Accentutation türkçesi Accentutation nedir

  • [#vurgu Vurgulama].
  • Bir soru ya da görüşme çizinliğinde belli sözcük ya da anlamlara ilgi ve yoğulumu sağlamak üzere başvurulan sözlü ya da yazılı belirtim.

İngilizce Accentutation Türkçe anlamı, Accentutation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accentutation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accentuating : Üzerinde durmak. Vurgulu okumak. Vurgulamak. Vurgulayan.

Emphasis : Verilen önem. Kuvvet. Üzerinde durulan nokta. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Ehemmiyet. Önem. Bir soru'nun, dile getirilişine bağlı olarak belli bir konu, kavram ya da görüşün altını çizmesi ya da buna bağlı olarak belli tür yanıtlardan yana belirebilecek saptırıcı etki. Üzerinde durma. Vurgu.

Highlighting : Belirten. Belirtme. Önemini vurgulama. Seçkili parlatma.

 

Accenting : Vurgulayan. Vurgulamak. Vurgulu okumak. Üzerinde durmak.

Emphasizing : Önemini belirtme. Önemine vurgu yapma. Pekiştiren. Pekiştirme. Üzerinde durma. Vurgu yapma. Belirtme. Ağırlık verme. Israrla söyleme. Daha açık bir şekilde açıklama.

Stress : Fizik, gramer, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Üzerinde durmak. Zor. Etki. Zorlama. Bir nesneye etkiyen yamrultucu kuvvet. Vurgu koymak. Vurgu yapmak. Önemle belirtmek. Stres.

Underscoring : Fon müziği. Altını çizme. Altına çizgi çizmek. Vurgulamak.

Emphases : Üzerinde durulan nokta. Önem. Kuvvet. Şiddet. Bir şeye verilen önem. Verilen önem. Üzerinde durma. Vurgu. Ehemmiyet.

Underline : Mim koymak. Altını çizme. Altını çizmek. Vurgu yapmak. Alt çizgi. Altçizgi. Vurgulamak. Önemle vurgulamak.

Accentuation : Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Harekeleme. Vurgu. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Vurgu işaretleri koyma. Önemle belirtme. Vurgulu okuma. Ahenk vurgusu.

 

Accentutation synonyms : action, accent, emphasising, underlines, underlying.