Deliberating türkçesi Deliberating nedir

Deliberating ile ilgili cümleler

English: The jury began deliberating on Monday.
Turkish: Jüri pazartesi günü görüşmeye başlayacak.

Deliberating ingilizcede ne demek, Deliberating nerede nasıl kullanılır?

Deliberation : Temkin. Düşünüp taşınma. Kafa yorma. Dikkat ve itina. Danışma. Tartışma. Kafa yorma (argo terim). Uzun uzun düşünme. İhtiyat. Düşünme.

Deliberations : Tedbirli olma. Müzakereler. İhtiyat. Danışma. Kafa yorma (argo terim). Üzerinde düşünme.

Deliberative : Müzakereye ait. Tedbirli. Üzerinde düşünülmüş. Görüşmeye dayalı. İhtiyatlı. Bilinçli. Düşünceli. Düşünen.

Deliberatively : Amaçlı bir şekilde. Bile bile. İsteyerek. Tedbirli olarak. Bilinçli bir şekilde. Planlı bir şekilde. Görüşmeye dayalı bir şekilde. Tasarlayarak. Bilinçli olarak. Düşünceli bir şekilde.

Deliberativeness : Ağırlık. İhtiyatlılık. İsteyerek olma durumu. Amaçlılık. Planlanmış olma. Planlılık. Bilinçlilik. Tasarlamış olma durumu. Tedbirlilik. Bile bile olma durumu.

Deliberate : Ağır. Danışmak. Üzerinde durmak. Kasti. Emin. Tasarlanmış. Ölçünmek. Üzerinde tartışmak. Tartmak. Planlanmış.

Deliberate entry barriers : Aksak rekabet piyasalarında firmaların sınır limit fiyat uygulaması gibi bilinçli olarak seçtikleri yöntemlerle yeni firmaların piyasa girişini engellemesi. Kasıtlı giriş engelleri.

 

Deliberateness : Tedbirlilik. Teenni. Düşüncelilik. Dikkatlilik. Kasıt.

Deliberator : Bile bile davranan. Planlayan. Tartışan. Tasarlayarak davranan. Düşünen kimse. Amaçlayan.

Deliberate attack : Kasti saldırı. Tasarlanmış saldırı. Hazırlıklı taarruz. Planlı saldırı. Amaçlanmış saldırı. Planlı taarruz.

İngilizce Deliberating Türkçe anlamı, Deliberating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deliberating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Measures : Önlem. Ayarlamak. Miktar. Önlemler. Had. Ölçmek. Dikkatle bakmak. Tedbir. Süzmek.

Gaging : Miktar. Düelloya davet için yere atılan eldiven. Rehin vermek. Ölçmek. Bahse girmek. Kalibresini ölçmek. Ölçü. Teminat. Bahis.

Debate with oneself : Düşünüp taşınmak.

Deliberates : Kasti. Ölçüp biçmek. Tartışmak. Ölçünmek. Temkinli olmak. Üzerinde durmak (düşünmek vb).

Debate : Düşünüp taşınmak. Çekişme. Tartışma. Tartışmak. Açık oturum. Görüşme. Münakaşa etmek. Bir yöneticinin yönetiminde, belirli bir konunun uzmanlar, ilgililer arasında tartışılıp aydınlatılmasını amaçlayan izlence. Çok düşünmek. Çekişmek.

Bethought : Üzerinde düşünmek. Anımsanan. Anımsanmış. Anımsamak. Kafa yormak. Hatırlamak.

Word : Belli bir amaç için bir birim olarak düşünülmesi uygun düşen bir damga dizgisi. Lügat. Parola. Bilgi. Sözcüklerle anlatmak. Sözcük. Haber. Mesaj. Anlatmak. Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. ilişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb.

 

Think : Planlamak. Tahmin etmek. Zannetmek. Aklına sığdırmak. Aklından geçirmek. Fikirleşmek. Beklemek. Tasavvur etmek. Saymak.

Weighing : Tartım. Tartı. Tartma. Ağırlığında.

Cerebrated : Beynini çalıştırmak.

Deliberating synonyms : bethinks, advises, confer with, consideration, chew, gaged, account, confer, consulted, discussion, consult, give and take, deliberated, plumbed, conferred, deliberate, plumb, associate, gauge, allowing, be pensive, allow, advise with, cerebrating, cerebrates, argue about, debated, gage, cast about, debates, confers, allows, balance.

Deliberating zıt anlamlı kelimeler, Deliberating kelime anlamı

Thoughtless : Düşüncesiz. Patavatsız. Savruk. Kaygısız. Bencil. Hesapsız kitapsız. Dikkatsiz. Ahmak. Pervasız. Tasasız.

Unthoughtfulness : Pervasızlık. Özensizlik. Düşünmezlik. Dikkatsizlik. Düşüncesizlik.