Weighing türkçesi Weighing nedir

  • Ağırlığında.
  • Tartım.
  • Tartma.
  • Madencilik alanında kullanılır.
  • Tartı.

Weighing ile ilgili cümleler

English: Ali seems to be weighing his options.
Turkish: Ali seçeneklerini düşünüp taşınıyor gibi görünüyor.

English: I am weighing myself.
Turkish: Kendimi tartıyorum.

English: The Japanese fiscal authorities are weighing measures to restore public confidence in their economic management.
Turkish: Japon mali otoriteleri ekonomik yönetimlerinde ulusal güveni yenilemek için önlemleri tartıyorlar.

Weighing ingilizcede ne demek, Weighing nerede nasıl kullanılır?

Weighing anchor : Vira etmek. Demir almak.

Weighing bottle : Tartı kabı. Tartım kabı.

Weighing device : Tartma aygıtı. Tartı.

Weighing down : Ağırlık yapmak. Ağırlık edilmiş. Yüklemek. Bastırmak. Ağırlaştırılmış yükü ağırlaştırılmış. Sıkılmış. Ezmek. Bunaltmak. Hükmedilmiş. Ezilmiş.

Weighing machine : Terazi. Büyük baskül. Tartı. Özellikle ağır yükleri tartmaya yarayan kantar. Baskül. Kantar.

Weigh against somebody : Aleyhinde konuşmak. Karşı olmak.

Weigh bridge : Köprü kantar.

Outweighing : Daha ağır gelmek. Ağır gelmek. Ağır basmak. -den daha ağır gelmek. -den daha ağır basmak. -den daha önemli olmak.

Reweighing : Tekrar tartmak.

Weigh against : Aleyhine olmak.

 

İngilizce Weighing Türkçe anlamı, Weighing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Weighing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acid treatment : Ekşitleme. Asitle muamele. Asitle işleme. Asitle arıtma.

Adit : Tünel. Giriş lağımı. Yatay giriş galerisi. Maden galerisi. Maden ocağı ağzı. Giriş. Giriş galerisi. Galeri. Yaklaşım iç yolu.

Scales : İki kefeli terazi. Tartaç. Bir örtünün ilerleme sırasında kırılmasıyle, temelindeki oluşukların örtüdeki daha genç katmanların üstüne gelmiş dilimleri. (kayaçtan ayrılmış kabuksu ince parçalar.). Ölçekler. Terazi. Terazi burcu. Pul. Bakkal terazisi.

Rhythm : Düzen. Ritim. Düzenlilik. Nabız atışı. Bir filmde varlıkların, alıcının deviniminden, çekimlerin biribirini izlemesinden, anlatımın gerilim ve gevşeme noktalarının düzenlenişinden doğan yavaşlık, hızlılık, durgunluk, gerginlik, bekleme duygusunun yarattığı sonuç. Gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Belirli bir ses dizisinin belirli bir düzen içindeki ölçüsü. genel anlamı içinde tartım, sürekliliği gösteren bir ölçüdür. Ahenk. Uyum.

Rhythming : Ahenk. Dizem. Nabız atışı. Düzen. Vezin. Ritim. Uyum. Düzenlilik.

Accident frequency : Kaza sıklığı.

Weight : İtibar. Sıklet. Halter. Yükletmek. Siklet. Ağırlaştırmak. Yük. Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. Önem.

Abandon : Kesmek. Kendini kaptırmak. El etek çekmek. Dayandırmak. Kendinden geçme. Coşku. Terk etmek. Kendini tamamıyla vermek. Yüzüstü bırakmak.

 

Activated carbon : Aktive edilmiş karbon. Sudaki pisliklerin katı karbon tarafından absorbe edilmesi. Emici kömür. Aktif karbon. Aktif kömür. Etkin karbon. Etkinleştirilmiş karbon. Etkin kömür.

Advancing longwall : İlerleyen uzunayak.

Weighing synonyms : acid rock, acetylene lamp, think, weighing device, additional support, advisement, bathroom scale, weigher, abandoned mine, weighers, advance per shift, acidization, deliberation, weighing machine, consideration, the scales, additional flotation, advance heading, acid proof, actinolite.