Deliberate türkçesi Deliberate nedir
- Tartmak.
- Temkinli olmak.
- Kasti.
- Planlanmış.
- Danışmak.
- Üzerinde durmak (düşünmek vb).
- Ağır.
- Düşünmek.
- Üzerinde durmak.
- Tedbirli.
- Emin.
- Üzerinde tartışmak.
- Kasıtlı.
- Tasarlanmış.
- Temkinli.
- Ölçünmek.
- Tartışmak.
- Dikkatli.
- Ölçüp biçmek.
Deliberate ile ilgili cümleler
English: Ali deliberately broke the window.
Turkish: Ali pencereyi kasten kırdı.
English: She looked at me in a deliberate way and left the meeting room.
Turkish: Kasıtlı bir şekilde bana baktı ve toplantı salonundan ayrıldı.
English: Ali is being deliberately deceptive.
Turkish: Ali kasten aldatıcı oluyor.
English: Ali deliberately made this mistake.
Turkish: Ali bu hatayı kasten yaptı.
English: He told deliberate lies.
Turkish: O, kasıtlı yalanlar söyledi
Deliberate ingilizcede ne demek, Deliberate nerede nasıl kullanılır?
Deliberate attack : Planlı saldırı. Hazırlıklı taarruz. Planlı taarruz. Amaçlanmış saldırı. Kasti saldırı. Tasarlanmış saldırı.
Deliberate entry barriers : Aksak rekabet piyasalarında firmaların sınır limit fiyat uygulaması gibi bilinçli olarak seçtikleri yöntemlerle yeni firmaların piyasa girişini engellemesi. Kasıtlı giriş engelleri.
Deliberate planning : Tasarlanmış plan. İnce düşünülüp hazırlanmış plan. Amaçlı planlama.
Deliberated : Kasti. Tartmak. Düşünmek. Tartışmak. Danışmak. Ölçüp biçmek. Üzerinde tartışmak. Temkinli olmak. Ölçünmek. Üzerinde durmak (düşünmek vb).
Deliberately : İncelikli bir şekilde. İnadına. Kasten. Bilerek. Bile bile. Mahsus. Tasarlayarak. Kasıtlı olarak. Kasti olarak.
Indeliberate : Kasıtsız.
Deliberating : Müzakere eden. Üzerinde tartışmak. Danışmak. Düşünmek. Tartmak.
Deliberatively : Amaçlı bir şekilde. Bilinçli olarak. Planlı bir şekilde. Düşünceli bir şekilde. Tedbirli olarak. Bile bile. Saygılı bir şekilde. Görüşmeye dayalı bir şekilde. Tasarlayarak. Bilinçli bir şekilde.
Deliberative : İhtiyatlı. Müzakereye ait. Düşünen. Tedbirli. Üzerinde düşünülmüş. Görüşmeye dayalı. Düşünceli. Bilinçli.
Deliberates : Kasti. Tartmak. Üzerinde tartışmak. Düşünmek. Temkinli olmak. Tartışmak. Danışmak. Ölçüp biçmek. Ölçünmek. Üzerinde durmak (düşünmek vb).
İngilizce Deliberate Türkçe anlamı, Deliberate eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Deliberate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Canniest : Rahat. Hünerli. Sessiz. Cazip. Zarif. Hoş. Sakin. İdareli. Kurnaz.
Contemplated : Üzerinde düşünülmüş. Dalmak. Süzmek. Niyet etmek. Seyretmek. Tasarlamak.
Fiduciaries : Güvene dayanan. Emanet. Saymaca. Yedi emin. Mutemede ait. Başkasına ait mal. Mütevelli. Mutemet.
Accentuate : Önem vermek. Vurgulu okumak. Vurgulamak. Önemle belirtmek.
Felonious : Suçlu. Canice. Suçla ilgili. Suça yönelik. Cürümle ilgili. Cani.
Discourses : Nutuk. Araştırma. İşlemek. Söylev. Konuşma. Ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak. Ayrıntılı bir şekilde konuşmak. Söylemek. Konuşmak.
Contemptuous : Kibirli. Küçültücü. Hor gören. Aşağılayıcı. Küçük gören. Küçümseyici. Hakir gören. İstihfafkar.
Intentional : İçlemsel. Yönelimsel. Bile bile. İsteyerek yapılan. Maksatlı. Bile bile yapılan. Mahsus.
Cautious : Müdebbir. Basiretli. İhtiyatlı. Sakıngan. Önemli. Sakınan.
Deliberate synonyms : deliberates, bickers, bethought, chariest, argufied, calculates, consults, cagey, deliberative, elaborate, cannier, allowing, acuter, gaged, discoursed, argue, studied, argued, projected, advise, firm, bandying, chew, discourse, circumspect, advised, deepest, gaging, debate with oneself, intendeds, bethink, assureds, abstinent.
Deliberate zıt anlamlı kelimeler, Deliberate kelime anlamı
Hurried : Aceleye gelen. Acele. Telaşla yapılmış. Aceleyle yapılmış. Acele içinde olan. Aceleyle yapılan. Acele eden. Telaşlı. İvedi.
Unintended : Kasıtsız. İstemeden yapılan.
Deliberate ingilizce tanımı, definition of Deliberate
Deliberate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To reflect. To ponder. Sometimes with on, upon, about, concerning. Circumspect. To weigh the arguments for and against a proposed course of action. Carefully considering the probable consequences of a step. As, to deliberate a question. To consider the reasons for and against. To consider maturely. To hesitate in deciding. As, a deliberate judge or counselor. To consider. Weighing facts and arguments with a view to a choice or decision. Slow in determining. To take counsel with one`s self. To reflect upon. To weigh in the mind. Applied to persons.

Bu kısımda Deliberate kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Deliberate ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Deliberate anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Deliberate ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.