. Belirtilmiş. Önemi belirtilmiş.

Keynoted : İlkeleri anlatmak. Temel düşünce. Parti programı. Dayanak. İlke. Esas nota. Açış konuşması yapmak. Ana nota. Açılış konuşması yapmak.

Highlight : Bir resimde çok çiğ ışıkla aydınlatılmış ya da aşırı ışıklanmış bölge. En önemli bölüm. Parlak nokta. Belirtmek (altını çizerek). İlginç olay. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Aydınlatmak. İlgi çekici olay. Altını çizmek.

Elaborate : Ayrıntılı bir şekilde hazırlamak. Özen göstermek. Özenli. Ayrıntıyla donatmak. İncelikli. İnce işle ve emekle meydana getirmek. Dikkatle hazırlanmış. Karmaşıklaştırmak. Ayrıntılı. Detaylı.

Bring out : Belli etmek. Piyasaya sürmek. Yayınlamak. Yapmak (yeni bir şeyi). Görülmesini sağlamak. Üretmek. Cesaret vermek. Ortaya çıkarmak. Meydana çıkarmak.

Deliberate : Emin. Düşünmek. Ölçünmek. Temkinli. Danışmak. Tedbirli. Dikkatli. Ölçüp biçmek. Tasarlanmış.

Accentuating synonyms : give points to, accentuation, emphases, keynotes, accenting, emphasizing, underlines, emphasizes, accent, keynote, dwell on, emphasize, underscoring, accentuates, highlighting, underline, discoursing, accentuate, stress, underlying, brought out, discourses, emphasising, elaborates, accentuated, emphasis, give point to, discourse, action, emphasizer.